Objektifiyle 96 ülkeden kadın hikayelerini kayıt altına aldı
- 09:02 5 Ocak 2026
- Güncel
Öznur Değer
WAN - Katalan gazeteci Paula Andreu Nadal, dünyayı karış karış gezerek biriktirdiği kadın öyküleriyle dünyadaki kadın-erkek eşitsizliğini gözler önüne seriyor. 96 ülkede eşitsizliği gözlemleyen ve 33 ülkeyi daha gezecek olan Paula Andreu Nadal, “Eşitsizlikler imtiyazlı Avrupa’dan gördüklerimden çok daha öte. Şu aşamada sadece bir gazeteci olarak gördüklerimi kayıt altına almaya çalışıyorum. Gördüklerimin dünyaya duyurulması gibi bir rol ve misyonum var. Dünyanın her yerinde eşitsizlikler var ama kadınlar dünyanın her yerinde bu eşitsizliğe karşı mücadele ediyor” dedi.
İspanya'nın kuzeydoğu kıyısında bulunan Katalonya Özerk Bölgesi’nin başkenti Barselonalı Katalan gazeteci Paula Andreu Nadal, dünyayı gezerek kadın öykülerini biriktiriyor. Şimdiye kadar 96 ülke gezen Paula Andreu Nadal, erkek egemen sisteme karşı direnen kadınların hikayelerini dinleyerek kadrajı ile fotoğraflıyor. Sayısız direnişçi kadının mücadele öyküsünü dinleyen foto-gazeteci Paula Andreu Nadal, biriktirdiği hikaye ve fotoğrafları kitaplaştırmayı düşünüyor.
Kürdistan’da da Kürt kadın hikayelerini dinleyerek mücadelelerini fotoğraflayan Paula Andreu Nadal, çalışmalarını ve amacını JINNEWS’e değerlendirdi.
‘96 ülkede gözlem yapma imkanı buldum’
Çok gezen ve gözlemleyen bir kadın olarak dünyanın tüm toplumlarında kadın erkek eşitsizliğinin yaşandığını ve buna itiraz edilmesi gerektiğini belirten Paula Andreu, “Kadınların bu anlamda istismar edildiğine tanık olduğumdan dolayı daha iyi bir toplum ve dünya için bu çalışmayı sürdürüyorum. 96 ülkede gözlem yapma ve belirttiğim kapsamda çalışma imkanı buldum. Ama çoğunlukla Nepal’de, Fas’ta, Kolombiya’da çeşitli çalışmam ve kriz durumlarındaki kadın deneyimlerini gözlemledim. Çünkü eşitsizlik bu durumlarda daha görünür oluyor. Evet, günlük yaşamda kadın erkek eşitliği arasında bir uçurum var ama örneğin Fas’taki depremde, Kolombiya’da cinsel istismar suçlarının yüksek olduğunu gözlemledim” şeklinde konuştu.
‘Kürt deneyimi doğru eğitimin değişimin temel etkeni olabileceğini gösteriyor’
Kürdistan’da da bir savaş olduğunu ve bunu gözlemlemek için Kürdistan’a geldiğini ifade eden Paula Andreu, “Kürdistan deneyiminde kadınların içinde yer aldığı 50 yıllık bir öykü var. Seyahat ettiğim tüm ülkeler arasında ilk defa farklı bir yaklaşımla karşı karşıya kaldım. Kadın olmanın çok zor olduğu bir coğrafyada bu kadar kadının direniş içinde olması ve erkeklerin bunu kabullenmiş olması çok dikkatimi çekti. Gittiğim her yerde kadın olduğum için bana yönelik bir cinsel eğilimle karşılaşırken burada erkekler tarafından yoldaşça bir yaklaşımla karşılaştım. Kürt deneyimi, bu dayanışma ve doğru eğitimin değişimin en temel etkeni olabileceğini gösteren bir pratik olarak önümüzde duruyor” sözlerine yer verdi.
‘Erkekler önce eşitsizliği kabul etmeli’
Kürdistan’daki kadın ve erkek eşitsizliği karşısındaki kadın direnişine dikkat çeken Paula Andreu, “Kürdistan deneyimindeki kadınların pratiği ve erkeklerin dönüşümü için sundukları yol, doğru eğitim yolunda alınmış kalıpların geliştirilmesi ve erkeklerin bu eşitsizlik durumunu kabul etmeleri en temel başlangıç noktası olabilir. Eğer erkekler tarafından bu kabul edildikten sonra -ki Kürdistan’da kısmen kabul edilmiş- erkeklere eşitlik bilincinin kazandırılması bu bir aşama olabilir. Daha sonra ise kadınlarla doğru temelde dayanışma sağlanmalı. Bu ikisi sağlandıktan sonra bir eşitliği deneyebiliriz. İspanyolcada bir söz var, ‘Kimse görmek istemeyenler kadar kör değildir.’ Öncelikle erkeklerin bu eşitsizliği görmesi, anlaması ve bilince çıkarması ve daha sonrasında ise bunun değişmesi için eğitimini görmeleri gerekiyor. Çözüm için ilk adım bu olabilir. Yine erkekler kadar kadınların da bu kadın düşmanı politikalara aracı olmaması gerekir. Dünya pratiklerinden gördüğüm kadarıyla birçok kadın bunu bilincinde ve pratiğinde yaşatıyor. Dolayısıyla eğitimi sadece erkek değil kadınlar da almalı. Kadın düşmanlığının kadınların zihninden de sökülüp atılması gerekiyor. Bu bir ilk aşama olsa da mevcut kapitalist sistem içerisindeki tüm eşitsizliklere karşı daha kolektif bir bilinçle hareket edilirse daha iyi bir toplum, düzen, dünya ilişkisi kurulabilir. Toplumu koruyan, dayanışmayı büyüten ve birlikte hareket eden bir yerde durmamız lazım” dedi.
‘Erkeklik imtiyazlarından vazgeçmiş erkeklerin de hikayeleri yazılabilir’
Uluslararası toplum içerisinde Kürt kadın deneyimlerinin görünür olmasına vurgu yapan Paula Andreu, “Gazeteci, aktivist, siyasetçi ve toplumun her alanından kadınların yan yana yaşadıkları erkeklerle eşit düzlemde bir deneyime sahip olduklarını görebiliyoruz. Bu deneyim içinde birçok ülkede erkeğin ‘Neden bizim hikayemizi yazmıyorsunuz. Bizim hikayemiz yazılmaya değer değil mi’ diye soruyor. Ama Kürdistan’ta bununla karşılaşmadım. Erkekler burada bu çalışmayı destekleyici bir yerde duruyor. Bu deneyim çok kıymetli. Bunun uluslararası toplum içinde görünür kılınması için bir çaba olmalı. Erkek hikayeleri yazılmaya değer değil demiyoruz. Ama erkeklik imtiyazlarından vazgeçmiş erkeklerin de hikayeleri yazılıp değerli kılınabilir” ifadelerini kullandı.
‘Eşitsizlikler imtiyazlı Avrupa’dan gördüklerimden çok daha öte’
Çalışmasının bütün eşitsizlikleri görünür kılmayı amaçlayarak başladığının altını çizen Paula Andreu, zamanla bunun daha zor olduğunu gördüğünü belirtti. Eşitsizliklerin sandığından daha derin olduğunu dile getiren Paula Andreu, “Eşitsizlikler imtiyazlı Avrupa’dan gördüklerimden çok daha öte. Şu aşamada sadece bir gazeteci olarak gördüklerimi kayıt altına almaya çalışıyorum. Gördüklerimin dünyaya duyurulması gibi bir rol ve misyonum var. Kendime daha büyük bir rol ve misyon yüklemek isterdim ama eşitsizliğin derinliği buna imkan vermiyor. Dünyanın her yerinde eşitsizlikler var ama kadınlar dünyanın her yerinde bu eşitsizliğe karşı mücadele ediyor. Bütün eşitsizliklere karşı güçlü bir direnişin olduğunu söyleyebilirim. Ben de Avrupalı bir kadın olarak imtiyazlı dünyanın dışına çıkma cesaretini gösterdim. Bu rol ve misyonla hareket ediyorum” diye belirtti.
‘Zamanla öfkemi dayanışmaya döktüm’
“Bu eşitsizlik niçin var” sorusunun kendisini her zaman zorladığını vurgulayan Paula Andreu, dünyanın birçok yerinde kadınların bu durumdan muzdarip olduğunun altını çizdi. Bu durumun kendisinde öfke uyandırdığını kaydeden Paula Andreu, “Zamanla öfkemi dayanışmaya döktüm ve bir gazeteci olarak ne yapabileceğim üzerine düşünmeye başladım. Bir kadının annelik deneyimini, yoksulluk deneyimini sorguladığımda öfkeleniyordum. Gördüğüm, dinlediğim kadın hikayelerinin hepsi çok benzer. Biri diğerinden daha çok etkiledi diyemem ama Kolombiya deneyimi beni gerçekten şoke etti. Çünkü orada hem bir etnik çatışma söz konusu hem narkotik meseleler var hem de zorla savaşa dahil edilen kadınlar var. Hem sivil otorite hem de devlet otoritesi var. Çoklu tecavüze uğrayıp bunun sonucunda çocuk doğuran kadınlar var. Faillerinin hiç yargılanmadığı kadın hikayeleri beni çok zorlamıştı, çok etkilemişti. Çatışma ve kriz süreçlerindeki tüm kadınların hikayesi çok benzer” sözlerini kullandı.
‘Bu çalışma kişisel bir gezi için gittiğim Asya’da başladı’
Bu projesinin, 22 yaşında Asya ülkelerinden Hindistan, Pakistan bölgesinde kişisel bir geziye çıktığı esnada başladığını söyleyen Paula Andreu, “Hindistan ile Pakistan savaşını gözlemledim. Savaşı 3 ay Pakistan’da 3 ay ise Hindistan’da gözlemledim. Ve iki taraf birbirine o kadar çok benziyordu ki bu çatışmanın nedenini anlayamıyordum. Niye insanlar birbirini vuruyor, niçin savaşıyorlar anlayamıyordum. Sadece insani boyutuyla dikkatimi çekiyordu. Fakat o anda savaşın nerede olursa olsun kadın deneyimini ağırlaştırdığını gördüm. Kadının yükü değişmiyor. Asya’daki gözlemim bu çalışmamım başlangıcı oldu. kişisel bir geziye çıkarken, Hindistan ve Pakistan arasında süren savaşta tanık olduklarım beni bir şekilde bu serüvene çekti. Ama daha sonra 25 yaşındayken ilk defa Filipinlerde fotoğraf makinasını bu amaçla kullanmaya başladım. Normalde sanat bölümü mezunuyum ve bu alanda bir şeyler yapmak istiyordum ama kovid-19’a kadar İspanya’ya dönmedim. O döneme kadar 6-7 yıl boyunca Asya’da çalıştım. Bu çalışma yoksulluk ve kriz alanındaki kadın deneyimlerini gözlemlemeyi amaçlıyor. Kovid sonrası İspanya’ya döndüğümde yaptığım çalışmaları bir kez daha gözden geçirdim. İstanbul’a geldiğimde bir kadın gazeteci bana ‘Sen hem foto muhabirisin, hem sanat asistanısın hem gazetecisin hem de insan hakları aktivistisin. Bu üçlüyü kendinde gerçekleştirmiş bir insansın’ dedi. Çalışmalarım da bu bağlamda devam etti. Ben de özgür bir birey olarak bu çalışmayı ömrümün sonuna kadar yürütmek istiyorum” dedi.
‘Çalışmayı ‘Dünyada kadın liderler’ şeklinde kitaplaştırmayı düşünüyorum’
Çalışmasının uzun eğimli bir çalışma olacağını söyleyen Paula Andreu, son olarak şunları söyledi: “İnsanlık tarihi içerisinde kadın liderliğinin günümüzdeki yansıması olarak çeşitli kadın deneyimlerini kayıt altına alıyorum. Şaman kadınlar, rahibe kadınlar gibi kadınların nasıl lider olduğunu kayıt altına almaya çalışıyorum. Şimdiki hedefim beş yıl içinde bunu raporlamak. Sıradaki ülke Etiyopya. Oraya giderek oradaki kadınları gözlemleyeceğim. Onların deneyimlerini dinleyeceğim. İkinci olarak da kadın ve erkeklerin çatışma ve kriz durumlarındaki eşitsizliğini daha görünür kılmayı amaçlıyorum. 5 kıtadan 33 ülkeye daha gitmeyi hedefliyorum. Bu çalışmayı ‘Dünyada kadın liderler’ şeklinde kitaplaştırmayı düşünüyorum. Çalışmam devam ediyor.”







