İnanç temsilcileri: Rojava’daki saldırılara sessiz kalmayacağız

  • 15:18 29 Ocak 2026
  • Güncel
İSTANBUL - Rojava’daki soykırımı ve kadınlara yapılan işkencelere ses çıkarmak için basın toplantısı gerçekleştiren inanç kurumları, katliamın hiçbir dinde kabul görmediğini ve sessiz kalmanın suça ortak olmak anlamına geldiğini söyledi. 
 
Farklı inanç kurumu temsilcileri, İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi’nde Rojava’ya yönelik saldırılar ve burada işlenen katliamlara dair basın toplantısı düzenledi. Basın açıklamasını kurum temsilcileri adına Katrin Nikola okudu.
 
‘Bu kadar acı ile kardeşlik sürdürülemez’
 
Açıklama öncesi kurum temsilcileri konuşma gerçekleştirdi. İlk olarak Demokratik Alevi Dernekleri yönetiminden İmam Şenol söz aldı. İnanç kurumlarının katliama sessiz kalmayacağını dile getiren İmam Şenol, “Zulmün olduğu yerde direniş de olur. Türkiye’nin dediği gibi Suriye’nin birliğinden bahsediyor ama İsrail’in Şam’a 20 kilometre gelmesine ses yok, ama Kürtler için sorun var deniyor. Bin yıldır kardeşiz dediniz, Orta Asya’dan çeteler getirdiniz; bunlar kadınları, çocukları öldürüyor. Nasıl böyle bir arada yaşayacağız? Arındırmaktan, temizlemekten bahsediyorlar. Siz neyi temizliyorsunuz? Bu İttihat Terakki zihniyetidir. Tüm coğrafyada yaşayanlar Arap veya Türk olmak zorunda mı? Biz egemen devletlerin kardeşi değiliz. Bu kadar acı ile kardeşlik sürdürülemez” diye konuştu.
 
‘Halkların eşitliğine inanıyoruz’
 
Süryanilerin yüz yıldır katliama uğradığını belirten Süryani Başkanı Edip Aslan ise 100 yıl önce Colemêrg’den Til Temir’e sürülen Süryanilerin bugün yine katliama maruz bırakıldığını dile getirdi. Edip Aslan, “Halklarla, komşularla barış içinde yaşayalım, önce bir arada yaşayalım istiyoruz. Ne yazık ki halkın yüzde 95’i yok edildi, sürgün edildi. Ancak son bir sene Suriye’deki Alevi ve Hristiyanlara ‘eski rejim kalıntısı’ denilerek saldırıldı. Kadın ve çocuklar rejim kalıntısı mı? Barışın gelmesini istiyoruz ama halkların kardeşliğine değil, eşitliğine inanıyoruz” diye ifade etti.
 
‘Haydut devlet, modern putperestlik’
 
İslamiyet’ten önce Mekke’de cahiliye toplumu bulunduğunu, halkın köleleştirildiğini ve putlara tapıldığını dile getiren İstanbul Din Alimleri Derneği (İDAYDER) yönetiminden Ali Fuat Katip, İslamiyet sonrası ‘insanın kula kul olmasının’ yasaklandığını kaydetti. Medine’de halkların bir arada yaşayabildiğini belirten Ali Fuat Katip, “Allah Ekber diyerek katliam işlediler. Bunun adı zulümdür; kadının saçını kesmek, o kadının onuruna el uzatmak, kadına ‘kölesin’ demektir. ‘Sen devrimci olmayacaksın, hürriyetine sahip çıkamazsın’ demektir. İnanç kurumları olarak zulüm bizden ise biz bizden değiliz diyoruz. Bugün İslam adına fetva veren ve kelle kesilmelerine, evlerin yıkılmasına seyirci kalan alimler var; biz onlardan olmayacağız. Orada hükümet olan haydut, Ortadoğu’da İslam’ın bayraktarlığına soyunmuş ama iktidarı ve silahı putlaştırmış ve modern bir cahiliyeye sürüklemiştir. İslam alimleri, bedeli ne olursa olsun, onlara ‘dur’ diyeceğiz” sözlerini kullandı. 
 
‘Koridor açılmalı’
 
Ardından basın metni okundu. Basın metnini okuyan Katrin Korin, Rojava’da yaşanan katliamın tüm insanlığın vicdanını ilgilendirdiğini belirterek, sessiz kalmanın zulme ortak olmak olduğunu vurguladı. Katrin Korin, “Rojava’ya acilen insani koridorlar açılmalıdır. Hastaların tedaviye erişimi sağlanmalı. Çocuklar ve siviller için gıda ve ilaca ulaşma olanakları yaratılmalı. Yaşam alanlarının güvenli hale getirilmesi için bir an önce sorumluluk alınmalıdır. Uluslararası insani kuruluşlar bölgeye engelsiz biçimde erişebilmelidir. Rojava’da Kobanê ağır bir biçimde ablukaya alınmıştır. Bu abluka yalnızca yaşamı zorlaştırmakla kalmamış; sağlık hizmetlerine erişimin engellenmesi, barınma ve ısınma koşullarının insanlık dışı hale gelmesi nedeniyle çocukların soğuktan donarak hayatını kaybetmesine yol açmıştır. Tedavi edilebilecek hastalıklar ölüme dönüşmekte, çocuklar en temel koruma hakkından mahrum bırakılmaktadır. Bu tablo, dünyanın gözleri önünde işlenen açık bir insanlık suçudur ve derhal sona erdirilmelidir. Topluma, inanç kurumlarına, vicdan sahibi herkese çağrımızdır. Rojava’daki katliama ve insani krize karşı sessiz kalmayın” ifadelerine yer verdi. 
 
‘Barış tesis edilene kadar ses yükseltilecek’
 
Yaşamdan yana, barış için ses olunması çağrısında bulunan Katrin Korin, “Bugün susarsak yarın çok geç olabilir. Çünkü çocuğun daha hayatını kaybetmediği her an, insanlığın ortak vicdanından bir parça daha kopmaktadır. Bizler zulmün karşısında durmaya, yaşamı savunmaya ve Rojava’da barış tesis edilene kadar sesimizi yükseltmeye devam edeceğimizi kamuoyuna ilan ediyoruz” dedi.
 
Açıklama, alkışlarla sona erdi.