Strasbourg’da ‘Cins bilinci’ paneli
- 19:40 1 Mart 2026
- Güncel
HABER MERKEZİ- Strasbourg’da Zîn Kadın Komünü tarafından “Cins bilinci” paneli gerçekleştirildi.
Fransa’da Strasbourg Demokratik Kürt Toplum Merkezi salonunda Zîn Kadın Komünü tarafından “Cins bilinci” başlıklı panel, gerçekleştirildi. Panele konuşmacı olarak TJK-E aktivisti Ayşe Acar Başaran katıldı. Panelde devlet ve iktidar mekanizmalarının erkek egemen karakteri ile günümüzde kadınlara yönelik artan şiddet ve cezasızlık politikaları arasındaki ilişki çok yönlü biçimde ele alındı.
Cins bilincinin tanımı yapıldı
Ayşe Acar Başaran konuşmasına “cins bilinci” kavramını tarihsel ve siyasal bağlamı içinde tanımlayarak başladı. “Cins bilinci yalnızca bir kimlik farkındalığı değildir” diyen Ayşe Acar Başaran, “Bu bilinç, kadının tarih boyunca nasıl konumlandırıldığını, nasıl görünmez kılındığını ve nasıl direndiğini anlamasıdır. Kendi hakikatini tanımayan bir toplum özgürleşemez” ifadelerini kullandı. Kadın özgürlük mücadelesinin özünde bir zihniyet dönüşümü barındırdığını vurgulayan Ayşe Acar Başaran, bunun aynı zamanda toplumsal bir yeniden inşa süreci anlamına geldiğini söyledi.
Ulus devlet erkek egemen zihniyet üzerine kurulu
Devlet ve patriyarka arasındaki tarihsel bağa dikkat çeken Ayşe Acar Başaran, modern ulus-devletin erkek egemen zihniyet üzerine kurulu olduğunu belirtti. “Devlet dediğimiz yapı, tarafsız ve cinsiyetsiz değildir. Erkek egemen akıl tarafından inşa edilmiştir. Hukuk sisteminden eğitim politikalarına, güvenlik anlayışından aile yapısına kadar her alan bu zihniyetle şekillenir” dedi. Kadına yönelik şiddetin bu yapısal sorunun sonucu olduğunu ifade eden Başaran, “Kadın cinayetlerini yalnızca bireysel suçlar olarak görmek gerçeği gizler. Cezasızlık politikaları, yargı pratikleri ve siyasi söylemler bu şiddeti besleyen bir iklim yaratıyor” diye konuştu.
Jineolojî vurgusu
Panelde jineolojî vurgusu geniş yer tuttu. Ayşe Acar Başaran, “Jineolojî, kadınların bilgisini, tarihini ve toplumsal rolünü yeniden açığa çıkarma iddiasıdır. Erkek egemen sosyal bilim anlayışına karşı alternatif bir epistemoloji geliştirme çabasıdır” dedi. Jineolojînin yalnızca teorik bir tartışma zemini olmadığını belirten Ayşe Acar Başaran, “Bu, kadın merkezli bir toplumsal paradigma önerisidir. Ekonomiden siyasete, hukuktan kültüre kadar yaşamın her alanında kadın özgürlükçü bir perspektif inşa etmeyi hedefler” ifadelerini kullandı. Kadınların kendi öz örgütlülüklerini güçlendirmesinin bu paradigmanın temel dayanağı olduğunu söyledi.
Bölgesel barış ve kadın özgürlüğü perspektifi
Ayşe Acar Başaran konuşmasında “Jin, jiyan, azadî” hareketinin Ortadoğu’daki etkisini de kapsamlı biçimde değerlendirdi. “Jin, jiyan, azadî bir sloganın ötesindedir. Bu söz, kadın özgürlüğü ile yaşam ve özgürlük arasındaki kopmaz bağı ifade eder” diyen Ayşe Acar Başaran, kadın öncülüğünde gelişen toplumsal hareketlerin bölgedeki siyasal dengeleri değiştirdiğini ifade etti. “Ortadoğu’da kadınlar ayağa kalktığında yalnızca bir rejim değil, bin yıllık erkek egemen zihniyet sorgulanmaya başlar” diyen Ayşe Acar Başaran, kadınların öncülüğünde gelişen direnişlerin demokratik dönüşüm talebini büyüttüğünü belirtti. Ayşe Acar Başaran, bölgesel barışın da kadın özgürlüğü perspektifi olmadan mümkün olamayacağını söyledi.
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 2025 Demokratik ve Barış Toplum Çağrısı’na da değinen Ayşe Acar Başaran, Kürt sorununun çözüm ekseninde kadınlara düşen öncü role dikkat çekti. Ayşe Acar Başaran, “Demokratik ve barışçıl bir toplum çağrısı, yalnızca çatışmasızlık anlamına gelmez. Bu, yeni bir toplumsal sözleşme demektir. Kadınlar bu sözleşmenin kurucu gücü olmak zorundadır” dedi. Kadınların müzakere süreçlerinde, yerel yönetimlerde ve toplumsal örgütlenmelerde belirleyici rol oynaması gerektiğini vurgulayan Ayşe Acar Başaran, “Kadınların olmadığı bir barış eksik kalır. Kadın özgürlüğü güvence altına alınmadan kalıcı çözümden söz edilemez” ifadelerini kullandı.
Kadınlar barış ve demokrasinin taşıyıcısı
Diaspora koşullarındaki mücadeleye de değinen Ayşe Acar Başaran, Avrupa’daki Kürt kadınların hem yaşadıkları ülkelerde eşitlik ve hak mücadelesi yürüttüğünü hem de demokratik çözüm perspektifini uluslararası alanda görünür kılmaya çalıştığını belirterek “Kadınlar bulundukları her yerde barışın ve demokrasinin taşıyıcısıdır” dedi.
Panel, katılımcıların soruları ve değerlendirmeleriyle devam etti. Değerlendirmelerde Kadın dayanışmasının güçlendirilmesi, genç kadınların örgütlenmesi ve jineolojî çalışmalarının yaygınlaştırılması yönünde öneriler dile getirildi. Etkinlik, demokratik ve barışçıl bir toplum inşasında kadınların öncü rolünü büyütme çağrısıyla sona erdi.







