14 yıl süren davanın karar duruşması ertelendi

  • 19:44 21 Nisan 2026
  • Güncel
ANKARA - KESK’li kadınların 14 yıldır süren davasının karar duruşmasında heyet, delil değerlendirmek üzere duruşmayı pazartesiye erteledi. 
 
Kamu Emekçileri Sendikası Konfederasyonu (KESK) kadın sendika yöneticileri, 13 Şubat 2012’de, 25 Kasım ve 8 Mart etkinlikleri ile Kürt sorununun demokratik çözümü talebiyle barış mücadelesini kadın mücadelesiyle birleştirme çabalarına ilişkin faaliyetleri gerekçe gösterilerek gözaltına alındı. Gözaltına alınan 15 kadından 9’u tutuklanırken, ilk duruşmada 6’sı tutuksuz yargılandı. 
 
14 yıldır süren davanın karar duruşması bugün Ankara Sıhhiye Adliyesi’nde görüldü. Duruşmayı çok sayıda ulusal ve uluslararası sendika ile sendika temsilcisi izledi. Kimlik tespitlerinin ardından başlayan duruşmada kadınlar salonda ve SEGBİS'te hazır bulundu. 
 
Savcılık daha önce verdiği mütalaayı tekrarlayarak  "terör örgütü üyeliği" suçlaması ile 15 kadın için 7,5 ila 15 yıl ceza talep etti.
 
Mütalaaya ilişkin söz alan Leman Kiraz, yöneltilen suçlamayı kabul etmediğini söyledi. Leman Kiraz, katıldığı basın açıklamalarının sendika faaliyetleri olduğu ve sendikal dayanışma etkinlikleri olduğunu belirtti. Leman Kiraz, “Ben sadece KESK üyesiydim ve sendikanın eylem ve etkinliklerine katıldım. Bunların hepsi barışçıl ve anayasal etkinliklerdi” dedi. Diğer kadınlar da daha önce verdiği beyanları tekrar ettiklerini söyleyerek beraatlerini talep etti. 
 
‘Bu dava kadın emek mücadelesine yönelik’
 
Dönemin KESK kadın sekreteri Canan Çalağan, 1995 yılından beri aktif bir sendika üyesi olarak görev yaptığını söyleyerek şöyle konuştu:  “Bu davanın bizim şahsımızda genel anlamda KESK’in yürüttüğü emek mücadelesine ama özel olarak ise kadın emekçilerin mücadelesine yönelik olduğunu düşünüyorum. Şubat ayı bizim için 8 Mart’ın hazırlıklarını tamamladığımız kritik bir aydır. Biz tutuklu olduğumuz için 8 Mart etkinliklerimiz aksarken bütün üyelerimiz bu etkinliklerin gerçekleşmesini sağladı.  Biz her zaman emeği için mücadele edenlerin yanında oluruz. Örgütlü olsun olmasın bu mücadelede takip edilen önemli bir kurumuz. 
 
KESK’in yıllarca baskı altında oldugunu biliyoruz ama buna rağmen bu mücadeleyi bugüne taşımıştır. KESK farkılıdır; barış ve emek mücadelesini birlikte yürütür ama bütün bu programı tüzüğünde yasal olarak yer almaktadır. Bize göre kadınların karşı karşıya kaldığı şiddetle  mücadele etmeden, iş yerinde mücadele etmenin tek başına yetersiz ve anlamsız olacağını düşünüyoruz. Siz evde en yakınınız tarafından şiddete uğruyorsanız iş yerinizde de bu şiddetten kaçamazsınız. Yıllarca KESK kadın mücadelesini kadın örgütleriyle de ortaklaştırmıştır. 
 
‘Ben kadın özgürlük ve eşitlik mücadelesi yürüttüm’
 
Herkes için eşit, özgür ve refah içinde yaşaması için bizim gibi KESK gibi emek örgütlerin varlığı çok önemlidir. Sendikalı olmak, bu mücadelede olmak yasa dışı değildir. İddianamede ‘KESK’e ele geçirmeye çalışma’ deniliyor. Bu bizim emeğimizdir. 30 yıldır ömrümü bu mücadeleye vermişim, bizim emeğimizdir. ‘KESK’i ele geçirmek’ ne demektir. Biz oyla iradeyle seçiliriz. Kimse rastgele oy vermez, seçildikten sonra da bunun takibini yaparak hesap sorar, neler yapıldığına bakılır. Sendikanın düzenlediği dayanışma ve eylem etkinlikleri KESK her yerde örgütler ve yapar. Bir gecede 28 yıllık emeğimiz bu dosyas gerekçe gösterilerek elimizden de alındı. Bizim şahsımızda sendika faaliyetleri, kadın eşitlik ve özgürlük mücadelesi yargılanmaktadır. Ben kadın özgürlük mücadelesi yürüttüm ve bana sendikada verilen görevi layıkıyla yerine getirmeye çalıştım.”
 
FETÖ’cü savcıların ve kolluğun mütalaası tekrarlandı
 
14 yıl önce bugünkü suçlamayı yapan savcılık makamlarının hepsinin FETÖ’den yargılandığını, KESK’i “terör” ile yaftalayanların aynı suçlamadan hüküm giyerek hala tutuklu olarak cezaevinde olduğunu hatırlatan avukatlar, soruşturma sürecinin çok sorunlu ve sıkıntılı olduğuna dikkat çekti. Avukatlar, “Bu zehirli süreç takip edilmeye devam ederse hukuka uygun bir karar çıkmayacak. 10 yıldır süren davada dosyaya birçok delil girmesine rağmen, tutuklanan savcılık, kolluğun hazırladığı aynı mütala ve ifade tekrar edildi. Burada başka bir mütala görmemiz gerekiyordu” dedi.
 
Bu duruşmayı uluslararası sendikalardan heyetlerin izlediğini söyleyen avukatlar, bugün adil bir kararın çıkmasını umduklarını dile getirdi.
 
‘Barış sürecini sabote etme davalarından biridir’
 
Avukatlar, soruşturma başladıktan 3 yıl sonra bile soruşturmayı destekleyecek bir delil bulunmadığını, bu süreç içinde 1 yıl boyunca dinlemeler yapıldığı ama hiçbir delil bulunmadığını bunun üzerine ise Diyarbakır’da yapılan bir toplantının delil olarak sunulduğunu kaydetti. Avukatlar, “Bu bir kumpas davasıdır diye boşuna demiyoruz. FETÖ’nün o dönem barış sürecini sabote etmek için açtığı davalardan bir tanesidir bu. Devletin içindeki çete yapılanmalarının açtığı birçok dava var.  Sendikaların kadın çalışmalarına ilişkin belgeleri de dosyaya sunduk. KESK’in kadın çalışmalarıyla ilgili birçok maddesi var, sendikaların kadın çalışmaları, 90’lardan beri komisyonlar şeklinde çalışıyor. Kadın sendikacıların uzun mücadelesi sonucu, sendikaların çalışma maddelerine kanunla eklenen bir şeydir bu. Ve bu mücadele önemli bir kazanımken bu kriminalize ediliyor. Yapılan geziler, kadın platformuna yapılan
ziyaretler suçmuş gibi buraya sunuluyor” ifadelerini kullandı.
 
'KESK üyelerine soruşturma açan savcılar FETÖ’cü'
 
Avukatlar, FETÖ’den yargılanan ve KCK soruşturmaları ile siyasi nitelikli dosyaları açan savcı Cemil Tuğtekin’in görev aldığı bu dava soruşturmasının ve hazırladığı iddianamenin hukuksal açıdan çarpık ve sorunlu olduğunu tekrar etti. FETÖ savcıları ve yapılanmasının başlattığı dava ve soruşturmaların 2017 sonrası “bunlar savcı değil, olamaz” denilerek düşürüldüğü ama aynı hukuki yaklaşımının mesele Kürtlerin ve sol-sosyalistelere dönük açılan davalara gelince uygulanmadığını söyleyen avukatlar, mütalaaya itibar edilmemesi gerektiğini vurguladı. Avukatlar, “FETÖ’den yargılanan Cemil Tuğtekin’in hazırladığı soruşturmaya mı itibar edeceksiniz?” diye sordu. 
 
‘Eşitlik ilkesine aykırılık var’
 
Avukat Çiğdem Kozan ise, “Hakimler Savcılar Kurulu bu yapının, FETÖ’nün kendisi gibi düşünmeyen yapılara hukuka aykırı karar ve delilerle kumpas soruşturmalar ve davalar açtıklarını açıkça söylemiştir. Ve bu kumpas dosyalardaki delilleri kabul etmiyorlar. Ama bu dava gibi Kürtlerin ve muhaliflerin yargılandığı davalarda bu esas alınmıyor. Bu eşitlik ilkesine, adil yargılanmaya aykırıdır. Hukuka aykırılık bir yana, dosyada ‘delil’ diye sunulan hiçbir şey suçlamaya konu değil. Bu dosyada hiçbir delil yok, dosyada iddia olunanların hiçbirinde ek delil elde edilememiştir. Bir varsayımla ‘örgüt üyeliğinden’ ceza isteniliyor” diye konuştu.
 
Karar
 
İzmir Dosyası’ndaki beraat dosyasını inceleme talebi ile mahkeme heyeti nihai kararı vermek için “yeni delil var” diyerek duruşmayı pazartesi 10.00’a erteledi. 
 
Dosya kapsamında yargılanan kadınların isimleri ise şöyle:
 
KESK Kadın Sekreteri Canan Çalağan, Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası Kadın Sekreteri Bedriye Yorgun, Tüm Bel-Sen Kadın Sekreteri Güler Elveren, Eğitim Sen Ankara 2 No'lu Şube Kadın Sekreteri Güldane Erdoğan, SES Ankara Şube Kadın Sekreteri Nurşat Yeşil, SES Ankara Şube Üyesi Belkiz Yurtseven, SES Ankara Şube Yöneticisi/Komisyon Üyesi Hülya Mendillioğlu,  Evrim Özdemir, Hatice Beydilli Kahraman,  Hülya Saruhanoğlu,  tutuklanmış; KESK Eski Kadın Sekreteri Songül Morsümbüllü, Özden Gök, Sakine Esen, Nezahat Asrav, Leman Kiraz, Fatma Bahadır, Şayiste Salmanlı ise adli kontrol ile tutuksuz yargılanmıştı.