DEM Parti’den Kürtçenin eğitim dili olması için Meclis araştırması
- 12:53 15 Eylül 2026
- Güncel
ANKARA - DEM Parti Şirnex Milletvekili Newroz Uysal Aslan, Kürtçenin eğitim dili olarak kullanılmasının önündeki engellerin araştırılması için Meclis araştırma önergesi verdi.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Şirnex Milletvekili Newroz Uysal Aslan, Kürtçenin eğitim dili olarak kullanılmasının önündeki hukuki, idari ve kurumsal engellerin araştırılması amacıyla Meclis Başkanlığı’na Meclis araştırma önergesi verdi. Newroz Uysal Aslan, çocukların anadillerinde eğitim hakkına erişiminde karşılaştığı pedagojik, psikolojik ve sosyal sorunların, mevcut seçmeli Kürtçe derslerinin uygulanma koşullarının, eğitimin tüm kademelerinde anadili temelli iki dilli ve çok dilli modellerin uygulanabilirliğinin, öğretmen ve akademik kadro ihtiyacının ve öğrenci ve velilerin taleplerinin bütünlüklü biçimde ortaya konulmasını istedi.
Anayasa’nın 98’inci ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nün 104’üncü ve 105’inci maddeleri uyarınca Meclis Araştırması açılmasını talep eden önergede, Kürtçenin eğitim sistemi içinde esas olarak seçmeli ders statüsüyle yer aldığı, bunun ise anadilinde eğitim hakkının karşılığı olarak görülemeyeceği kaydedildi.
Anadilinde eğitim dilin korunmasıyla sınırlandırılamaz
Önergenin gerekçesinde, çocuğun dünyayla ilk bağını ailesinden öğrendiği dil üzerinden kurduğu vurgulanarak, anadili ile okulun dili arasındaki mesafenin özellikle okul öncesi ve ilkokul çağında öğrenmeyi, öğretmenle iletişimi, sınıfa katılımı ve okula aidiyeti doğrudan etkilediği belirtildi. “Bu nedenle anadilinde eğitim meselesi dilin korunmasına ilişkin kültürel bir başlıkla sınırlandırılamaz” denilen önergede, “Konu aynı zamanda eğitim hakkı, çocuğun üstün yararı, fırsat eşitliği, pedagojik gelişim ve kamusal eğitimin niteliğiyle ilgilidir” ifadelerine yer verildi.
Kürtçe öğrenmek ile Kürtçe eğitim görmek aynı şey değildir
Kürtçenin Kurmancî ve Zazakî lehçelerinin 2012-2013 eğitim öğretim yılından itibaren “Yaşayan Diller ve Lehçeler” dersi kapsamında ortaokullarda seçilebildiği hatırlatılan önergede, Millî Eğitim Bakanlığı’nın 2025-2026 eğitim öğretim yılı verilerine göre Kurmancî dersini 30 bin 455, Zazaca dersini ise 4 bin 488 öğrencinin seçtiği aktarıldı. Önergede, bir dersin seçilmesi ile fiilen açılmasının aynı sonuç olmadığına işaret edildi. Önergenin devamında, öğretmen bulunup bulunmaması, öğrenci sayısına ilişkin koşullar, ders çizelgeleri, okul yönetimlerinin yaklaşımı, velilerin yeterince bilgilendirilmemesi ve materyale erişim gibi etkenlerin tercihin sınıfa dönüşmesini doğrudan etkilediği kaydedildi. Önergede, “Bir çocuğun haftada birkaç saat Kürtçe dersi seçebilmesi ile matematikten hayat bilgisine, fen bilimlerinden sosyal bilimlere kadar eğitim sürecini kendi anadili üzerinden sürdürebilmesi iki ayrı eğitim yaklaşımına karşılık gelmektedir” denildi.
Anadilinde eğitim için bütünlüklü bir kamu politikası oluşturulmadı
Seçmeli ders uygulamasının anadilinde eğitim hakkının karşılığı olarak görülemeyeceği vurgulanan önergede, Kürtçenin eğitim dili olmasına yönelik talebin mevcut uygulamanın sınırlarına indirgenemeyecek temel bir eğitim ve dil hakkı meselesi olduğu belirtildi. Önergede, üniversitelerde Kürt Dili ve Edebiyatı bölümleri ile lisansüstü programların faaliyet yürüttüğü, öğretim programları ve eğitim materyalleri üretildiği ifade edildi. Önerde ayrıca bu birikimin anadili temelli bir eğitim sistemine nasıl taşınacağına, ihtiyaç duyulacak öğretmen sayısına, öğretmenlerin nasıl yetiştirileceğine, hangi kademede hangi modelin uygulanabileceğine ve ders materyallerinin nasıl hazırlanacağına ilişkin bütünlüklü bir kamu politikasının oluşturulmadığı kaydedildi.
Mevcut anayasal ve yasal sınırlamaların değiştirilmesi istendi
Sorunun hukuki boyutunun eğitim politikasından ayrı ele alınamayacağı belirtilen önergede, Anayasa’nın 42’nci maddesi başta olmak üzere mevcut mevzuatta anadilinde eğitime ilişkin sınırlamalar bulunduğu ifade edildi. Bu düzenlemelerin eğitim hakkı, eşitlik ilkesi, çocuk hakları ve Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerle birlikte değerlendirilmesi; Kürtçenin eğitim dili olarak kullanılabilmesi için ihtiyaç duyulan anayasal, yasal ve idari değişikliklerin kapsamının açık biçimde ortaya çıkarılması istendi. Bugüne kadar anadilinde eğitimin hukuki, pedagojik ve kurumsal boyutlarını aynı zeminde ele alan kapsamlı bir Meclis çalışmasının yapılmadığına dikkat çekilen önergede, bu eksikliğin meselenin dar tartışmalar içinde kalmasına yol açtığı vurgulandı.
Dünyadaki çok dilli eğitim modellerine dikkat çekildi
Dünyada birden fazla dilin kamusal eğitim sistemi içinde birlikte kullanıldığı modellere işaret edilen önergede, bazı ülkelerde eğitimin çocuğun anadilinde başladığı, diğer dillerin kademeli biçimde programa dâhil edildiği belirtildi. UNESCO başta olmak üzere uluslararası kuruluşların çalışmalarının, çocuğun bildiği dil üzerinden başlayan eğitimin özellikle ilk yıllardaki öğrenme sürecini güçlendirdiğini; anadili temelli çok dilli modellerin okuryazarlık, öğrenme başarısı ve eğitime katılım bakımından önemli sonuçlar üretebildiğini gösterdiği kaydedildi.
Kürtçenin eğitim dili olması için Meclis araştırması istendi
Önergede, “Kürtçenin eğitim dili olması meselesinin hak boyutunun yanı sıra; çocuğun sınıfta karşılaştığı gerçeklikten yükseköğretimde bilimsel bilgi üretimine, hukuki düzenlemelerden öğretmen yetiştirmeye, müfredattan kamu bütçesine kadar bütün boyutlarıyla ele alınması ve uygulanabilir bir eğitim politikasının ortaya çıkarılması amacıyla Meclis araştırması açılması gerekmektedir” denildi.







