Avukat Dilan Elçi: İnfaz sistemi bütüncül bir reformdan uzak

  • 09:05 6 Ocak 2026
  • Güncel
Neslihan Kardaş 
 
ŞIRNEX - 11. Yargı Paketi’nin kadına yönelik şiddet failleri açısından caydırıcı ve izleme temelli bir yaklaşım sunmadığını belirten ÖHD üyesi Dilan Elçi, “İnfaz denetim rejiminin yeniden ele alınması, tahliyelerde uzman raporlarını zorunlu kılınması ve bağımsız izleme mekanizmalarının oluşturulması zorunludur” dedi.
 
Meclisten 24 Aralık’ta geçen ve 25 Aralık’ta resmi gazetede yayınlanan 11. Yargı Paketi birçok kesimden tepki alıyor. Paket kapsamında adli suçlardan hüküm giyen çok sayıda kişinin tahliyesinin önü açılırken; başta hasta tutsaklar olmak üzere gazeteciler, siyasetçiler ve insan hakları savunucuları için tek bir düzenlemeye yer verilmedi. Öte yandan yargı paketi kapsamında cezaevinden tahliye edilen Okan Gür’ün, tahliye edilir edilmez Rojda Yakışıklı’yı katletmesi de infaz düzenlemesinin kadınların yaşam hakkını tehdit ettiğini açıkça gösterdi.
 
Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) üyesi Avukat Dilan Elçi, pakete ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
 
‘9. Yargı Paketiyle ortaya çıkan eşitsizlikler giderilmedi’
 
Paketin, bu taleplerin dışında bırakılması suretiyle güvenlik öncelikli bir hukuk anlayışını sürdürdüğünü ifade eden Dilan Elçi, “Son yıllarda çıkarılan yargı paketleri, önceki düzenlemelerin yarattığı sorunları gidermek iddiasıyla gündeme getirilmektedir. Ancak özellikle kamuoyunda COVID-19 infaz düzenlemesi olarak bilinen 9. Yargı Paketi ile ortaya çıkan eşitsizlikler giderilmedi. Bunun yerine geçici, seçici ve parçalayıcı müdahalelerle bu eşitsizlikler derinleştirildi. Bu yaklaşım, hukuku işlevsiz kılmakta ve ceza infaz sisteminin bütüncül bir perspektiften ele alınmadığını göstermektedir. Ceza infaz sistemi yalnızca teknik düzenlemelerle değil, insan haklarını ve hukuk devleti ilkesini esas alan bir anlayışla ele alınmalıdır. Maalesef mevcut düzenleme ise bu gerekliliği karşılamamaktadır” dedi.
 
‘Mevcut ayrımcı ve güvenlikçi yaklaşımı sürdürmektedir’
 
Yargı Paketini Kürt sorunu bağlamında ele alan Dilan Elçi, “Kürt siyasetçileri ve siyasi tutukluları kapsam dışı bırakması, kayyum uygulamalarına ilişkin herhangi bir düzenleme getirmemesi ve insan hukukunda eşitliği sağlayacak yapısal bir değişiklik öngörmemesi hukuki bir tercih değildir. Aksine bunun, bilinçli bir siyasal tercih olduğunu göstermektedir. Türkiye’de cezaevlerinin önemli bir bölümünde Kürt siyasetçiler, gazeteciler ve muhalifler bulunmaktadır. Buna rağmen bu kesimlerin 11. Yargı Paketinin kapsamı dışında bırakılması, hukukun eşitliği ilkesine aykırıdır. Özellikle siyasi tutuklular bakımından koşullu salıverme, denetimli serbestlik ve iyi hâl uygulamalarında açık ve nesnel ölçütlerin olmaması infaz sürecinde keyfiliğe yol açmaktadır. Bu durum, benzer koşullarda bulunan kişiler arasında farklı uygulamaların ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Bu yönüyle 11. Yargı Paketi, eşitliği sağlamaktan uzak olup mevcut ayrımcı ve güvenlikçi yaklaşımı sürdürmektedir” diye konuştu.
 
‘Paket eşitlik ilkesinin güvence altına almalıydı’
 
Yargı paketinin beklentilerini karşılamadığını ifade eden Dilan Elçi, “Zira infaz düzenlemeleri yalnızca ceza sürelerine ilişkin düzenlemelerle çözülmez. Yargı bağımsızlığı, adil yargılanma hakkı ve eşitlik ilkesi güvence altına alınmadan yapılan infaz düzenlemeleri, adaletsizliği ortadan kaldırmak yerine yeniden üretmektedir. 11. Yargı Paketi de bu yapısal sorunları çözmemektedir. Özellikle ağır hasta ve yaşlı tutsakların durumu, insan hakları bakımından en acil ve hayati meselelerden biri olmasına rağmen paket bu alanda insan onurunu esas alan bir çözüm getirmemiştir. Bu yönüyle düzenleme, cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerini önleyecek ve infazda keyfi uygulamaları ortadan kaldıracak bir perspektif sunmamaktadır. Bir hukukçu olarak beklentim, infaz sisteminin insan onurunu merkeze alan, eşitlik ilkesini güvence altına alan ve hukukun üstünlüğünü güçlendiren bir reformdu. Ancak 11. Yargı Paketi, kalıcı bir adalet duygusu yaratmaktan uzak, mevcut sorunları geçici olarak erteleyen bir düzenleme niteliği taşımaktadır” şeklinde konuştu.
 
‘Mevcut düzenleme, caydırıcı bir yaklaşım sunmamaktadır’
 
26 Aralık’ta 11. Yargı Paketi kapsamında cezaevinden tahliye edilen ve ertesi gün Rojda Yakışıklı’yı katleden fail Okan Gür’ü hatırlatan Dilan Elçi, bu olayın infaz düzenlemelerinin ciddi riskler barındırdığını açık bir biçimde ortaya koyduğunu söyledi. Dilan Elçi, “Cezaevinden tahliye edilen bir failin yirmi dört saat içinde bir kadını katletmesi, risk analizi yapılmadan ve etkin denetim mekanizmaları işletilmeden gerçekleştirilen tahliyelerin yaşam hakkını doğrudan tehlikeye attığını göstermektedir. Bu durum, devletin yaşam hakkını koruma yönündeki pozitif yükümlülüğünün ihlalidir. Bu cinayet, bireysel bir suç olmanın ötesinde, infaz politikalarının cinsiyet körü ve önleyici olmayan niteliğini ortaya koymaktadır. Mevcut düzenleme, kadına yönelik şiddet failleri açısından caydırıcı ve izleme temelli bir yaklaşım sunmamaktadır. Bu nedenle infaz denetim rejiminin yeniden ele alınması, tahliyelerde uzman raporlarının zorunlu kılınması ve bağımsız izleme mekanizmalarının oluşturulması zorunludur” ifadelerini kullandı.
 
‘İhlalleri belgelemeye devam edeceğiz’
 
Bu tür olayların münferit olmadığının altını çizen Dilan Elçi, “Bu nedenle infaz düzenlemelerinin kadınların yaşam hakkı üzerindeki etkilerini görünür kılmak, kadına yönelik şiddet faillerine ilişkin infaz ve denetim rejimini yeniden düzenlemek ve etkin izleme mekanizmaları kurmak zorunludur. Bu mesele yalnızca ceza hukuku değil, aynı zamanda ağır bir insan hakları sorunudur. Kadın örgütleri ve insan hakları kurumlarıyla birlikte sürecin takipçisi olacak, ihlalleri belgelemeye ve sorumluların hesap vermesini sağlamak için mücadele etmeye devam edeceğiz” şeklinde konuştu.