Sylvie Jan, Rojbin'in hayalini anlattı!
- 09:01 9 Ocak 2026
- Güncel
Melek Avcı
ANKARA - Fidan Doğan’ın en yakın tanıklarından feminist aktivist Sylvie Jan, Rojbîn’in barış ve demokrasiye olan inancını anlatarak, “Rojbîn demokrasi ve barış hayal ediyordu. Bu yolun hepimizin geleceğini aydınlatmasını istiyorum” dedi.
Fransa’nın başkenti Paris'te PKK kurucularından Sakine Cansız (Sara) ve Kürt Gençlik Hareketi üyesi Leyla Şaylemez (Ronahî) ile birlikte Kürdistan Ulusal Kongresi (KNK) Paris Temsilcisi Fidan Doğan (Rojbîn), 9 Ocak’ta katledildi. Uzun süredir feminizm alanında aktivizm çalışmaları yürüten ve kendini Kürt kadınlarını desteklemeye adayan Sylvie Jan, katledilen Fidan Doğan’ın en yakın tanıklarından biri.

Fidan Doğan ile tanışma
Kürt Kadın Hareketi mücadelesini tanıma ve mücadeleye ilk olarak 1993-1994 yıllarında Leyla Zana'nın hapse girmesiyle başladığını belirten Sylvie Jan, “2013 yılında Rojbin'in suikastından bu yana Fransa-Kürdistan Dayanışma Derneği'nin kurucularından biri oldum ve şu anda derneğin onursal başkanlığını yürütüyorum. Rojbin'i 2001 yılında Paris'te Eyüp Doru'nun tanıştırdığını hatırlıyorum. Bir süre Paris'ten ayrıldıktan sonra 2005 veya 2006 yılında geri döndü. Görevi; dernekler ve siyasi partilerle bağlantılar kurmak, diplomatik faaliyetler yürütmekti ve bunu takdire şayan bir şekilde başardı” sözlerini kullandı.
‘Rojbin gerçek bir diplomattı, her kapıyı çalmıştır’
“Rojbin, hedefinden asla sapmadan diyalog yolunu bulmak için muhataplarını anlamaya çalışan gerçek bir diplomattı” diye tanımlayan Sylvie Jan, “Bu konuda çok başarılıydı. Kendini duyurmayı başaracağına inanarak, küçük derneklerden cumhurbaşkanına kadar her kapıyı çekinmeden çaldı. O çok kararlıydı. Başkaları pes edeceği durumlarda bile asla cesaretini kaybetmezdi. Onun bu özelliğini çok seviyordum” dedi.
Açlık grevindekilerin kalması için Kilise’yi buluyor
Sylvie Jan şöyle ekledi: “Strasbourg'dayız ve Kürt aktivistler, siyasi tutuklular ve Sayın Abdullah Öcalan'a dikkat çekmek için açlık grevinde. Bu açlık grevcilerini yeterince uzun bir süre barındıracak bir oda bulması gerekiyor. Arayışta ama hiçbir yer bulunamıyor. Beni arıyor; ben de kendi başıma arayışlar içindeyim ama ben de bulamıyorum. Sonra beni tekrar arayarak sonunda rahibi düşündüğünü söylüyor; bu onun son şansıydı. Rahip ile görüştükten sonra onun sunduğu şartları kabul ediyor; yani pazar sabahı ayininde cemaate isteğini açıklamak için konuşma yapması... Rojbin, Fransa'daki kilise gelenekleri hakkında hiçbir şey bilmiyordu. Cemaate nasıl hitap etmeliydi, ne söylemeliydi gibi. Konuşmasını birlikte yazdık. Ona anahtar kelimeleri verdim ve bir toplantıda olmadığı için yüksek sesle konuşmaması gerektiğini açıkladım. Aksine, herkesin vicdanına hitap ederek yumuşak bir sesle konuşması gerekiyordu. Ve Rojbin oradaydı! Ayin biter bitmez beni arayıp güldü. Kazanmıştı. İhtiyacı olduğu sürece salonu kullanma izni almıştı. Bunun gibi, iyi yapılan bir işin getirdiği sevinçle gülüşmelerle biten birçok anım var. Ortaklığımız, dostluğumuz buradan doğdu.”
‘O gün anlamak istemedim, kanım donmuştu’
Birinci Paris Katliamı’nın hayal edilemez olduğunu dile getiren Sylvie Jan, “Ocak ayında bir gece, telefonda düşünülemez, hayal edilemez bir şey oldu... Saat sabahın üçü civarıydı. Bir arkadaşım bana korkunç haberi verdi. Ona tekrar etmesini istedim. Anlamıyordum. Ya da sanırım anlamak istemiyordum. Beynim dondu. Kanım donar gibi oldu. Dehşet başladı. Eyüp Doru'yu aradım; o da zar zor konuşabildi. Gözyaşları içindeydi. ‘Rojbin mi? Bizim Rojbin mi?’ diye sorduğumu hatırlıyorum. Evet, o katledilmişti! Sabahın ağarmasını sabırsızca bekledim; ona en yakın olanlara haberi vermek için. Oğlum Antoine, Rojbin'i ‘Ez Kurdim’ filminde birlikte çalıştığı için iyi tanır. Tanıdığım seçilmiş yetkilileri aradım ve Rue Lafayette'e gitmelerini istedim. Birçok telefon aldım. Birçok kişi ve gazeteci, bilgiyi doğrulamak istediği için arıyor; saatlerce telefonda kalıyordum. Çok acı verici olan bir diğer şey de o sırada Afrika'da olmamdı. Uçağa binmeden önce üç gün beklemem gerekiyordu. Üç gün… Benim için sonsuzluk gibiydi! Kafese kapatılmış bir dişi aslan gibiydim. Odanın içinde bir ileri bir geri yürüdüğümü hatırlıyorum. Ağlamıyorum, çünkü beni ele geçiren öfke vardı. Gözyaşlarım boğazımda düğümleniyor, midemde ağır bir his vardı. Tanıdığım herkesi arayıp Paris'teki eyleme gelmelerini rica ettim. Çok gergindim” dedi.
‘O artık hayatımın bir parçasıydı’
Üç Kürt kadın siyasetçinin katledilmesinin yaşamında ve mücadeleye bakışında büyük bir değişiklik yarattığını belirten Sylvie Jan, “Bu üç kadının suikastla katledilmesi hayatımda birçok değişiklik yarattı. Yeni derneğimizi geliştirmek, gerçeği ve adaleti sağlamak için kendimi tamamen buna adadım. Bunun unutulmaması için harekete geçeceğime kendime söz verdim. Sonra Rojbin, ‘onun’ dağlarını, köyünü görmemi istedi. Birkaç ay sonra oraya gidip ailesinin yanında kaldım. Ve ancak orada ağlayabildim. O artık hayatımın bir parçasıydı. Ne olursa olsun, o her zaman kalbimde kalacak ve kimse beni yolumdan saptıramayacak” diye konuştu.
‘Rojbin demokrasi ve barış hayal ediyordu’
“On üç yıl sonra gerçeği biliyoruz, ancak adalet sağlanmadı” diyen Sylvie Jan, “Şimdi Fransa-Kürdistan ile birlikte bu hatırayı genç nesillere aktarmaya kararlıyım. Böylece onlara asla pes etmemeleri gerektiğini gösteriyoruz ve başkaları bu bayrağı devraldığında mutlu oluyorum. Rojbin demokrasi ve barış hayal ediyordu. Bir gün bu yolu izleyebileceğini umuyordu. Bu konuda büyük umutları vardı. Bugünlerde onu çok düşünüyorum. Onun için de bu barış ve demokrasi yolunun hepimizin geleceğini aydınlatmasını istiyorum” dedi.







