Yerelde mücadele büyüyor: Dayanışma ve çözüm
- 09:03 11 Ocak 2026
- Güncel
Elfazi Toral
İSTANBUL – Yerelde kadın mücadelesini büyüten HDK ve SKM’li kadınlar, erkek şiddetine, yoksulluğa ve güvencesizliğe karşı mahallelerden örgütleniyor; dayanışmayla mücadeleyi günden güne büyütüyor.
Yerel düzeyde yürütülen kadın çalışmaları hız kesmeden devam ediyor. Mahallelerde sürdürülen çalışmalarla kadınların karşı karşıya kaldığı sorunlar tespit edilmeye ve bu sorunlara çözüm üretilmeye çalışılıyor. Kadınların yaşamın her alanında öncü olması gerektiği sık sık vurgulanırken, yerel çalışmaların bu anlamda önemli bir konuma sahip olduğu ifade ediliyor. Yerellerde yürütülen kadın çalışmaları, kadınların yaşamına dokunan kalıcı bir mücadele alanı da yaratıyor. Yoksulluğun ve eşitsizliğin günden güne derinleştiği kentlerden biri olan İstanbul’da, birçok mahallede yürütülen kadın çalışmaları kadınların gündelik yaşamına temas eden önemli bir mücadele hattı haline gelmiş durumda.
Mahalle ölçeğinde sürdürülen faaliyetler üzerine kadınlarla görüştük.
Mahalle çalışmalarında her bölgenin ihtiyacının ve politik dokusunun farklı olduğuna işaret eden Halkların Demokratik Kongresi (HDK) İstanbul Kadın Meclisi Sözcüsü Lisa Gül Araz, mahallelerde çalışma yürütürken yerelin meselesini ve kadınların ihtiyaçlarını anlamayı, mümkünse bu alanlara katkı sunmayı hedeflediklerini dile getirdi. Lisa Gül Araz, “Bizler mahallelerde çalışma yürütürken, yerelin meselesi neymiş, oradaki kadınların ihtiyaçları nedir, bunları anlayabilmek ve belki yapabiliyorsak bunlara katkı sunabilmeyi amaçlıyoruz. Bu anlamda her mahallenin kendi ihtiyacı, kendi politik dokusu ve kendi meselesi farklı. Mahallelerde kooperatif çalışması gerekli olabilir. Bir yıldır Bahçelievler’de bir çalışma yürütmeye çalışıyoruz. Bu tarz kooperatif çalışmasını önemli buluyoruz. Çünkü mahalle çalışmaları dediğiniz zaman karşımıza çok problem çıkıyor. Kooperatifi de bununla mücadele etmenin bir yolu olarak görüyoruz. Mahallelerde kadın yoksulluğu çok karşımıza çıkan bir problem. Çünkü kadın sorunu giderek derinleşiyor. Tam da bu noktada kooperatifler çok anlamlı oluyor” dedi.
‘Mahalle çalışmaları farkındalık kazandırıyor’
Kadın yoksulluğunun çok ön planda olduğuna işaret eden Lisa Gül Araz, bu anlamda kooperatif çalışmalarının yoksulluğa karşı alternatif bir yol olduğunu belirtti. Kadınların yoğun bir sömürüye maruz kaldığını paylaşan Araz, “Dolapdere’de yürüttüğümüz çalışmada fark ettik ki mahalle çalışmasında eksikmişiz. Özellikle kadınlar ve çocuklar bizim orada olmamızı istiyor. Kadınlar çok farklı ihtiyaçlarla bize geliyorlar. Kimi kadınlar okuma yazma bilmiyor, kiminin dil problemi, dil bariyeri olabiliyor. Bunların aşılabileceği, çözümler üretilebilecek alanlar yaratmak çok önemlidir. Elimizden geldiğince farklı mahallelere ulaşmaya çalışıyoruz. Yerellerde kadınların bir araya gelmesinde dayanışma, üretim, şiddet gibi konular sık sık ele alınıyor ve kadınlar ortak bir şekilde sorunlara çözüm bulabiliyor. Mahalle çalışmaları kadınlara katkı sunuyor ve aynı zamanda çalışmalar farkındalık kazandırıyor” diye konuştu.
‘Kadınların hayatına dokunacak olan çalışmalarımız devam ediyor’
Mahalle çalışmalarını güçlendirmenin ve mahallenin ihtiyaçlarını doğru tespit etmenin önemine dikkat çeken Lisa Gül Araz, “Ne kadar doğru tespit edersek kadınların hayatına o kadar dokunuruz. Çalışmalar daha fazla anlam kazanmış oluyor. Mahalle çalışmalarının önemi giderek artıyor. Bugün yoksulluğun derinleştiği bir dönemde bu çalışmalar ister istemez daha da önem kazanacak. Bütün kadınların hayatına değinecek olan kadın çalışmalarımız devam edecek” şeklinde konuştu.
Kadın yoksulluğu ve erkek şiddeti
Sosyalist Kadın Meclisi (SKM) üyesi Dilara Su Kalpak, kimi semtlerde yürüttükleri kadın çalışmalarının temelinde iki ana eksenin bulunduğunu belirterek, kadın yoksulluğu ve erkek şiddetinin her geçen gün daha da derinleştiğine dikkat çekti. Dilara Su Kalpak, kapitalist sömürü düzeni ile erkek egemen sistemin kadınları “çifte sömürüye” maruz bıraktığını vurgulayarak, “Kadınlar hem ekonomik yoksunlukla hem de artan erkek şiddeti ve şüpheli kadın ölümleriyle karşı karşıya. Bu gerçeklik çalışmalarımızın politik ve örgütleyici perspektifini belirliyor. Yani kadınlarla birebir temaslar kurduğumuz çat kapı çalışmaları yapıyoruz örneğin ya da kadınların kendi sözlerini söyleyebilecekleri, emekçi kadınlardan doğru kendi hikayelerini anlatabilecekleri yayın faaliyetleri yürütmeye çalışıyoruz. Aynı zamanda yerelin, emekçi semtlerin doğrudan kendi gündemlerini, burada yaşayan kadınların sorunlarını ele aldığımız dönemsel kampanyalar örgütlüyoruz ve bu şekilde çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bugün yerellerde kadın çalışmasının önünde ciddi engellerle de karşılaşıyoruz. Yani aile baskısı, erkek şiddeti, kayyum politikaları, erkek devlet şiddeti, erkek devlet tacizi ve derin yoksulluk gerçekliği” dedi.
Tüm engellere rağmen kadın örgütlenmesi büyüyor
Tüm baskı ve sınırlılıklara rağmen emekçi semtlerde kadın örgütlenmesinin büyümeye devam ettiğini belirten Dilara Su Kalpak, kadın hareketi ve devrimci mücadelenin bu alanlardaki deneyim ve birikiminin önemli bir güç kaynağı olduğunu söyledi. “Kadın örgütlenmesi, emekçi semtlerde yerellerden beslenerek bu engelleri aşmaya devam ediyor” diyen Dilara Su Kalpak, mahalle ölçeğinde yürütülen çalışmaların kadınların gündelik yaşam deneyimlerinden doğrudan beslenmesi gerektiğini vurguladı. Dilara Su Kalpak, “Mahalle ölçeğinde kadın çalışmaları bakımından da kadınların gündelik yaşam deneyimlerinden, mahallelerden doğrudan beslenen bir hatta ilerlenmek gerekiyor. Yani ev emekçisi, güvencesiz çalışan, işsiz bırakılan kadınlarla birebir temas kurarak onların yaşadığı yoksulluğu, şiddeti, güvencesizlik hallerini görünür kılmayı amaçlıyoruz. Bu çalışmalar yalnızca bir sorun tespitiyle sınırlı değil elbette. Kadınların birlikte düşünmesini, konuşmasını, örgütlenmesini hedefliyor. Kadınlara ait yayınlarla yürütülen çalışmalar da bunun önemli bir ayağını oluşturuyor. Çünkü hayatında belki de hiç yazı yazmamış ama kendi hikayesini anlatmak isteyen bir kadın açısından da yeni bir alan açılıyor” şeklinde konuştu.
Karar mekanizmalarına katılım yerellerden başlar
Dilara Su Kalpak, kadınların karar mekanizmalarına katılımının ilk adımının yerel örgütlenmeler olduğunu vurgulayarak şunları ifade etti: “Bu yalnızca bir temsiliyet meselesi değildir; karar mekanizmalarına katılım, doğrudan yaşamlarımıza dair politikaların üretilmesi meselesidir. Kadınların masada olmadığı her durumda aleyhimize nasıl politikalar üretildiğini çok iyi biliyoruz. Bütçe görüşmelerinde kadınlara günlük ayrılan bütçenin yalnızca 50 kuruş olması bunun en somut örneklerinden biridir. Kadınların karar alma süreçlerine katılması; mahalle meclisleri, kadın komisyonları, yerel kadın inisiyatifleri gibi kadınların söz söyleyebilecekleri, özneleşebilecekleri alanların yaratılmasıyla mümkündür. Yerel düzeyde toplumsal cinsiyet eşitliği bakımından emekçi semtler uzun yıllardır devlet eliyle uyuşturucunun, çeteleşmenin ve şiddetin arttığı alanlar olarak karşımıza çıkıyor. Bizim çalışma yürüttüğümüz yereller de bu durumdan doğrudan etkileniyor. Bu sorunlardan en çok etkilenenlerin ise kadınlar olduğunu çok iyi biliyoruz. Semtlerde kadınlar açısından en ciddi sorunlardan biri güvenlik kaygısıdır. Bu kaygı, kadınların toplumsal yaşamdan çekilmesine yol açacak bir düzeye ulaşmıştır.”
‘Kadın örgütlenmesi bir tercih değil zorunluluktur’
Bakım emeğinin toplumsallaştırılmasının önemine dikkat çeken Dilara Su Kalpak, bakım yükünün kadınların sırtına yıkıldığını belirtti. Kadınlar çalışıyor olsa dahi ev içi emek sömürüsü nedeniyle kamusal alana çıkmakta zorlandıklarını ifade eden Dilara Su Kalpak, bu nedenle toplumsal çözümler üretilmesi gerektiğini söyledi. Kreşlerin açılması, yaşlı ve hasta bakım hizmetlerinin yaygınlaştırılması gibi adımların önemine işaret eden Dilara Su Kalpak, belediyelere yönelik taleplerin kayyım politikalarıyla engellendiğini hatırlattı. Dilara Su Kalpak, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kadınlar yoksulluğa, şiddete ve erkek egemenliğine mahkûm değildir. Bu düzene mahkûm olmadığımızı gayet iyi biliyoruz. Kendi sözümüzü, kendi hikâyemizi ve kendi örgütlülüğümüzü yaratmanın mümkün olduğunu da biliyoruz. Bu nedenle emekçi semtlerde, yerellerde kadın örgütlenmesi bir tercih değil, bir zorunluluktur. Kurtuluş, kadınların yan yana gelmesinde ve örgütlü mücadelesindedir. Bu nedenle tüm kadınları örgütlü mücadeleye çağırıyoruz.”







