Üç yıl geçti: En büyük sorun barınma

  • 10:24 5 Şubat 2026
  • Güncel
HATAY- Hatay’da yaşanan depremin üzerinden üç yıl geçmesine rağmen hala en büyük sorunların başında barınma sorunu gelirken, 5 kişilik aile 10 metrekarelik bir konteynerde yaşıyor.
 
11 ili etkileyen Mereş merkezli 6 Şubat depreminin üzerinden üç yıl geçti. Depremden en çok etkilenen illerden biri de Hatay’dı. Hatay’da yaşam aradan üç yıl geçmesine rağmen hala “geçici” konteyner kentlerde sürüyor. 24 bini aşkın insanın yaşamını yitirdiği, 100'ü aşkın insanın ise hala bulunamadığı kentte depremin yıkıcı etkisi fiziki olarak devam ederken, üç yıl içinde yaşamın yeniden inşa edilmediği Hatay’da depremzedelerin mağduriyeti sürüyor. Yaşanan sorunların başında da barınma sorunu geliyor.
 
Hatay’da hala enkazlar dahi mevcutken konteyner kentte yaşayanlar için yaşam daha da zor oluyor. 10 metrekarelik bir konteynerde 5 kişilik bir aile yaşıyor. Konteynerlerde ısınma klima veya sobayla sağlanıyor. Fakat elektriğin sık sık gitmesi kışın soğuk hava koşullarında insanların sağlığını da etkiliyor.
 
Hatay’ın merkez Antakya ilçesinde bulunan konteyner kentlerde yaşam koşullarının iyileştirilmediği görülürken, konteyner kentten çıkarılma tehdidi ve kaygısından dolayı isimlerini paylaşamadığımız kadınlar, yaşadıkları sorunları anlattı. 
 
‘Anlattıkları gibi değil burada hayat çok zor’
 
Beş kişi 10 metrekarelik bir konteynerde yaşadıklarını söyleyen bir kadın, dört çocuğuyla birlikte çok zorlandığını belirtti.  Kiracı olduğu evin yıkıldığına işaret eden kadın, kiracı olanlar için bir çözüm üretilmediğini aktararak, “Arazim yok benim kirada kalıyordum. Ev için kayıt olmamızı bekliyorlar. Daha sonra bizi konteynerden çıkaracaklar. Bir kayıt parası da alınıyor kayıt olmadım. Çıkarırlarsa beni gider parkta yatarım çocuklarımla. Gidecek bir yerim yok. İki ay içinde çıkaracaklarını söylüyorlar. Burada medeniyetler şehri diyorlar gelin yapın o zaman. Yağmurda selde rezil olduk. Konteynerin etrafı çarşaflarla kapatıyorum. Kapılar doğru düzgün yapılmadı. Klimanın yanından pencerenin köşesinden sular akıyor, perişanız. Anlattıkları gibi değil burada hayat çok zor. Yaşanmıyor burada dolap yok eşyalarımız yerlerde. Beş kişi burada kalıyoruz. Sığmadığımız söyledim. Altı kişi olmamız gerekiyormuş. Eşim sınırda yaşıyor gelemiyor çadırda yaşıyor kronik hasta olmasına rağmen konteyner vermediler. Darmadağın yaşıyoruz. Yaşamak zorundayız, şehir dışına çıkamayız dört çocukla ne yapacağız?” diye sordu. 
 
'Bir ailenin kalacağı bir alan değil'
 
Şu an kaldığı konteynere geçmek için bir buçuk yıl beklediğini dile getiren kadın, o süre zarfında çadırda kaldığını paylaşıyor. Kadın sözlerine şöyle devam ediyor: “Gitmediğim yer kalmadı. Çadırda yılan ve fareler geliyor yaşayamıyordum. Kiracıydım ev yıkıldı. Bir aileye verdikleri dolap bile kullanılır değil. Söyledikleri sadece laf kalabalığı gözünle görmediğine inanmayacaksın. Haberlere çıkıyorlar yardım gönderdiklerini söylüyorlar bir lira bile göndermediler. Sadece kendi adamlarına verdiler. Kaç gün ekmeksiz susuz kaldık. Ekmek pişirdik. Çorapsız terliksiz. Üç ay orada kaldık. Kiracı olduğum evde her şeyi çaldılar. Kızım 13 yaşına girdi. Evde çocuklar kavga ediyor bir alanı yok. Bu yaşam mı? Çocuklarım kavga ediyor psikolojim kaldırmıyor. Duş almak için zorlanıyoruz. Bir saat konuştum yönetimle bir masa için ama vermediler.” 
 
‘Bir konteyneri bize çok görüyorlar’
 
Konteynere takılan termosifonu kendi imkanlarıyla tamir ettiklerini söyleyen kadın, “Sıcak suyu bırak su dahi sürekli kesiliyor. Çatım uçtu, durumum yok, yapamam dedim ilgilenmediler. Su olmadığı için hazır su almak zorunda kalıyoruz. Elektriği, suyu çoğu zaman kesiyorlar. Üç ay boyunca uğraştım en son kaymakamlığın önünde kendimi yakacağım dedim bu konteyner geçmek için çok uğraştım. Bir saatlik yolu yürüyerek gidiyordum yetkililere, bir konteyneri bize çok görüyorlar. Eşya yardımı yapacaklarını söylediler. Gidip yazdırdım ama hep yalan, ikilik yapıyorlar. Bir buçuk yıl oldu konteynere geçtim, ondan önce çadırda kalıyorum. En son çadırı yakıp intihar edeceğim dedim. Ne ev var ne eşya var dört çocukla. Ağlayarak gidiyordum geç dedikleri konteynere başka birine verdiklerini söylediler en son bu konteynere geçebildim. Yemek yaptığın zaman her yer kirleniyor. Temizlik diye bir şey yok. Aynı yerde yemek yapıyoruz uyuyoruz. Oğlum TOKİ inşaatında çalışıyordu parasını vermediler. Kredi kartıyla geçiniyor. Gelsin, kendi gözleriyle görsünler ihtiyacım olmasa istemezdim. Beş kişilik bir aileyiz, sığamıyoruz bize verdikleri dolap bile yetmiyor. Çamaşır için iki defa hakkımız var beş kişilik aileyiz” dedi.
 
‘Konteyner kentler lütufmuş gibi sunuldu’
 
Deprem zamanında Türkiye ve dünya çapında toplanan yardımlara değinen bir diğer kadın, bu paranın depremzedeler için kullanılmadığını savundu. ilk evlerin inşasına dağ tarafından başlandığını paylaşan kadın, ilk olarak evleri yıkılan insanların mağduriyetinin giderilmesi gerektiğini sözlerine ekledi. Kadın, teslim edilecek evlerin metrekaresinin düşürüldüğüne işaret ederek, “Evlerin metrekaresi düşürüldü, gasp edildi. Daha teslim edilmeyen evler var. Hala insanlar konteynerlerde yaşıyorlar. Bu da bir lütufmuş gibi sunuldu. Konteyner eve geçilenin kira yardımı kesiliyor. Kira yardımı da zaten 3 bin anayasada olan da budur depremzedelerin ihtiyaçlarını devlet karşılar” şeklinde konuştu.
 
‘Cumhurbaşkanı geldiği zaman her şey kamufle edildi’
 
TOKİ tarafından yapılan evlerin “anahtar teslimi yapıldı” olarak gösterilmesinin aksine evlerin hala inşaat alanı olduğunu kaydeden kadın, "Konteynerden çıkarılacaklar nereye gidecekler bu insanlar? Teslim edilen evlerin her birinde bir sorun var. Sular akmıyor, elektrik yok dıştaki kaba yerler yapıldı. TOKİ’lerin yaptığı evlerde ev teslimi yapılarak gösterildiği için kira yardımı gidiyor. Konteynerden de çıkartıyorlar. Kiracıların durumu meçhul. 3 bin veriyorlardı onu da kestiler konteyner verdikleri için. Fiyat belirlenmeyecek bir şekilde boş kağıtlara imza attırıyorlar insanlara. Böyle bir şey olur mu? Esnaf çalışamıyor. Her yer çamur içinde çarşıya kimse inemiyor. Orada ki esnafı düşünün ihtiyaçlarımızı hep erteliyoruz. Hiçbir şey yok. Cumhurbaşkanı geldiği zaman her şey kamufle edildi. Olmayan evler büyük boy kartlarla yapılmış gibi gösterildi. Geleceği yollar düzeltildi. Ama arka sokaklar farklıydı. Konteyner kentleri övdüler ama gerçekler çok farklı” dedi.