‘MESEM’ler çocukları sömürüye açık bırakıyor’
- 09:02 5 Haziran 2026
- Güncel
Rabia Önver
WAN- Eğitim-Sen Wan Şube Eşbaşkanı Funda Demir Bozkurt, MESEM uygulamalarının çocukları eğitimden uzaklaştırarak emek sömürüsüne açık hale getirdiğini belirtti.
Mesleki Eğitim Merkezleri'ne (MESEM) ilişkin yayımlanan raporlar, çocuk emeğinin sömürülmesine ve eğitimin piyasalaştırılmasına dair tartışmaları yeniden gündeme taşıdı. Çocuk hakları örgütleri, eğitim sendikaları ve çeşitli araştırma kuruluşlarının hazırladığı raporlarda sistemin çocukları erken yaşta işgücü piyasasına dahil ettiği vurgulandı. Devlet teşvikleriyle büyüyen sistemin sermayenin ucuz ve güvencesiz işgücü ihtiyacını karşıladığı ifade edilen raporlarda, MESEM'lerin eğitim hakkı, çocuk koruma politikaları ve çalışma yaşamı açısından yarattığı sonuçlar kapsamlı biçimde ele alındı.
Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim-Sen) Wan Şube Eşbaşkanı Funda Demir Bozkurt MESEM’lere ilişkin değerlendirmede bulundu.
‘Çocuk işçiliğinin resmileştiği bir model karşımızda’
MESEM'lerin çocukları eğitimden kopararak, çocukların şiddet ve sömürü riskiyle karşı karşıya kaldığı işyerlerinde çalıştırılmasının kabul edilemez olduğunu ifade eden Funda Demir Bozkurt, itirazlarının yalnızca sistem içerisindeki aksaklıklara değil, MESEM modelinin kendisine yönelik olduğunu dile getirdi. Funda Demir Bozkurt, “Türkiye'deki uygulamada çocuğun bir ara iş gücü olarak kabul edildiği, ucuz iş gücü olarak görüldüğü çocuğa bir ekonomik kaynak olarak bakıldığı bir sistemden bahsediyoruz. Sermayenin ve patronların ara eleman ihtiyacını karşılayan bir sistem olduğu için aynı şekilde çocukların büyük bir çoğunluğu aslında iş yerlerinde şiddet ve maalesef ki sömürü düzeniyle karşı karşıya kalıyor. Çocukların orada yaşadığı şiddet çok fazla. MESEM’lerde çocuk katliamları yaşanıyor. Çünkü MESEM’lerde birçok çocuk hayatını kaybediyor iş kazalarında. İşin açıkçası mesele tam olarak çocuk işçiliğinin devletçe resmileştirildiği bir model olarak karşımıza çıkmış durumda” dedi.
‘Eğitim anlayışımız sermayenin ihtiyaçlarına göre şekilleniyor’
Çocukların ucuz işgücü olarak değerlendirildiğini ifade eden Funda Demir Bozkurt, devlet desteğiyle sürdürülen bu modelin sermaye ve piyasa ihtiyaçlarını öncelediğini, çocukların ise emek sömürüsünün parçası haline getirildiğini vurguladı. Funda Demir Bozkurt, “Aslında çok uzun süredir AKP iktidarının eğitim politikaları sermaye ve piyasa odaklı oldu. Yani kamusal eğitimden tamamen uzaklaşıp sermayeye ve piyasaya ne kadar katkı sunabiliriz üzerinden şekillenen politikaları var. Elbette ki bu çok ideolojik bir yaklaşım. Eğitim anlayışımız sermayenin patronların ihtiyaçlarına göre şekilleniyor. Türkiye'de ucuz iş gücü denince aklımıza en başta mülteciler geliyordu. Daha geniş kapsamlı düşündüğümüz zaman yaş oranlarına vurduğumuz zaman sistemin dışında kalmış, emekli olmuş birçok kişi ucuz iş gücü olarak kullandırılıyordu. Ama MESEM'lerle beraber artık sistemin ucuz iş gücü, maliyesi iş gücü olarak değerlendirdiği yaş grubu çocuklar olmaya başladı ve bunu da sanki çok büyük bir eğitim modeliymiş gibi bütün herkese sunmaya başladılar” şeklinde konuştu.
‘Sistemin bu modelle hayattan kopardığı çocuklar var’
MESEM'lerin çocukları eğitim süreçlerinden uzaklaştırdığını ve onları erken yaşta çalışma yaşamının parçası haline getirdiğini belirten Funda Demir Bozkurt, sistemin çocukları bir hak öznesi olarak görmek yerine ekonomik bir kaynak ve ucuz işgücü olarak değerlendirdiğini ifade etti. Funda Demir Bozkurt, “O sistem içerisinde o çocuğa ne oldu, neler yaşadı, şiddete uğradı mı, tacize uğradı mı, yaşam hakkı elinden alındı mı? Bunlarla ilgili herhangi bir planlaması veya denetimi olmayan bir mekanizma söz konusu. Sistemin ve bu modellemenin hayattan kopardığı çocuklar var. Diğer taraftan da bunu hiç görmeyen MESEM uygulamalarının ne kadar mükemmel olduğunu ifade edip kamuoyunda bir çarpıtma yaratan ve bakan gerçeklik söz konusu. Dolayısıyla şunu çok net ifade etmemiz gerekiyor ki bu uygulamalar pedagojik bir uygulama değil. Çocuğu çocuk olarak hatta bir birey olarak bile görmüyor” diye belirtti.
‘Kamusal kaynaklar tamamen sermayenin lehine kullanılıyor’
MESEM uygulamalarının çocuğu ekonomik bir değer ve işgücü olarak ele alan bir anlayışla şekillendiğini ifade eden Funda Demir Bozkurt, sistemin sermayenin ve piyasanın ihtiyaçlarına göre kurgulandığını söyledi. Funda Demir Bozkurt, “Hem bir taraftan sermayeyi ve piyasayı zenginleştirmek, patronları zenginleştirmek. Bir taraftan da aslında ucuz iş gücünü sağlamak. Aileleri de ‘sizin çocuklarınıza biz bir meslek edindireceğiz, bir gelecek sağlayacağız’ üzerinden ikna eden söylemler söz konusu. Kamusal kaynaklar tamamen sermayenin lehine kullanılıyor. Bunu çok net görebiliyoruz. Ama bunun bir eğitim modeli olarak sunulması ise eğitimin gerçek amacının olması gereken eğitim sisteminin maalesef çok çarpıtılmış bir örneği olarak karşımıza çıkıyor. Bir kere eğitim dediğimiz şey kamusal olmalı, eşit olmalı, ücretsiz olmalı, piyasacı olmamalı. Bunlar çok net eğitim tanımlamalı. Bir emekçinin işsiz kaldığı zamanda güvencesi olan işsizlik fonunun bütün kaynakları yine bir başka patronun cebine girebiliyor” sözlerini kullandı.
‘Bunların hiçbiri kader değil’
AKP iktidarı döneminde gelir eşitsizliğinin derinleştiğini, yoksullaşmanın özellikle kırılgan toplumsal kesimleri daha fazla etkilediğini belirten Funda Demir Bozkurt, bu süreçte çocuk emeğinin sömürülmesinin ve kamusal alanların sermayenin kullanımına açılmasının olağanlaştırıldığını, sosyo-ekonomik açıdan dezavantajlı kesimlerin bu politikaların sonuçlarını daha ağır biçimde yaşadığını dile getirdi. Funda Demir Bozkurt, “Türkiye'de çocuğu koruyan çocuğun şiddete karşı korunmasına veya o şiddetin önlenmesine dair herhangi bir mekanizması bir planlaması yok. Yani çocuklar iş yerinde evde sokakta okulda çok rahat bir şekilde ölebiliyorlar. Çünkü çocuk korunmasız. Bu çocuklar MESEM uygulamalarıyla birlikte hayatını kaybediyor. İş yerlerinde bir denetim yok. Elektrik akımına kapılıyor veya işte başka bir makineyi çalıştırırken hayatını kaybedebiliyor. Bunların hiçbiri istisna değil, hiçbiri kader değil. Aslında hepsi devletin çocuğa yönelik herhangi bir politika geliştirememesinin açık örnekleridir. Bunu bir istisna veya kader durumuna sokmuş olursak devletin veya sorumluların aslında sorumlu olma durumlarını ellerinden almış oluruz ve mücadelemizi de bu yönlü geliştiremeyiz” şeklinde konuştu.
‘Mücadele etmeye devam edeceğiz’
Funda Demir Bozkurt, çocuklara yönelik politikaların ve özellikle MESEM modelinin, çocukları koruyan ve eğitim hakkını esas alan bir anlayış yerine piyasacı yaklaşımlar doğrultusunda şekillendiğini ifade etti. Funda Demir Bozkurt, MESEM kapsamında yaşanan iş kazaları ve çocuk işçi ölümlerinin sistemin yarattığı riskleri görünür kıldığını söyledi. Funda Demir Bozkurt, “2023'ten bu yana 18 çocuk hayatını kaybetmiş. Nerede kaybetmiş? Çok açık bir şekilde ifade etmek gerekiyor ki bu bir sistem problemidir. Eğitim-Sen olarak, çocuğun üstün yararını şiar edinerek kamusal eğitim almadığı, gerçek eğitim ortamlarında gerçek eğitim emekçileri ile buluştuğu bir düzen için mücadele etmeye de devam edeceğiz” ifadelerine yer verdi.







