Cumartesi Anneleri: Hakikat açıklansın, kayıplar bulunsun
- 13:17 11 Temmuz 2026
- Güncel
İSTANBUL - Cumartesi Anneleri, gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanmasını talep etmek için bir araya geldiği bin 111'inci haftada da hakikatin açıklanmasını, kayıpların bulunmasını istedi.
Cumartesi Anneleri, gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanmasını talep etmek amacıyla sürdürdükleri eylemlerin bin 111'inci haftasında Galatasaray Meydanı'nda bir araya geldi. Bu haftaki basın açıklamasını İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Kayıplar Komisyonu'ndan Sebla Arcan okudu.
'Bin 111 bir sayı değildir'
Sebla Arcan bin 111 haftadır süren mücadelenin yalnızca kaybedilen yakınlarını arama mücadelesi olmadığı vurgulayarak, "Bin 111 bir sayı değildir. bin 111 hafta; vazgeçmeyen kayıp ailelerinin, adalet talebinden geri adım atmayan insanların ortak mücadelesidir. Bin 111 haftadır her cumartesi aynı soruyu soruyoruz: Gözaltında kaybedilen sevdiklerimiz nerede? Bin 111 haftadır aynı talebi dile getiriyoruz: Hakikat açıklansın. Kaybedilenlerin akıbeti ortaya çıkarılsın. Failler yargılansın” şeklinde konuştu. Yıllardır süren mücadeleye rağmen iktidarın hakikati ortaya çıkarmak yerine sessiz kaldığı belirten Sebla Arcan “Bunca zamana rağmen, önceki iktidarlar gibi mevcut iktidar da hakikati ortaya çıkarmak yerine sessiz kalmayı tercih etti. Galatasaray Meydanı'nı bariyerlerle kapattı; Anayasa Mahkemesi kararlarına rağmen meydan yasağını ve kişi sınırlamasını sürdürdü” dedi.
'Hakikati bilme hakkı güvence altına alınmalı'
Devletin gözaltında kaybetmelerle ilgili hakikati ortaya çıkarmakla yükümlü olduğu belirten Sebla Arcan, "Galatasaray Meydanı üzerindeki hukuka aykırı engeller kaldırılmalı; kayıp dosyaları etkin biçimde yeniden soruşturulmalı, cezasızlık politikalarına son verilmeli ve ailelerin hakikati bilme hakkı güvence altına alınmalıdır” dedi. Devletin sorumluluğuna dikkat çeken Sebla Arcan gözaltında kaybetmelerle yüzleşilmeden toplumsal adaletin sağlanamayacağını ifade etti.
'Hakikat mücadelesinden vazgeçmeyeceğiz'
Bin 111 haftadır sürdürülen mücadelenin aynı zamanda toplumsal hafızayı canlı tutma mücadelesi olduğunu dile getiren Sebla Arcan, “Bin 111 haftadır sürdürdüğümüz bu mücadele yalnızca kaybedilen sevdiklerimiz için değil; hukukun, adaletin ve insan onurunun korunması içindir. Bu mücadele, gözaltında kaybetmeleri tarihe ve toplumsal hafızaya kaydetme mücadelesidir. Resmî tarihin susturduğunu görünür kılma, eksik bıraktığını tamamlama mücadelesidir. Maruz kaldığımız tüm baskılara, engellemelere ve yasaklara rağmen haklı direnişimizi kuşaktan kuşağa aktarıyor; kayıplarımızdan vazgeçmiyoruz" diye belirtti.
Hakikatle yüzleşme
Cezasızlık politikalarının gözaltında kaybetme suçunun sürdürülmesine zemin hazırladığını ifade eden Sebla Arcan, faillerin yargılanmasının demokratik hukuk devletinin gereği olduğunu söyledi. Sebla Arcan, "Gözaltında kaybetme suçunun fail ve sorumluları korunuyor. Dosyalar etkili biçimde soruşturulmuyor. Hak arama yolları ailelere birer birer kapatılıyor. Bu nedenle cezasızlığın son bulması, hakikatin açığa çıkarılması ve sorumluların yargı önünde hesap vermesi demokratik ve hukuk devleti olmanın vazgeçilmez koşuludur" ifadelerini kullandı.
Sebla Arcan, “Hakikat açıklansın. Kayıplar bulunsun. Failler yargılansın. Bizi kayıplarımıza yaklaştıracak adil ve onurlu bir barış için gerekli adımlar atılsın” çağrısında bulundu.
'10 kişi değil binleriz’
Kayıp yakınlarından İkbal Eren, bin 111 haftadır aynı taleple Galatasaray Meydanı'nda olduklarını belirterek "Bin 111 bir sayı değildir. Bin 111 hafta; vazgeçmeyen kayıp ailelerinin, adalet talebinden geri adım atmayan insanların ortak mücadelesidir. Bin 111 haftadır her cumartesi aynı soruyu soruyoruz: Gözaltında kaybedilen sevdiklerimiz nerede? Hakikat açıklansın, kaybedilenlerin akıbeti ortaya çıkarılsın, failler yargılansın. Bin 111 haftanın adalet mücadelesidir bu. 139 haftadır gözaltına alınan ailelerin olduğu, bugün ise 10 kişiyle sınırlandırılmış bir meydandayız. Karşımızda duranlar kayıp aileleridir. Bu 10 kişi dayatmasından vazgeçin. Burada yüzlerce kayıp ailesiyiz ama sadece 10 kişi görünüyoruz. Bu hukuka aykırı uygulamadan vazgeçin” dedi.
Hanım Tosun: İki elimiz devletin yakasında olacak
Eylemde söz alan Hanım Tosun ise, devletin yıllardır kayıpların akıbetini açıklamadığına dikkat çekerek, "Herkes bizim hikâyelerimizi, ne için burada durduğumuzu biliyor. Devleti yönetenler 'uçuyoruz' diyor ama hayır; bizim için hayat hâlâ Galatasaray'da kaldı. Bu fotoğrafları boşuna taşımıyoruz. Bize bir mezar taşı gösterin. Devletin arşivlerinde bu kayıpların gerçeği duruyor. Tek bir kayıp kalmayana kadar mücadelemiz sürecek. Haklıyız. Arşivlerinizi açana kadar meydanlarda olacağız. İki elimiz devletin yakasından hiç inmeyecek. 1111'inci haftada tüm kayıplarımızı anıyoruz. Sizi unutmayacağız, unutturmayacağız" sözlerini kullandı.
İhsan Karakoç da yıllardır süren mücadeleye işaret ederek, "Bin 111 haftadır buradayız. 2 bin yıl da geçse bu mücadeleyi bırakmayacağız. Belki bizim ömrümüz yetmeyecek ama çocuklarımız bu mücadeleyi sürdürüyor. Son fail yargılanana kadar burada olacağız” ifadelerini kullandı.
‘Mücadelemizde kararlıyız’
Maside Ocak ise mücadelenin kuşaktan kuşağa aktarıldığını kaydederek, "Bu mücadeleyi devralarak geldik. Evlatlarına kavuşamadan aramızdan ayrılan aileler oldu. Bugün bu meydanda üçüncü kuşak kayıplarımızın mücadelesini sürdürüyor. 10 kişi dayatması nedeniyle ailelerimiz kenarda bekliyor. Meydanları kapatmanız ısrarımızı engelleyemeyecek. Sevdiklerimiz hâlâ kayıp, failleri hâlâ yargılanmıyor. Koşullar ne olursa olsun mücadelemizi sürdürmekte kararlıyız” diye belirtti.
Adalet herkes için
Gözaltında kaybedilen Murat Yıldız'ın annesi Hanife Yıldız da, oğlunun kaybedildiğinde 19 yaşında olduğunu hatırlatarak, "Evlatsız bu şehirde bin 111 hafta geçti. Oğlum Murat Yıldız gözaltında kaybedildiğinde 19 yaşındaydı. Bugün yaşasaydı 51 yaşında olacaktı. Ben anayım, analık hakkım elimden alındı. Neden kaybedildi, başına ne geldi? Bunu bilmek istiyorum. Kayıp acısını adalet çözer dedik ama görüyorsunuz; biz de adalet de bariyerlerle çevriliyiz. Yargıçlar kör ve sağır. Güvenlik güçlerine 'gidin susturun' deniliyor. Çocuklarımızın nerede olduğunu bize söylemesi gerekenler susuyor. Bir gün bu adalet size de lazım olacak ama biz de size 'çok geç kaldınız' diyeceğiz” diye konuştu.
Eylem, Galatasaray Meydanı’na karanfillerin bırakılmasının ardından son buldu.







