Yemen'de vekâlet savaşının gölgesinde kadınlar ve çocuklar
- 09:06 29 Temmuz 2026
- Dünya
Derya Ceylan
HABER MERKEZİ – 10 yılı aşkın süredir devam eden savaşın yıktığı Yemen'de kadınlar ve çocuklar açlık, salgın hastalıklar, zorunlu göç ve şiddete karşı yaşam mücadelesi veriyor. Bölgesel ve küresel güçlerin çıkar çatışmaları ile kalıcı siyasi çözümün sağlanamaması, insani krizi her geçen gün daha da derinleştiriyor.
Ortadoğu ve Afrika'da uzun yıllardır süren savaşlar, bölgesel ve küresel güçlerin rekabetiyle daha da karmaşık hale geliyor. Stratejik konumu nedeniyle bu rekabetin merkezinde yer alan Yemen'de ise 10 yılı aşkın süredir devam eden çatışmalar; açlığı, zorunlu göçü ve salgın hastalıkları derinleştirirken, en ağır bedeli yine kadınlar ve çocuklar ödüyor.
Kızıldeniz'i Aden Körfezi ve Hint Okyanusu'na bağlayan Babülmendep Boğazı üzerindeki stratejik konumu nedeniyle Yemen, uzun yıllardır bölgesel ve küresel güçlerin rekabet alanlarından biri oldu. Suudi Arabistan, İran, Birleşik Arap Emirlikleri, ABD ve diğer aktörlerin müdahaleleri, ülkedeki siyasi krizi uzun soluklu bir vekâlet savaşına dönüştürdü. Savaş boyunca devlet kurumları büyük ölçüde işlevsiz hale geldi, ekonomi çöktü, sağlık ve eğitim hizmetleri ağır yara aldı. Milyonlarca insan temel ihtiyaçlara erişemiyor; kadınlar ve çocuklar ise açlık, yerinden edilme, şiddet, salgın hastalıklar ve yoksullukla iç içe yaşam mücadelesi veriyor.
Siyasi kriz bölgesel savaşa dönüştü
Bugün savaşın temelleri, 2011'de başlayan halk protestolarının ardından yaşanan siyasi geçiş sürecine uzanıyor. 33 yıllık iktidarın sona ermesinin ardından Cumhurbaşkanı olan Abdurabbu Mansur Hadi yönetimi göreve başladı. Ancak yoksulluk, ekonomik kriz, yolsuzluk, ordu içindeki bölünmeler ve güneydeki ayrılıkçı talepler karşısında siyasi istikrar sağlanamadı. Ensarullah (Husiler), 2014 yılında başkent Sana'nın kontrolünü ele geçirirken Hadi yönetimi ülkenin güneyine çekildi. İç siyasi kriz kısa sürede silahlı çatışmalara dönüştü.
Mart 2015'te Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun Yemen'e askeri müdahalede bulunmasıyla, savaş bölgesel bir boyut kazandı. Birleşik Arap Emirlikleri başta olmak üzere koalisyona katılan ülkelerin de çatışmalara dahil olmasıyla Yemen, uzun süreli bir vekâlet savaşının merkezlerinden biri haline geldi.
Bölgesel ve küresel güçlerin çıkar mücadelesi
Yemen'deki savaş, zamanla ülke içindeki siyasi krizin ötesine geçerek bölgesel ve küresel güçlerin rekabet alanına dönüştü. Suudi Arabistan, güney sınırındaki güvenliği ve bölgedeki etkisini korumayı amaçlarken; İran, Husiler üzerinden bölgedeki etkisini artırmaya çalıştı. Birleşik Arap Emirlikleri ise Aden ve güney kıyılarındaki limanlar ile deniz ticaret yollarına odaklandı. ABD ve Batılı ülkeler, koalisyona sağladıkları silah, istihbarat ve lojistik destekle ülkedeki askeri varlıklarını sürdürdü. 2023'ün sonlarında Husilerin Kızıldeniz'de İsrail bağlantılı olduğunu açıkladıkları gemilere yönelik saldırılarıyla birlikte Yemen, Gazze'deki savaşın da etkisiyle yeniden uluslararası gerilimin merkezlerinden biri oldu. ABD, İngiltere ve İsrail'in düzenlediği saldırılar limanları, enerji tesislerini ve ulaşım altyapısını hedef alırken, çatışmaların etkisi sivil yaşam üzerinde daha da ağırlaştı.
Bölgesel ve küresel aktörlerin güvenlik, enerji ve ticaret politikaları ön plana çıkarken, kalıcı bir siyasi çözüm sağlanamadı. Diplomatik girişimlerin sonuçsuz kalması ve uluslararası toplumun etkili adımlar atmaması, savaşın uzamasına ve insani krizin derinleşmesine zemin hazırladı.
Çözümsüzlük insani krizi derinleştiriyor
10 yılı aşkın süredir devam eden savaş, Yemen'in siyasi, ekonomik ve sosyal yapısını derinden etkiledi. Ülke fiilen farklı yönetim alanlarına ayrılırken, kamu kurumlarının önemli bir bölümü işlevsiz hale geldi. Maaşların uzun süre ödenememesi, üretimin durma noktasına gelmesi ve ekonomik kaynakların çatışmaların finansmanına yönelmesi, milyonlarca insanı temel ihtiyaçlarını karşılayamaz duruma getirdi. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı'nın (UNDP) değerlendirmelerine göre, savaş Yemen'i insani kalkınma göstergelerinde onlarca yıl geriye götürdü. Dünya Bankası verileri de kişi başına düşen gelirin savaşın başlamasından bu yana önemli ölçüde gerilediğini, yüksek enflasyon ve para birimindeki değer kaybının yaşam koşullarını ağırlaştırdığını ortaya koyuyor.
BM’ye göre 19 milyon kişi yardıma ihtiyaç duyuyor
Birleşmiş Milletler'in (BM) 2025 İnsani Müdahale Planı'na göre, yaklaşık 19,5 milyon kişi insani yardım ve koruma hizmetlerine ihtiyaç duyuyor. Ancak uluslararası yardım fonlarındaki azalma, ülkenin parçalanmış idari yapısı ve yardımların ulaştırılmasında yaşanan engeller, insani krizin etkilerini daha da büyütüyor.
Kalıcı bir siyasi çözümün sağlanamaması, ateşkes girişimlerinin kırılganlığını koruması ve uluslararası aktörlerin önceliklerini değiştirmemesi, savaşın sonuçlarının günlük yaşamı belirlemeye devam etmesine neden oluyor. Açlık, salgın hastalıklar, yerinden edilme ve yoksulluk, milyonlarca Yemenli için geçici değil, kalıcı bir yaşam gerçeğine dönüşmüş durumda.
Kadınlar savaşın yükünü taşımaya devam ediyor
Ülkede çatışmaların bazı bölgelerde azalması, kadınların yaşam koşullarını iyileştirmedi. 10 yılı aşkın süredir devam eden savaş boyunca yakınlarını kaybeden, yerinden edilen ya da geçim kaynaklarını yitiren çok sayıda kadın, ailelerinin bakım ve geçim sorumluluğunu üstlenmek zorunda kaldı. Ekonomik kriz, toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve hareket özgürlüğüne yönelik kısıtlamalar ise kadınların gelir elde etmesini ve temel hizmetlere erişimini daha da zorlaştırdı. Yerinden edilen kadınlar, güvenli barınma, temiz su, hijyen malzemeleri ve sağlık hizmetlerine erişimde ciddi sorunlarla karşı karşıya kalıyor. Geçici yerleşim alanlarında mahremiyetin sağlanamaması ve koruma mekanizmalarının zayıflaması, toplumsal cinsiyete dayalı şiddet riskini artırıyor. Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu'nun (UNFPA) verilerine göre Yemen'de 6,2 milyondan fazla kadın ve çocuk bu risklerle karşı karşıya bulunuyor.
Savaşın derinleştirdiği yoksulluk, çocuk yaşta evlilik, insan ticareti ve zorla çalıştırılma gibi hak ihlallerini de artırıyor. Kadın örgütleri ve uluslararası kuruluşlar, kalıcı bir siyasi çözüm sağlanmadığı sürece kadınların güvenlik, sağlık ve yaşam hakkına yönelik tehditlerin devam edeceğine dikkat çekiyor.
Sağlık ve açlık kadınların yaşamını tehdit ediyor
Savaşın en ağır etkilerinden biri sağlık sisteminde yaşanan çöküş oldu. Hasar gören sağlık merkezleri, ilaç ve sağlık personeli eksikliği, ulaşım güçlükleri ve ekonomik kriz nedeniyle milyonlarca kadın temel sağlık hizmetlerine ulaşamıyor.
UNFPA'ya göre 2025 yılında 9,6 milyondan fazla kişi cinsel ve üreme sağlığı hizmetleri ile toplumsal cinsiyete dayalı şiddete yönelik koruma hizmetlerine ihtiyaç duyuyor. Buna karşın finansman yetersizliği, doğum hizmetlerinden güvenli alanlara kadar birçok hizmetin sürdürülebilirliğini zorlaştırıyor. Ekonomik kriz ve yükselen gıda fiyatları kadınların beslenme koşullarını da ağırlaştırıyor.
1,5 milyon kadın yetersiz beslenme riski altında
UNICEF verilerine göre, yaklaşık 1,5 milyon hamile ve emziren kadın akut yetersiz beslenme riski altında bulunuyor. Pek çok ailede kadınlar, çocuklarının beslenebilmesi için kendi öğünlerinden vazgeçmek zorunda kalıyor. Yetersiz beslenme; düşük, erken doğum, kansızlık ve doğum komplikasyonları riskini artırırken, bebeklerin sağlığını da doğrudan etkiliyor.
Çocuklar savaşın en ağır sonuçlarıyla büyüyor
Yemen'de savaşın en ağır etkilerini yaşayan kesimlerin başında çocuklar geliyor. UNICEF'in 2025 verilerine göre yaklaşık 2,4 milyon beş yaş altı çocuk akut yetersiz beslenmeyle karşı karşıya bulunuyor. Bunların 500 binden fazlası ise yaşamı tehdit eden ağır akut yetersiz beslenme yaşıyor.
Sağlık sistemindeki çöküş, temiz suya erişimde yaşanan sorunlar ve yetersiz beslenme; kolera, kızamık, ishal ve diğer önlenebilir hastalıkların yayılmasını hızlandırıyor. Açlık ve hastalıklar, çocuk ölümlerini artırırken, hayatta kalan çocukların fiziksel ve bilişsel gelişimini de kalıcı biçimde etkiliyor. Çocuklar bombardımanlara, zorunlu göçe ve yakınlarını kaybetmeye tanıklık ederek büyüyor. Ruh sağlığı ve psikososyal destek hizmetlerinin yetersizliği ise savaşın yarattığı travmaların kuşaklar boyunca sürme riskini artırıyor.
Eğitim hakkı ve çocukluk savaşın gölgesinde kaldı
Çatışmalar nedeniyle okulların yıkılması, öğretmen maaşlarının ödenememesi ve ailelerin derinleşen yoksulluğu, milyonlarca çocuğu eğitimden uzaklaştırdı. Eğitimden kopan çocuklar, çocuk yaşta çalıştırılma ve çocuk yaşta evlilik, insan kaçakçılığı ve silahlı grupların hedefi haline geliyor. Aileler, artan yoksulluk ve güvenlik kaygıları nedeniyle çocuklarını çalıştırıyor ya da çocuk yaşta evlendiriyor. Silahlı grupların çocukları savaşçı, gözcü ve haberci olarak kullanması ise çocuk hakları ihlallerini daha da ağırlaştırıyor.
Çocuk hakları savunucuları, kalıcı bir barış sağlanmadığı sürece milyonlarca çocuğun eğitim, sağlık ve güvenli yaşam hakkından mahrum kalmaya devam edeceği uyarısında bulunuyor.
Çözümsüzlük kadınların ve çocukların yaşamını kuşatıyor
10 yılı aşkın süredir devam eden savaş boyunca Yemen, bölgesel ve küresel güçlerin rekabet alanlarından biri olmayı sürdürdü. Güvenlik, enerji ve ticaret politikalarının öncelenmesi, diplomatik girişimlerin kalıcı bir çözüme dönüşememesi ve uluslararası toplumun etkili adımlar atamaması, ülkedeki insani krizi daha da derinleştirdi.
Bu süreçte en ağır sonuçlarla kadınlar ve çocuklar karşı karşıya kaldı. Milyonlarca kadın sağlık hizmetlerine, güvenli barınmaya ve geçim kaynaklarına erişemezken; çocuklar açlık, salgın hastalıklar, eğitimden kopuş, çocuk yaşta çalıştırılma ve silahlı çatışmaların gölgesinde büyüyor.
Yemen'de savaşın gerçek bilançosu,
yıkılan kentlerin ve çöken ekonominin ötesinde; yaşam hakkı, eğitim hakkı ve güvenli bir geleceği olması engellenen milyonlarca kadın ve çocuğun hayatında görülüyor. Bölgesel ve küresel aktörlerin çıkar mücadeleleri sürdükçe, kalıcı barış umutları zayıflıyor; insani krizin yükü ise her geçen gün daha fazla kadın ve çocuğun omuzlarına biniyor.







