‘Barışın yolu demokratikleşmeden geçiyor’

  • 09:07 23 Eylül 2026
  • Güncel
ANKARA - İnsan hakları savunucuları Günseli Kaya ve Ayşe Bakkalcı, barışın yalnızca silahların susmasıyla sağlanamayacağını belirterek, ifade ve tartışma özgürlüğünün güvence altına alındığı demokratik bir ortamın yaratılması gerektiğini vurguladı.
 
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025 tarihinde yaptığı “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı” ile başlayan süreçte insan hakları savunucuları, sivil toplum örgütü temsilcileri ve kadınlar kalıcı bir barışın demokratikleşme adımlarıyla mümkün olacağını vurguluyor. Bununla birlikte devletin süreci yalnızca bir "güvenlik ve silahsızlanma" meselesi olarak ele almasının toplumsal barışa hizmet etmediği ifade ediliyor. İnsan hakları savunucuları Günseli Kaya ve Ayşe Bakkalcı, barışın sadece silahların susmasıyla değil; ifade özgürlüğü, yargı baskısının kalkması, uluslararası yasal hükümlere uyulmasıyla mümkün olacağını söyledi.
 
‘Barış demokratik ortamı yaratmakla olur’
 
Barış ortamının yalnızca silahların susmasından ibaret olmadığını dile getiren Günseli Kaya, “Barış ortamını oluşturmak demek; insanların söz söyleme ve tartışma özgürlüğünü tanımak, siyasi iktidarın çizdiği kırmızı hatların ötesinde bir şeyler söylendiğinde yargı kıskacına alınmamaları demektir. Barış, eşitlik ve demokratik ortamı yaratmakla olur” dedi.
 
‘Barış ortamı tartışma özgürlüğüyle yaratılır’
 
Tartışma ve basın özgürlüğüyle barış ortamının yaratılacağını söyleyen Günseli Kaya, şöyle devam etti: “Çözüm yollarının tartışılabilmesi, bilim insanlarının, sosyologların ve diğer muhalif kesimlerin kendilerini özgürce ifade edebilecekleri bir ortam sağlanmalı. Biz ancak böyle bir ortamda barışın gerçekleşebileceğini söyleyebiliriz. Barışın tesisinin bu ortamlarda mümkün olabileceğini ve buna uygun hukuksal ve anayasal mekanizmaların güvence altına alınmasını istemeliyiz. Toplumsal düzende, barıştan yana uluslararası insanlık değerlerine ve uluslararası hükümlere uyarak barışın tesis edilebileceğini düşünüyoruz.”
 
Günseli Kaya, son olarak ulusal kimliği, dini ve mezhebi ne olursa olsun bütün kadınların omuz omuza vererek özgürlük ve eşitlik mücadelesini birleştirmesiyle barışın tesis edileceğini belirtti.
 
‘Devlet hiçbir zaman demokratik hakları altın tepside sunmaz’
 
Demokrasinin kimsenin tekelinde olmaması gerektiğine dikkat çeken Ayşe Bakkalcı, bunun için aktif mücadele edilmesi çağrısında bulunarak, “Devlet hiçbir zaman demokratik hakları altın tepside sunmuyor. Bize tarih kitaplarında öğretildiği gibi mücadele geleneği olan bir toplum değiliz. Yapılanların bilincinde olan bir toplum değiliz. Demokratik cumhuriyet konuşuluyor. Bunun olacağına inanmıyorum. Bu, hepimize bağlı bir şey; mücadeleyle kazanılır. Bu, devletten beklemekle olmaz” dedi.
 
‘Muhalif olanlara yaşam hakkı tanınmıyor’
 
Son dönemde sanatçılara ve komedyenlere yönelik uygulamalara dikkat çeken Ayşe Bakkalcı, muhalif olanlara yaşam hakkı tanınmadığını söyledi. “Her alanda kadınlar üzerine düşeni yapmalı” diye devam eden Ayşe Bakkalcı, hak ihlallerinin gündemde tutulması gerektiğini belirtti.
 
‘Toplum barış istiyor’
 
Toplumun büyük çoğunluğunun barış istediğini aktaran Ayşe Bakkalcı, şöyle devam etti: “Doğal haklarımızın gasp edilmesini istemiyoruz. Bu doğrultuda çaba sarf etmemiz gerekir. Her kesim kendini özgürce ifade edebilmeli. Zaten ben sınırların olmadığı, insanların insanca yaşadığı, sömürünün olmadığı ve insanların emeğinin karşılığını aldığı bir sistem istiyorum. Kısacası hak, hukuk ve adaletin olduğu bir toplum istiyorum.”