Jineoloji Konferansı’nda toplumsallaşma ve kalıcı örgütlenme vurgusu
- 14:21 16 Ekim 2026
- Güncel
HABER MERKEZİ - Avrupa Jineoloji Konferansı’nın birinci oturumunda, 15 yıllık deneyim ve yeni dönem ihtiyaçları değerlendirildi. Kadınlar, çalışmaların kalıcı örgütlenmelere dönüştürülmesi, yerel kadınlarla bağların güçlendirilmesi ve üretilen bilginin toplumsallaştırılması gerektiğini vurguladı.
“Bi Jineolojî ber bi avakirina jiyana komunal û azad (Jineolojiyle komünal özgür yaşamın inşasına)” şiarıyla Hollanda’nın Haelen kentinde düzenlenen Avrupa Jineoloji Konferansı, “Jineoloji: Özgürlük Temelinde Kadın Kimliğinin İnşasının Bilimi” başlıklı birinci oturumla devam etti. Oturumda, Avrupa’da yürütülen Jineoloji çalışmalarının deneyimleri, kazanımları, eksiklikleri ve yeni dönem perspektifleri ele alındı.
Avrupa’da Jineoloji deneyimi değerlendirildi
Oturumda ilk olarak Avrupa Jineoloji komitelerinin bugüne kadar düzenlediği ve katıldığı konferanslar, kamplar, eğitimler, araştırmalar ve komite faaliyetlerine ilişkin görsel anlatım paylaşıldı. Kadınların tanıklıkları, fotoğraflar, kısa videolar ve ses kayıtlarının yer aldığı anlatımda, Avrupa’daki Jineoloji çalışmalarının son 15 yıllık gelişim süreci, kazanımları ve karşılaşılan sorunlar aktarıldı.
Farklı ülkelerde yaşayan binlerce kadının konferanslar, eğitimler, araştırmalar ve kamplar aracılığıyla Jineoloji çalışmaları etrafında bir araya geldiği belirtilerek, bu sürecin ortak bir deneyim ve hafıza oluşturduğu ifade edildi. Oluşan birikimin kalıcı örgütlenmelere dönüştürülmesi, yerel kadınlarla bağların güçlendirilmesi ve üretilen bilginin toplumsallaştırılması gerektiğine dikkat çekildi.
Jineoloji kavramının ilk kez 2008 yılında Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın “Özgürlük Sosyolojisi” kitabıyla gündeme geldiği belirtilen değerlendirmede, çalışmaların 2011 yılında Medya Savunma Alanları’nda bir komite olarak şekillendiği, 2013’ten itibaren ise daha sistemli bir gelişim gösterdiği kaydedildi.
Kürdistan’da 2015 yılında gerçekleştirilen ilk Jineoloji Konferansı’nın çalışmaların perspektifini netleştiren önemli bir dönüm noktası olduğu belirtildi. 2018’deki ikinci konferansın da mevcut birikimin değerlendirilmesi ve yeni dönem ihtiyaçlarının belirlenmesi açısından önemli bir eşik oluşturduğu vurgulandı.
Çalışmalar farklı ülkelere yayıldı
Avrupa’daki Jineoloji çalışmalarının gelişiminde, 2014 yılında Köln’de gerçekleştirilen ilk Avrupa Jineoloji Konferansı’nın önemli bir rol oynadığı ifade edildi. Ardından Paris ve Stockholm’de düzenlenen konferanslarla farklı ülkelerde yaşayan kadınlar arasında ortak tartışma zeminlerinin oluştuğu kaydedildi.Konferansları eğitimler, seminerler, okuma grupları ve yerel çalışmaların izlediği belirtilen anlatımda, kampların da kadınların birlikte yaşamayı, üretmeyi, karar almayı ve öğrenmeyi deneyimlediği alanlara dönüştüğü aktarıldı. Bu çalışmaların bilgi ile yaşam arasındaki bağı güçlendirdiği ve komünal yaşam deneyimlerine katkı sunduğu ifade edildi.
2019 yılından itibaren Avrupa’nın farklı ülkelerinde Jineoloji komiteleri ve araştırma gruplarının oluşmaya başladığı belirtildi. İsviçre, Almanya, Fransa, İngiltere, İtalya, İsveç, Norveç, Katalonya, Bask Ülkesi, İrlanda ve İskoçya’da yürütülen çalışmalarla eğitim, araştırma ve örgütlenme alanlarında yeni deneyimlerin ortaya çıktığı, önemli adımlar atıldığı kaydedildi. Kadın tarihi, “cadı” avları, sömürgecilik tarihi, göç deneyimleri, kadın direnişleri, kadın arkeolojisi, mitoloji, kadın-doğa ilişkisi ve yerel kadın hafızalarının araştırmaların başlıca konuları arasında yer aldığı belirtildi. Araştırmalarla kadınların tarih boyunca görünmez kılınan deneyimlerinin ve direniş geleneklerinin yeniden görünür hale getirilmesinin amaçlandığı ifade edildi.
Eksiklikler ve yeni dönemin ihtiyaçları tartışıldı
Jineoloji Komitesi üyeleri Sarah Marcha ve Necîbe Qeredaxî, komitelerin örgütlenme ve çalışma tarzını, eksik kalan yönleri ve yeni dönemin ihtiyaçlarını öyküleme yöntemiyle anlattı. Necîbe Qeredaxî, delegelerin yanı sıra yaşamın her alanında Jineoloji çalışmalarına emek veren kadınları selamlayarak, çalışmalara imkânsızlıklar içinde başlandığını ve çalışmaların zamanla kendi kadrolarını yarattığını hatırlattı. Jineoloji çalışmalarının komünal bir çerçevede, hiyerarşiden uzak ve teori ile pratiğin birliği temelinde geliştirildiğini belirten Necîbe Qeredaxî, bazı dönemlerde dogmatizm engeliyle karşılaşıldığını ifade etti.
Moderatörün “Nereden başlayacağız?” sorusunu yanıtlayan Necîbe Qeredaxî, hikâye anlatıcılığı, sözlü tarih, sanat, tiyatro ve müzik gibi araçların çeşitlendirilerek daha geniş kadın kesimleriyle buluşturulmasının önemine işaret etti.
Anlatım yöntemleri daha erişilebilir hale getirilmeli
Jineolojinin Avrupa pozitivizmine karşı güçlü bir direniş geliştirdiğini ve kadın-erkek ile toplum arasındaki ilişkilere yeni bir boyut kazandırdığını söyleyen Necîbe Qeredaxî, çalışmaların ilk dönemlerinde kadın özgürlük paradigmasını geliştiren Abdullah Öcalan’ın kabul görmediğini belirtti. İkna çabaları sonucunda bugün Jineolojinin ortaya koyduğu argümanların farklı kadın örgütleri ve hareketleriyle daha rahat paylaşılabildiğini kaydetti.
Jineolojinin ulaşmadığı kadın meclisinin kalmadığını ifade eden Necîbe Qeredaxî, “O halde sorun nerede?” diye sordu. Jineolojinin kavramsal dilinin çalışmalara yeni katılan kadınlar açısından zaman zaman zorlayıcı olabildiğine dikkat çeken Necîbe Qeredaxî, anlatım ve paylaşım yöntemlerinin daha erişilebilir hale getirilmesi gerektiğini vurguladı.
Necîbe Qeredaxî, “Jineoloji, kendi akışını belirleyen bir ırmaktır” diyerek konferansın amacına ulaşacağını söyledi.
Birikimin kalıcı örgütlenmelere dönüştürülmesi ihtiyacı
Sarah Marcha ise Jineolojinin demokratik modernite temelinde örgütlendiğini belirtti. Jineolojinin yalnızca bilgi toplamaya dayalı olmadığını ifade eden Sarah Marcha, bilgiyle yakından ilişkili olan duygu ve his boyutunun da bu bilimin temellerini oluşturduğunu söyledi. Sarah Marcha, Jineoloji komitelerinin çalışma tarzı ve yöntemleri hakkında bilgi verdi. Avrupa’da Jineoloji çalışmalarının önemli bir deneyim ve birikim oluşturmasına rağmen bu birikimin kalıcı ve sürekli örgütlenmelere dönüştürülmesinde sorunlar yaşandığına dikkat çeken Sarah Marcha, konferansların, eğitimlerin ve kampların yarattığı etkinin uzun vadeli çalışmalara aktarılmasının her zaman mümkün olmadığını belirtti.
İş yükü, ekonomik sorunlar, bakım emeği ve aile sorumluluklarının kadınların çalışmalara katılımını ve sürekliliğini zorlaştırdığını ifade eden Sarah Marcha, çalışmaların örgütsel sistem içerisindeki yerinin yeterince netleşmemesinin ve yerel örgütlenmelerle ilişkilerin sınırlı kalmasının da bu sorunları derinleştirdiğini kaydetti.
Yerel kadınlarla bağların güçlendirilmesi vurgusu
Jineoloji çalışmalarının çoğu zaman enternasyonal ve dış çevrelere dönük faaliyetlerle sınırlı kaldığını belirten Sarah Marcha, yerel komitelerin kimi zaman meclis çalışmalarından bağımsız geliştiğine işaret etti. Bazı ülkelerde yerel toplumsal yapı içerisinde komiteler oluşturulması yönünde adımlar atıldığını aktaran Sarah Marcha, bu deneyimlerin daha geniş alanlara yayılması ve süreklilik kazanmasının önemli bir ihtiyaç olduğunu vurguladı.Çalışmaların toplumsallaşma düzeyinin de değerlendirilmesi gerektiğini söyleyen Sarah Marcha, özellikle yoğun emek koşullarında çalışan kadınların Jineoloji çalışmalarına katılımının sınırlı kaldığına dikkat çekti. Araştırmaların Avrupa’daki yerel gerçekliklerin anlaşılmasına katkı sunduğunu belirten Sarah Marcha, araştırma sonuçlarının daha geniş çevrelere ulaştırılması ve örgütlenmeyle ilişkilendirilmesi konusunda eksiklikler bulunduğunu ifade etti. Sarah Marcha, yerel özgünlüklerle ortak koordinasyon arasındaki ilişkinin güçlendirilmesi gerektiğini de kaydetti.Sarah Marcha, Avrupa Jineoloji Konferansı’nın bugüne kadar oluşan deneyimin ortaklaşa değerlendirilmesi, eksikliklerin tartışılması ve yeni dönemin görev ve sorumluluklarının belirlenmesi açısından önemli bir zemin oluşturacağını belirtti.
Kadınlar yaşamlarındaki dönüşümü anlattı
Oturumun devamında farklı ülkelerden, kültürlerden ve yaşam kesimlerinden gelen 10 delege sahneye çıkarak Jineolojinin kendileri için ne ifade ettiğini, yaşamlarında nasıl bir etki yarattığını ve hangi dönüşümlere katkı sunduğunu kısa ifadelerle anlattı. Delegeler, Jineoloji sayesinde sömürgeci aklın insan düşüncesini nasıl şekillendirdiğini daha iyi kavradıklarını, örgütlenmenin en etkili öz savunma biçimi olduğunun bilincine vardıklarını ve kapitalizme karşı mücadele gücü kazandıklarını ifade etti. Jineolojinin sorunların çözümüne dair inançlarını güçlendirdiğini ve kendilerini Abdullah Öcalan’a daha fazla yakınlaştırdığını belirten delegeler, Jineoloji emekçilerine teşekkür etti.
Ardından Abya Yala’dan gönderilen görüntülü mesajlar izlendi. Delegeler, dayanışma mesajlarını “Jin Jiyan Azadî” sloganıyla karşıladı.
Konferansın öğleden sonraki bölümünde, “Demokratik ve komünal yaşamın inşasında Jineoloji’nin rolü” başlığıyla yedi ayrı atölye çalışması düzenlenecek. Atölyelerde yürütülecek tartışmalarla kararlaşmaya gidilmesi hedefleniyor.







