İktidarlaşan medyanın rolü

  • 09:19 24 Eylül 2023
  • Medya Kritik
 
Öznur Değer 
 
HABER MERKEZİ - Kürt ulusal birliğinin sağlanmamasındaki en büyük faktör, iktidarlaşan medyanın rolü. Ana akım medya ve iktidarın değirmenine su taşıyan birçok medya organı Kürtlerin ulusal birliğine karşı peş peşe hamleler gerçekleştirirken, KDP basını Rudaw ise Türk medyasının aracı haline geldi.
 
Kurdistan topraklarında yürütülen Kürt soykırımı 21’nci yüzyılda yeni uygulamalarla sürüyor. Eski MİT Müsteşarı, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın 22-24 Ağustos’ta gerçekleştirdiği Bağdat-Erbil ziyaretinin ardından soykırım politikası başka bir boyuta evrildi. Ziyaretin amaçları kamuoyuna su, petrol ve PKK olarak açıklansa da esas gündem maddesinin PKK’ye yönelik saldırı hazırlığı olduğu görüşmeden sonra KDP’nin Brados alanına konuşlandırdığı askeri araçlardan gözlemlendi. Süleymaniye başta olmak üzere Güney Kurdistan’da Kürt yurtseverlere yönelik artan suikastler ile görüşmenin perde arkası aralanmış oldu.
 
KNK’ye saldırı
 
Bunun en güncel örneği 18 Eylül’de Hewlêr’de bulunan Kurdistan Ulusal Kongresi (KNK) binasına yönelik gerçekleşen silahlı saldırıda katledilen KNK Temsilcisi Deniz Cevdet Bülbün oldu. Kürt ulusal birliğine yönelik çalışmaları ve KDP ile PKK arasındaki olası savaşı durdurabilmek adına yürüttükleri çalışmalar ile önemli ve tarihi bir role sahip olan KNK’ye yönelik saldırı, Kürt ittifakına yönelik saldırı olarak değerlendiriliyor.
 
Deniz Cevdet Bülbün’ün katledilmesine ilişkin resmi bir açıklama yapılmazken, Türk ve devlet medyası ise katliamı adeta görmezden geldi.    
 
KDP saldırıyı ana akımdan faksız yorumladı
 
KDP’nin televizyonu Rudaw saldırıya dair, “Erbil’deki saldırıda hayatını kaybeden kişinin ‘KNK üyesi’ olduğu öğrenildi” ifadeleriyle KDP’nin saldırıdaki payını adeta gizledi.
 
Ana akım katliamı olumladı
 
Ana akımın temsilcilerinden Habertürk ise saldırı ve katliamı “Terör örgütü PKK'nın ‘sivil’ dediği kişi terörist çıktı” başlığıyla katliamı olumladı.
 
KDP-PKK savaşına engel olmak isteyenler hedefte
 
KDP ile PKK’nin savaşmasının önüne geçmek isteyen kitleler, iktidar ve medyasının adeta hedefi halinde. Yine 16 Eylül’de Şırnak’ın Silopi ilçesine bağlı Güney Kurdistan sınırında bulunan Tilqebîn kasabasında, DBP, DTK, TJA ve Barış Anneleri Meclisi öncülüğünde kitlesel bir yürüyüş gerçekleşti. Kürt ulusal birliğini hedef alan soykırım politikalarına ve buna zemin sunan KDP’ye yönelik yönelik gerçekleşen kitlesel eylem KDP görünümlü provokatörler başta olmak üzere iktidar basını tarafından da hedef gösterilerek gerçekler saptırılmaya çalışıldı.
 
Özelde dijital medya platformu Twitter (X) başta olmak üzere eyleme dair yapılan tüm paylaşımlar bir kesim tarafından hedef oldu. Tarihi bir mesaj içeren eyleme medyanın bakışı ise şaşırtmadı.
 
‘İktidar olmayan’ basının iktidara kıyağı
 
Kendini “muhalif” gören Sözcü gazetesi eylemi “Şırnak’ta yasağa rağmen yürüyüş yapanlara TOMA ve biber gazıyla müdahale” başlığıyla servis ederken, haberde kullandığı “…. yürüyüş yapmak istedi. Ancak güvenlik güçleri tarafından uyarı yapıldı” şeklindeki ifadeleri ise gerçek dışı. Polis herhangi bir uyarı yapmaksızın eyleme ait pankartın açılmasından hemen sonra kitleye saldırmaya başladı. Haberdeki, “Grubun uyarılara rağmen yürüyüş yapması üzerine güvenlik güçleri, TOMA ve gazla müdahale etti” ifadeleri ise adeta polis şiddetini meşru kılıyor. Böylece konu Kürt ve Kürt Ulusal Birliği oldu mu yalnızca iktidar basınının değil, özgür basın dışındaki tüm basın mecralarının nasıl bir politika izlediği gözler önüne seriliyor.   
 
Manipülasyonun fotoğrafı
 
Devletin resmi ajansı Anadolu Ajansı (AA) eylemi, “Silopi'de izinsiz yürüyüşe müdahale eden jandarmaya vatandaşlardan su ikramı” şeklindeki başlıkla manipüle ederken devamında eylemde ileri yaştaki anneler başta olmak üzere milletvekilleri dahil birçok kişinin yaralanmasına sebep olan jandarma ve polislere övücü sözcükler dizdi. Eylemdeki polis-jandarma şiddetinden rahatsızlık duyan ve tepki gösteren, eylemcileri evine alıp biber gazı etkisinden arındırmak için adeta seferber olan “vatandaşları” ise görmezden geldi.
 
Yasak kararıyla saldırıyı meşru kılmak
 
Başka bir ana akım medyası olan Habertürk gazetesi ise eylemi, “Şırnak'ta yasağa rağmen yürüyüş yapan gruba tazyikli su ve gazla müdahale” başlığıyla saldırıyı valiliğin almış olduğu 10 günlük eylem ve etkinlik yasağı kararıyla meşru zemine çekmeye çalıştı.
 
Barış Anneleri’ne kulak verilmeli
 
Kurdistan’ı dört parçaya bölen ve her bir parça üzerinden farklı politikalar üreten kapitalist modernitenin güncel temsilcileri, tarihte olduğu gibi bugün de Kürt ulusal birliğine karşı hamleler yapmakta. Özelde KDP’yi araçsallaştıran Türkiye, Güney Kurdistan’a yönelik tüm saldırılarının onayını KDP’den alıyor. Bu politikalara destek veren ve bu anlamda KDP’yi Güney Kurdistan'ın AA’sı haline getirmeye çalışanlara öncelikle Rudaw’ın karşı çıkması gerekiyor. Ulusal birlik sağlanmadan “ulus” olunamaz. Bu anlamda on yılı aşkın süredir “barış” ve “kardeşlik” için mücadele eden Barış Anneleri’ne kulak verilmeli. Başarının pusulası ulusal birlikten geçiyor.