Marmara cezaevleri raporu: Hak ihlalleri sürüyor

  • 15:31 13 Ocak 2026
  • Güncel
İSTANBUL - ÖHD Cezaevi Komisyonu’nun Marmara Bölgesi’ndeki cezaevlerine ilişkin hazırladığı 6 aylık raporda, sağlık hakkı ihlalleri, keyfi tahliye engelleri, çıplak arama ve iletişim kısıtlamalarının sürdüğü vurgulandı.
 
Özgürlük için Hukukçular Derneği’ne (ÖHD) bağlı İstanbul Cezaevi Komisyonu tarafından hazırlanan rapor, Beyoğlu’ndaki ÖHD şube binasında düzenlenen basın toplantısıyla açıklandı. Toplantıda “İşkence insanlık suçudur” pankartı açıldı. Basın metnini ÖHD Cezaevi Komisyonu üyesi Şeyma Önal okudu. Şeyma Önal, açıklamasında “Sayın Öcalan’a yönelik İmralı tecrit sistemi kaldırılsın” ifadelerine de yer verdi.
 
Raporda tespit edilen ihlallere değinen Şeyma Önal, tutsaklara yönelik çıplak arama, fiziksel ve psikolojik şiddet uygulamalarının sürdüğünü belirtti. Şeyma Önal, “Hazırladığımız rapora göre toplam 74 tutsağın koşullu salıverilme süresi dolmasına rağmen tahliyeleri engellenmiştir. Özellikle Kürtçe mektup ve yayınlar sınırlandırılmış, çok sayıda hak ihlali uygulanmıştır” dedi.
 
Bakırköy Cezaevi ihlalleri
 
Rapora göre ÖHD, Bakırköy Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda şu ihlalleri tespit etti:
 
"*Yaşlı ve ağır hasta kadın mahpuslar tahliye edilmemektedir.
 
*TİHV tarafından “hapishanede kalamaz” raporu verilen mahpuslar dahi tutulmaya devam edilmektedir.
 
*Çok sayıda kadın mahpusun koşullu salıverilmesi, İdare ve Gözlem Kurulu kararlarıyla keyfi biçimde ertelenmiştir.
 
*Disiplin cezaları gerekçe gösterilerek tahliyeler engellenmektedir.
 
*Kurs ve atölye faaliyetleri yetersizdir."
 
Gebze Cezaevi ihlalleri
 
Gebze Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’na ilişkin raporda ise şu ihlaller yer aldı:
 
"*Muhalif gazeteler (Yeni Yaşam, Evrensel) mahpuslara verilmemektedir.
 
*Yayınlar yalnızca idarenin belirlediği listeyle sınırlandırılmaktadır.
 
*Çok sayıda hasta kadın mahpus bulunmaktadır.
 
*Pandemi döneminde kullanılamayan görüş haklarının telafisi bazı mahpuslara tanınmamıştır.
 
*Kadınlara yönelik kurslar sınırlı tutulmakta, müzik kursları açılmamaktadır."
 
‘İmralı tecridi kaldırılsın’
 
Şeyma Önal, Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025 tarihinde yaptığı çağrıya da değinerek şunları söyledi: “Sayın Öcalan’a yönelik ağırlaştırılmış tecrit uygulaması yalnızca bireysel bir hak ihlali değildir; aynı zamanda Türkiye’nin demokratik geleceği ve barış süreci açısından ciddi bir engel oluşturmaktadır. Bu çağrının karşılık bulabilmesi, İmralı tecrit sisteminin kaldırılması ve Sayın Öcalan’ın toplumsal barışa katkı sunabileceği demokratik ve hukuki koşulların yaratılmasıyla mümkündür.”
 
‘Tecrit ve ayrımcı uygulamalara son verilmeli’
 
Son olarak 10. ve 11. Yargı Paketleri’ne değinen Şeyma Önal, siyasi tutsaklara yönelik ayrımcılığa son verilmesi gerektiğini vurguladı. Şeyma Önal, “İnfaz rejimi tüm mahpuslar açısından eşitlik ilkesine uygun biçimde yeniden düzenlenmelidir. Ceza adaleti sistemi adil ve kapsayıcı olmak zorundadır; hapishaneler adaletin askıya alındığı yerler olamaz. Türkiye’de barışçıl çözüm yollarının önünü açmak ve hukukun üstünlüğünü yeniden tesis etmek için başta hapishaneler olmak üzere tüm kurumlarda insan haklarına dayalı bir reform süreci başlatılmalı; tecrit dâhil tüm keyfi ve ayrımcı uygulamalara son verilmelidir” dedi.