Cumartesi Anneleri: Zaman aşımı kayıplar aleyhine işlemez

  • 13:52 28 Şubat 2026
  • Güncel
İSTANBUL - Cumartesi Anneleri, bin 92'nci haftada 32 yıl önce gözaltında kaybettirilen Cüneyt Aydınlar'ın akıbetini sordu. Eylemde, zamanaşımının kayıplar aleyhine işlemeyeceğine dikkat çekildi. 
 
Cumartesi Anneleri, gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sorma ve faillerin yargılanması talebiyle her hafta Galatasaray Meydanı'nda düzenledikleri eylemin bin 92'ncisini gerçekleştirdi. Karanfiller ve kaybedilenlerin fotoğraflarını taşıyan Cumartesi Anneleri, bu hafta gözaltında kaybedilen Cüneyt Aydınlar’ın akıbetini sordu. Açıklama metnini kayıp yakını Zelal Buldan okudu.
 
Kayıp hikayesi 
 
Zelal Buldan kayıp hikayesini okudu: "İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi öğrencisi Cüneyt Aydınlar, 20 Şubat 1994 tarihinde saat 13.00 sularında Bakırköy Ömür Durağı’nda polisler tarafından gözaltına alındı ve Gayrettepe Siyasi Şube’ye götürüldü. Yedi gün boyunca kayıt dışı şekilde gözaltında tutulduktan sonra 27 Şubat 1994 tarihinde resmi gözaltı kaydı yapıldı. Ancak aynı operasyon kapsamında gözaltına alınan 14 kişi mahkemeye sevk edildiğinde Cüneyt aralarında bulunmuyordu. 
 
‘Polisin dayanaktan yoksun iddiası esas alındı’
 
İstanbul Emniyeti’nin Cüneyt Aydınlar’ın ailesine ve İHD avukatlarına, 28 Şubat 1994 tarihinde yer göstermeye götürdük, elimizden kaçtı” diye yanıt verdiğini dile getiren Zelal Buldan “Oysa aynı operasyonda gözaltına alınan kişiler, 17 Mart 1994 tarihinde avukatları aracılığıyla kamuoyuna yaptıkları açıklamada, 2 Mart 1994 tarihine kadar Cüneyt ile birlikte gözaltında tutulduklarını beyan ettiler. Tanıklar, ağır işkence gören Cüneyt’in bir ayağı kırık, yürüyemez haldeyken; ‘Ölmeye hazır mısın, ölmeye gidiyorsun’ diyen polisler tarafından sürüklenerek hücresinden götürüldüğünü aktardılar. Yargı makamları; elleri kelepçeli, ayakkabıları bağcıksız, tanık beyanlarına göre desteksiz ayakta duramayan bir kişinin onlarca polisin elinden nasıl kaçabildiğini sorgulamadı. Tanık anlatımlarını değil, polisin dayanaktan yoksun firar iddiasını esas aldı. Cüneyt Aydınlar’ın gözaltında kaybedilmesine ilişkin etkin bir soruşturma yürütülmedi; tanıklar gereği gibi dinlenmedi, deliller toplanmadı, maddi gerçek araştırılmadı."
 
‘Zaman aşımı kayıplar aleyhine işlemez’
 
Gözaltında kaybedilenlerin akıbetleri netleşmediği sürece hukuk yollarının kapatılamayacağını dile getiren Zelal Buldan, “Güncellik ve zamanaşımı gibi kavramlar kayıplar aleyhine işletilemez. Çünkü gözaltında kaybedilme hali devam ettiği sürece, hak ihlali de güncelliğini korur ve hak arama özgürlüğünün önü kesilemez.  Bu nedenle Cüneyt Aydınlar’ın akıbetinin araştırılması, bulunduğu yerin tespiti ve sorumluların yargı önüne çıkarılması yönündeki yükümlülüğünüz sürmektedir" dedi. 
 
Cumartesi Anneleri'nin taleplerini okuyan Zelal Buldan bu talepleri şöyle sıraladı: 
 
“*Anayasa Mahkemesi kararına uyulsun; Galatasaray Meydanı’ndaki kişi sınırlaması ve mekân yasağı kaldırılsın.
 
* Anayasa Mahkemesi’nin verdiği hak ihlali kararı açıktır. Bu karar, barışçıl toplanma hakkımızın engellenemeyeceğini hükme bağlamıştır. Yapılması gereken tek şey, bağlayıcı yargı kararını eksiksiz biçimde uygulamaktır.
 
* Türkiye Büyük Millet Meclisi bünyesinde kurulan Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu da raporunda, AYM ve AİHM kararlarının uygulanması için yeni bir yasal düzenlemeye ihtiyaç olmadığını açıkça belirtmiştir. Bu tespit, sorunun hukuki değil, uygulamadaki irade eksikliğinden kaynaklandığını bir kez daha ortaya koymaktadır.
 
* Galatasaray Meydanı, kayıplarımızı andığımız; hakikat ve adalet talebimizi dile getirdiğimiz bir kamusal hafıza mekânıdır. Bu mekâna yönelik kişi sınırlaması ve mekân yasağı yalnızca toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının ihlali değildir. Aynı zamanda kayıp yakınlarının yas tutma, hatırlama, hakikati öğrenme ve adalet arama hakkına yönelik bir müdahaledir. Hukuken temelsiz, vicdanen kabul edilemez bu yasaklar, adalet arayışımızı bastırmaya yöneliktir.”
 
Açıklama, Galatasaray Meydanı'na karanfillerin bırakılmasının ardından sona erdi.