Dêrsim’de 'demokratik yaşam' tartışıldı
- 17:33 28 Şubat 2026
- Güncel
DÊRSİM – Dêrsim’de 8 Mart kapsamında gerçekleştirilen panelde kadınlar, kimliğe, eşitliğe ve özgürlüğe sahip çıkma mesajı verdi.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Dêrsim İl Örgütü ile Tevgera Jinên Azad (TJA) tarafından 8 Mart Dünya Kadınlar Günü etkinlikleri kapsamında kent merkezinde bir panel düzenlendi. Bir kafede gerçekleştirilen panele çok sayıda kadın katıldı. Panelin yapıldığı alana “Direnişle özgürleşiyor demokratik toplumu örüyoruz” yazılı pankart asıldı.
Panele, DEM Parti Halklar ve İnançlar Komisyonu Eşsözcüsü Yüksel Mutlu ile TJA aktivisti Gülten Kışanak konuşmacı olarak katıldı. Panelin moderatörlüğünü DEM Parti Dêrsim İl Eşbaşkanı Hümeyra Tusun Yeğin yaptı. Hümeyra Tusun Yeğin, 8 Mart’ın startını panelle verdiklerini belirterek, etkinliklerle kadın dayanışmasını ve emeğini ön plana çıkaracaklarını söyledi.
İlk olarak söz alan Yüksel Mutlu, kadınların yalnızca 8 Mart’ta değil, yaşamın her alanında direndiğini vurguladı. “Her toplumun bir hafızası vardır. Kadınların da güçlü bir hafızası var. Bu kenti, bu dili, bu inancı bugüne taşıyan kadınlardır. Ben 37-38’de hayatını kaybetmiş tüm kadınlarımızın, annelerimizin hatırası önünde saygıyla eğiliyorum. Çünkü bizi bugünlere getiren onlar oldu. Dilimizi, kültürümüzü, inancımızı onlar yürüttü. Eğer bugün Aleviliğimiz, Kızılbaşlığımız, Kürtlüğümüz hâlâ nefes alıyorsa, bu onların emeği sayesindedir” dedi.
‘Eşitliği yaşamın her alanında inşa etmeliyiz’
Alevi inancının özünde eşitlik olduğunu ifade eden Yüksel Mutlu, yürütülen politikalar nedeniyle bu eşitliğin yaşamın bütün alanlarına taşınamadığını söyleyerek, “Aleviliğin temelinde eşitlik vardır. Cemlerde kadın-erkek ayrımı yoktur; herkes candır. Ancak cemden çıktığımızda, hayata karıştığımızda erkek egemenliğinin gölgesi hâlâ üzerimizdedir. Kadın yine şiddetle, ayrımcılıkla ve sessizleştirmeyle karşı karşıya kalıyor. O yüzden eşitliği sadece inançta değil, yaşamın her alanında inşa etmemiz gerekiyor” diye konuştu.
‘Kimliğimize sahip çıkmak mücadelemizin asıl argümanı olmalı’
Kadınların kadın-erkek eşitliğini sağlamak için uzun yıllardır mücadele ettiğini belirten Yüksel Mutlu, Kürt özgürlük hareketinin öncülük ettiği eşbaşkanlık sisteminin bugün bir gerçeklik hâline gelmesinin verilen mücadelenin ve ödenen bedellerin sonucu olduğunu söyledi.
Yüksel Mutlu, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın başlattığı Demokratik Toplum sürecine değinerek şunları ifade etti: “Eğer bu ülkede tarihsel bir yüzleşme olacaksa Kürtlerle, Alevilerle ve diğer halklarla olmalı. Ermeni meselesiyle ve kadınlarla da yüzleşme olmalı. Her gün 6 kadının öldürüldüğü bir ülkede yaşıyorken bir anda İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmek, 6284’ten vazgeçmek, erkek egemen iktidarın göz koyduğu küçücük nafakaları bile ortadan kaldırmaya yönelmek; aslında iktidarın bu topluma ve kadına yönelik politikasının net bir ifadesidir. Dolayısıyla 37-38’den bugüne bu coğrafyada kimi zaman savaşla, kimi zaman asimilasyonla sürdürülen politikalar karşısında en azından şunu yapabilmeliyiz: Biz inancımıza, itikadımıza ve kimliğimize ne kadar sahibiz? Bunun için ne yapmalıyız? Mücadeleyi nasıl yürütmeliyiz? Bu, özgürlük arayışımızın en temel argümanı olmalı.”
‘Mücadeleyi yükseltmemiz gerekiyor’
Ardından söz alan Gültan Kışanak, emek vermeden özgürlüğün kazanılamayacağını vurguladı. Kadınlar açısından ret ve kabul ölçütlerinin son derece kritik olduğunu belirten Gültan Kışanak, “Biz kadınlar ve ezilen halklar açısından en önemli şey hayır demeyi bilmek; ret ve kabul ölçülerimizi netleştirmektir. Neyi kabul edebiliriz, neye karşı dururuz? Kendi kabul ölçülerimizi hayata geçirmek için de kendi emeğimizle, kendi mücadelemizi yükseltmemiz gerekiyor” diye vurguladı.
‘Özgürlük ve demokratik bir yaşam var’
“Bu toprakların mayasında eşitlik, özgürlük ve demokratik bir yaşam var” diyen Gültan Kışanak, sözlerini şöyle devam etti: “Bu inanç, bu kültür bize bunu öğretiyor. Yeter ki biz bu değerlere sahip çıkalım. Yeniden kendi ayaklarımızın üzerinde duracak bir iradeyi yaratabiliriz. Dêrsim sadece bir şehir değil, bir kimliktir. Kadın olmak bir kimliktir, Kürt olmak bir kimliktir; ancak Dêrsimli olmak da özgürlüğüyle, direnişiyle bir kimliktir. Dêrsimli kimliğini korumak ve gelecek kuşaklara taşımak istiyorsak Dêrsimli olarak yaşamak zorundayız. Dilimiz ve inancımız bu kimliğin iki temel taşıdır. Bu coğrafya yüzyıllardır haksızlığa karşı direniyor. Dêrsim halkı her zaman mazlumun, haklının yanında oldu. Bu toprakların direnişi; işgale, asimilasyona ve inkâra karşı bir direniştir. Bugün de aynı iradeyle ve bilinçle mücadele etmeliyiz.”
Dêrsim’in özünün demokratik inşa olduğunu vurgulayan Gültan Kışanak, “Bu topraklar yüzyıllarca kimseye minnet etmeden kendi iç örgütlenmesini kurdu. Alevi inancındaki ocak örgütlenmesi hem inancın hem de toplumsal dayanışmanın temelidir. Bu anlayış bugün de bize yol gösterebilir” diye konuştu.
Panel, soru-cevap bölümünün ardından sona erdi.







