Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği’ne soruşturma

  • 16:05 2 Nisan 2026
  • Güncel
İSTANBUL - Fatma Nur Çelik ve Hifa İkra Şengüler’in şüpheli ölümlerine ilişkin açıklamaları nedeniyle hakkında soruşturma başlatılan Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği Başkanı Müjde Tozbey, Bakırköy Adliyesi’nde ifade verdi. Müjde Tozbey, “Gerçeği söylediğimiz için yargılanıyoruz” diyerek mücadeleye devam edeceklerini belirtti.
 
Fatma Nur Çelik ve çocuğu Hifa İkra Şengüler’in şüpheli ölümlerinin ardından kamuoyunda yükselen tepkiler sürerken, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın şikâyeti üzerine Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği hakkında “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasıyla soruşturma başlatıldı. Soruşturma kapsamında dernek başkanı Müjde Tozbey, İstanbul Bakırköy Adliyesi’nde Cumhuriyet Başsavcılığı’na ifade verdi. Müjde Tozbey ifade vermek üzere adliyeye gelirken, dernek üyeleri ve çok sayıda kişi de destek için adliye önünde bir araya geldi.
 
Ardından Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği, Bakırköy Adliyesi önünde basın açıklaması gerçekleştirdi.
 
Müjde Tozbey, “Bir süre önce müvekkillerimiz Fatma Nur ve Hifa’yı kaybettik. Şüpheli ölümleri nedeniyle hem cenazelerinde hem de sonraki süreçte bu ölümlerin aydınlatılması için açıklamalar yaptık” dedi.
 
Fatma Nur ve Hifa’nın yaşamları boyunca gerekli destek mekanizmalarından yararlanamadığını belirten Tozbey, “Fatma Nur ve Hifa yaşarken sadece sosyal çevrelerinden dışlanmadılar. Aynı zamanda eğitim ve sağlık gibi kurumlardan yeterli desteği alamadılar. Hifa için gerekli sağlık tedbiri uygulanmadı ve biz bunun için mücadele ettik” ifadelerini kullandı.
 
Adalet Bakanlığı’na da defalarca çağrıda bulunduklarını söyleyen Müjde Tozbey, “Fatma Nur’un eşi tarafından cinsel saldırıya uğradığını, Hifa’nın ise babası tarafından cinsel istismara maruz bırakıldığını söyledik. ‘Baba tutuklanmalı, yargılama bağımsız ve objektif yürütülmeli’ dedik. Ama maalesef bugün şüpheli ölümlerle karşı karşıyayız” diye konuştu.
 
Fail serbest, destek olanlar yargılanıyor
 
Müjde Tozbey, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından haklarında suç duyurusunda bulunulduğunu ve bu kapsamda ifade verdiğini aktararak, sorulan sorulara da tepki gösterdi. Müjde Tozbey, “Bakanlık, Hifa ve Fatma Nur için yaptıklarından değil, yapmadıklarından bahsettiğimiz için ‘halkı kin ve düşmanlığa tahrik ettiğimizi’ iddia ediyor. Bize, ‘Hifa ölmeden önce sağlık tedbirinin uygulanmasını engellediniz mi?’ diye soruldu. Düşünebiliyor musunuz? Hifa’yı istismar eden babaya bu sorular sorulmuyor. Ancak bizler destek olduğumuz için yargılanıyoruz” ifadelerini kullandı.
 
‘Mücadeleye devam edeceğiz’
 
Failin serbest olduğunu vurgulayan Müjde Tozbey, “Hifa’yı cinsel olarak istismar eden baba bugün sokaklarda özgürce dolaşabiliyor. Ama bizler, annesi ve çocuğun yanında durduğumuz için soruşturma geçiriyoruz” dedi. Mücadeleye devam edeceklerinin altını çizen Müjde Tozbey, “İstediğiniz kadar hakkımızda soruşturma başlatın. Biz her zaman kadının ve çocuğun yanında olacağız. Bugün bizim dik duruşumuz tarihe yazılacak, asla unutulmayacak” şeklinde konuştu.
 
Savunma
 
Müjde Tozbey, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’na sunduğu savunmada iddialara 4 başlık altında yanıt verdi. Müjde Tozbey, TCK 217/A kapsamında yöneltilen “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasına ilişkin savunmasında, bu suçun oluşabilmesi için gerçeğe aykırı bilginin kamuya yayılması ve kamu barışını bozma potansiyeli taşıması gerektiğini vurguladı. Müjde Tozbey, ayrıca suçun oluşması için özel kast, yani halk arasında korku, panik veya endişe yaratma amacının bulunmasının zorunlu olduğunu belirtti.
 
Somut olayda yapılan basın açıklamalarının bir değerlendirme ve eleştiri niteliği taşıdığını ifade eden Müjde Tozbey, derneğin hukuki sürecini üstlendiği çocuk ve annesinin 2 Mart 2026’da şüpheli şekilde ölü bulunmasının ardından kamuoyunda yer alan iddialara yanıt verme zorunluluğu doğduğunu söyledi. Açıklamaların, asılsız haberlere karşı anayasal cevap hakkı kapsamında yapıldığını belirten Müjde Tozbey, “Gerçeğe aykırı bir bilginin kasten yayılması söz konusu değildir” dedi.
 
Açıklamaların önemli kısmının hukuki değerlendirme ve değer yargısı içerdiğini kaydeden Müjde Tozbey, bu nedenle suçun ne maddi ne de manevi unsurlarının oluştuğunu savundu. Yargıtay kararlarına da atıf yapan Müjde Tozbey, kamu yararı taşıyan eleştirilerin suç kapsamında değerlendirilemeyeceğini belirtti.
TCK 278 kapsamında yöneltilen “suçu bildirmeme” suçlamasına da yanıt veren Müjde Tozbey, Bakanlığın müteveffa annenin mesajlarının geç bildirildiği yönündeki iddiasını reddetti. Söz konusu mesajların teknik anlamda suç teşkil etmediğini ifade eden Müjde Tozbey, mesaj içeriklerinin Bakanlık ile paylaşıldığını ve bu durumun dosyada da yer aldığını belirtti. Ayrıca mesajların, zaten yargı mercilerinin bilgisi dâhilinde yürüyen bir sürece ilişkin olduğunu kaydetti.
Dernek tarafından yapılan basın açıklamalarının da herhangi bir suçu gizleme ya da bildirmeme sonucunu doğurmadığını vurgulayan Müjde Tozbey, aksine kamuoyu oluşturma ve sürecin denetlenmesi amacı taşıdığını ifade etti. Bu nedenle TCK 278 kapsamında bir ihmal ya da kasttan söz edilemeyeceğini dile getirdi.
 
Müjde Tozbey, dernek açıklamalarının Anayasa’nın 26. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10. maddesi kapsamında ifade özgürlüğü çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarına atıfta bulunan Müjde Tozbey, ifade özgürlüğünün yalnızca kabul gören değil, rahatsız edici ve sert eleştirileri de kapsadığını vurguladı. Kamu gücü kullanan kurumlara yönelik eleştirilerin daha geniş bir koruma alanına sahip olduğunu belirten Müjde Tozbey, açıklamaların kamu yararı taşıyan bir tartışmaya katkı sunduğunu ifade etti.
 
Bu tür açıklamaların cezai yaptırıma konu edilmesinin ifade özgürlüğü üzerinde caydırıcı etki yaratacağını belirten Müjde Tozbey, Yargıtay kararlarında da eleştirinin sert üslupla yapılmasının suç oluşturmadığının kabul edildiğini hatırlattı. Müjde Tozbey, savunmasının son bölümünde dernek tarafından yapılan açıklamaların Anayasa’nın 32. maddesinde düzenlenen cevap ve düzeltme hakkı kapsamında olduğunu belirtti. Danıştay ve Yargıtay kararlarına atıf yapan Müjde Tozbey, basında hedef gösterilen dernek yöneticilerinin bu hakkı kullanmasının hukuka uygun olduğunu ifade etti. Müjde Tozbey, açıklamaların doğrudan Bakanlığı hedef almadığını, basındaki iddialara ve sürecin bütününe yönelik olduğunu belirterek, kamu görevi yürütenlerin eleştirilmesinin anayasal bir hak olduğunu vurguladı.
 
Müjde Tozbey, yapılan açıklamaların somut bir fiil isnadı içermediğini ve bu nedenle suç teşkil etmediğini dile getirdi.