Hûsikan’da eko-kırım: Engelleyebiliriz!

  • 09:03 5 Nisan 2025
  • Ekoloji
Gülistan Gülmüş
 
AMED - Hûsikan köyünün, başlatılan kum ocağı projesinin Kürdistan’da özel savaş politikaları ile yok edilmeye çalışılan yerler arasında olduğunu belirten ekolojist Melis Tantan, Kürdistan’ın birçok bölgesinde benzer projelerin devam ettiğini, söz konusu kırımın mücadele ile engellenebileceğini ifade etti.
 
Amed’in Xana Axpar (Çınar) ilçesine bağlı Hûsikan (Husikan) köyünde, Kalyon İnşaat’ın kum ocağı projesi köylülerin tepkisine neden oluyor. Girgever bölgesindeki akarsu yatağında ağaç kesimine başlayan şirketi, 24 Mart'ta köylüler protesto etti. Protesto eyleminde şirkete tepki gösterdikleri için jandarmanın fiziksel ve psikolojik şiddetiyle karşılaşan kadınlar, JINNEWS’e konuşarak seslerini kamuoyuna duyurmak istemişlerdi.
 
Bölgede inceleme yapmak ve bunun sonucunda bir rapor elde etmek için bulunan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Ekoloji, Tarım ve Hayvan Hakları Komisyonu Eşsözcüsü Melis Tantan, konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
 
‘Hayvanlar orada otlayamayacaklar’
 
Melis Tantan, ilk olarak kum ocağını yapmak isteyen Oyak Şirketi’nin daha önce de Qerejdağ’da aynı projeyi yapmak istediğini belirtti. Şirketin 2021 yılında başlayan projeye ilişkin halka bilgilendirme yapmadığını ifade eden Melis Tantan, “Geçtiğimiz gün şirket örnek almak üzere köye geliyor ve köylülerin karşı çıkışı ile beraber jandarma havaya ateş açarak köylüleri korkutuyor. Jandarma, korkutup dağıtmaya ve göz dağı vermeye çalışıyor açıkçası. Köyün mezarlığının olduğu ve ormanlık arazinin bulunduğu bir dağ var. Köyün hemen dibinde en yakın eve 185 metre yakınlığında o dağ dinamitlerle patlatılacak. O dağın olduğu alan ve tüm ormanlık araziler köylülerin, hayvanların otlattıkları meralar. Orman arazisi kişilere ait araziler değil ama hayvanları orada otlatıyorlar. Karacadağ'ın da toprağı ve bitkisi çok hani besinli ve kıymetlidir. Dolayısıyla aslında kendisine özgü, özel nitelikleri olan da bir yerdir. O dağ patlatıldığı zaman ve sonrasında taş çıkartılmaya başladığı zaman hayvanlar orada otlayamayacaklar” ifadelerini kullandı.
 
‘Coğrafyanın tümünü yok eden bir şey haline geliyor’
 
 
Hûsikan köyünün 300 yıllık tarihi bir köy olduğuna vurgu yapan Melis Tantan, köyün hem tarihi hem de toprakların geçim kaynağı olması nedeniyle önemine dikkat çekti.  Özel savaş politikalarıyla aynı gerekçelerle daha önce de Kürdistan’da bir eko-kırım yaşandığına hatırlatmalarda bulunan Melis Tantan, “Oyak Çimento'ya baktığımızda Batman Çayı'nın kısmi ıslah çalışmalarını yapan bir şirket aynı zamanda. Batman Çayı'na bakın siyah köpüklerin olduğu, bir foseptik çukuruna dönüşen yer aynı zamanda. Endemik türlerin, endemik bir balıkların, su canlılarının sucul hayatının giderek tükendiği bir çay. Batman çayı Dicle'yi besliyor. Bir üstüne çıkın dün Zori Çayı üzerinde yapılması planlanan HES projesini yine başka bir yer Sason ve Kulp köyleri itiraz ettiler. O da Batman çayını ve Dicle'yi besleyen bir şey. Baktığınız zaman tüm Dicle Havzası'nın zaten Hasankeyf'le başlayan belki de yok ediliş meselesi ve barajlar ve kum ocaklarıyla, suyla sınırlı kalmayan, dağlarla sınırlı kalmayan, toprağı zehirleyen aslında coğrafyanın tümünü yok eden bir şey haline geliyor ve bunların yapıcısı belli başlı şirketler var gerçekten de yol verilen. O altyapı bunlardan bir tanesi” dedi.
 
Yok edilmeye hedeflenmiş bölgeler
 
Projelerle her yeri etkileyen bir talan olduğunu belirten Melis Tantan, Hûsikan köyünde yapılmak istenen projenin durdurulmasının birçok açıdan fayda sağlayacağına işaret eden Melis Tantan, “Daha önce yine aynı bölgeye bir rüzgâr santrali yapma projesi var ama bu proje iptal edilmiş. Yer değişikliği nedeniyle taşınmış ve büyük ihtimalle bu taş projesi yapılacağı için bu proje iptal edilmiş. Dolayısıyla öyle veya böyle o gerekçe veya bu gerekçe fark etmeksizin buraların yok edilmeye ilişkin hedeflerle gelinen bir bölge olduğu çok açık ve net. O yüzden karşı duruşlar da çok kıymetli ve değerli bu açıdan. Bu projeleri sürekli takip etmek gerekiyor. Çevre iklim değişikliği bakanlığının Mapeg sitesinden, enerji, maden inşaat ve sanayi yatırımlarının tümünü bölgede gün ve gün takip etmek, hangi projeyi kim yapıyor, ne zaman başlamış, nereyi ne kadar hangi ölçüde tahrip ediyor gibi bilgilere sahip olmak ve yerel halkı da bu konuda bilgilendirmek gerekiyor” şeklinde konuştu.
 
 
‘Mücadeleye devam ederek bunları engelleyebiliriz’
 
Eko-kırıma karşı örgütlü, politik, hukuki bir mücadelenin sürdürülmesi gerektiğinin altını çizen Melis Tantan, şu ifadeleri kullandı: “Coğrafya açısından, hemen hemen her yer açısından birlikte mücadele, ekolojik kırımlara karşı beraber durmak ama sadece basın açıklamaları yapmak ya da sadece durumları açığa çıkarmak, bu böyle olmuştu, bunu istemiyor demek yetmiyor. Gerçekten detaylı bir örgütlenme ve karşı koyuşlarla, politik bir zeminde karşı çıkışlarla bunları yapmak gerekiyor. Hiçbir şey için geç kalmış değiliz. Çok fazla şey kaybettik, Kürdistan bir coğrafya açısından bile kırım suç mahali olarak görülebilir belki ama bunlar devam ediyor ve yarına yani bir 5 yıl sonrası bugünden çok daha zor olacak. Dolayısıyla bugünden de engelleyebileceğimiz çok şey var. O yüzden pek çok şey de kaybetmiş değiliz. O yüzden mücadeleye devam ederek bunları engelleyebiliriz.”