
Cumartesi Anneleri: Gözaltına alınan sevdiklerimize ne oldu?
- 13:10 5 Nisan 2025
- Güncel
İSTANBUL - Cumartesi Anneleri, eylemlerinin 1045’inci haftasında Talat Türkoğlu’nun akıbetini sorarak, “Cumhurbaşkanı Erdoğan’a sesleniyoruz: Kayıp yakınlarının ‘Gözaltına alınan sevdiklerimize ne oldu?’ sorusunun muhatabı 23 yıldır siz ve iktidarınızdır” dedi.
Her hafta Galatasaray Meydanı’nda bir araya gelen Cumartesi Anneleri, eylemlerinin 1045’incisini gerçekleştirdi. Karanfiller ve gözaltında kaybettirilen yakınlarının fotoğraflarıyla Galatasaray Meydanı’nda toplanan Cumartesi Anneleri, Talat Türkoğlu’nun akıbetini sordu. Eyleme İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Başkanı Gülseren Yoleri, kayıp yakınları ve çok sayıda hak savunucusu katıldı. Basın metnini İHD İstanbul Şubesi Başkanı Gülseren Yoleri okudu.
29 yıldır akıbeti bilinmiyor
Toplanma ve gösteri hakkını hedef alan bu hukuksuzluğun son bulması gerektiğini belirten Gülseren Yoleri, Galatasaray’daki bariyerlerin kaldırılmasını ve hakkını kullandıkları için tutuklanan herkesin derhal serbest bırakılmasını talep etti. Gülseren Yoleri açıklamasında şunları söyledi: “Sosyalist kimliğiyle bilinen, 45 yaşındaki Talat Türkoğlu İstanbul Avcılar’da yaşıyordu. 29 Mart 1996 tarihinde annesini ziyaret etmek için Edirne’ye gitti. İstanbul’dan Edirne’deki evin kapısına kadar sivil polisler tarafından takip edildiğini kardeşlerine söyledi. Ailesinin yanında kaldığı süre boyunca bu durum devam etti. 1 Nisan 1996 tarihinde İstanbul’daki evine dönmek üzere yola çıkan Türkoğlu’ndan bir daha haber alınamadı. Türkoğlu Ailesi, İnsan Hakları Derneği ve Uluslararası Af Örgütü’nün tüm girişimleri sonuçsuz kaldı. Resmi makamlar, Talat Türkoğlu’nun gözaltına alınmadığını ve nerede olduğunu bilmediklerini söyledi.
1997 yılında, JİTEM mensubu Kasım Açık’ın yaptığı itiraflar basına yansıdı. Talat’ın eşkâlini, kullandığı saati, giysi ve ayakkabılarını, cüzdan bilgilerini ayrıntılarıyla veren Kasım Açık; onun Edirne yakınlarında bulunan Çadırkent’te polisler, askerler ve itirafçılardan oluşan bir ekip tarafından sorgulandığını, işkenceyle öldürüldüğünü ve bedeninin Meriç Nehri’ne atıldığını söyledi.
Bu beyanlar üzerine Türkoğlu Ailesi, avukatları aracılığıyla ek bir soruşturma yapılması için savcılığa başvurdu. Ancak savcılık, etkin bir soruşturma yürütmeden ‘kovuşturma yapılmasına yer olmadığına’ karar verdi.”
‘Gözaltına alınan sevdiklerimize ne oldu?’
AİHM’in, Türkiye hakkında etkili bir soruşturma yapmadığı ve Talat Türkoğlu’nun yaşama hakkını koruma yükümlülüğünü yerine getirmediği gerekçesiyle mahkûm ettiğinin altını çizen Gülseren Yoleri, AİHM kararının ardından Edirne Savcılığı’na başvurularak soruşturmanın derinleştirilerek sürdürülmesi talep edildiğini ancak yine “kovuşturma yapılmasına yer olmadığına” karar verildiğini ve yapılan itirazın da reddedildiğini söyledi. Gülseren Yoleri, “Talat Türkoğlu’nun gözaltında kaybedilmesiyle ilgili iç hukukta tüm başvuru yolları denenmesine rağmen, evrensel hukuka aykırı bir biçimde zamanaşımı devreye sokularak dosya kapatıldı.
Kaç yıl geçerse geçsin…
Cumhurbaşkanı Erdoğan’a sesleniyoruz: Kayıp yakınlarının ‘Gözaltına alınan sevdiklerimize ne oldu?’ sorusunun muhatabı 23 yıldır siz ve iktidarınızdır. Zira gözaltında kaybetmelerde sadece olayın gerçekleştiği dönemdeki iktidarlar değil, aynı zamanda sonraki iktidarlar da kapsayan bir sorumluluk zinciri vardır. Kayıp yakınlarına etkili ve ulaşılabilir iç hukuk yolları sağlama ve seslerini duyurma çabalarını destekleme sorumluluğunuzu yerine getirin. Kaç yıl geçerse geçsin, Talat Türkoğlu için, tüm kayıplarımız için adalet istemekten, devletin evrensel hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz.” dedi.
‘Adalet istiyoruz’
Açıklamanın ardından, Talat Türkoğlu’nun ablası Münübe Türkoğlu kısa bir konuşma gerçekleştirdi. Münübe Türkoğlu, hukuki yollardan hiçbir cevap alamadıklarını belirtti. Münübe Türkoğlu, “Meydanda 10 kişi sınırlaması ile bulunmak istemiyoruz. Kayıp yakınları ile hep birlikte düşüncelerini, duygularını aktarma noktasında yetkililer neden rahatsızlar? Adalet istiyoruz, faili meçhul cinayetlerin failleri yargılansın istiyoruz. Meriç Nehri’ne atıldığı söyleniyor, peki bu ceset neden hiç kenara vurmadı? Biz adli tıpları, kimsesizler mezarlığını araştırdık, yok. Biz devletin komplosuna uğratıldık. Siyasi erk isterse adalet sağlanır, failleri bulur ama siyasi erk bulmuyor, yargılamıyor” ifadelerini kullandı.
Eylem, abluka altında bulunan meydana karanfillerin bırakılmasıyla son buldu.