‘Rojava’ya saldırı kadın kazanımlarına saldırıdır’

  • 09:02 14 Ocak 2026
  • Güncel
Devrim Fındık
 
İSTANBUL – Rojava Devrimi’nin bir kadın devrimi olduğunu belirten siyasetçiler, HTŞ’nin Halep ve Rojava’ya yönelik yaptığı saldırıların kadın kazanımlarına saldırı olduğunu ve savaşın bir an önce sonlandırılması gerektiğini dile getirdi.
 
Halep ve Rojava’da HTŞ çeteleri Kürtlere ve Alevilere yönelik katliam gerçekleştiriyor. Kadın, çocuk, genç demeden gerçekleştirilen bu katliamlarda Türkiye’nin destek vermesi halkın tepkisine yol açtı. Bunun üzerine Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İstanbul İl Eşbaşkanı Arife Çınar, DEM Parti PM üyesi Gonca Yangöz ve Halkların Demokratik Kongresi (HDK) İstanbul Eşsözcüsü Didem Yılmaz değerlendirmelerde bulundu.
 
‘Rojava kırmızı çizgimizdir’
 
Yapılan saldırıların bir çete saldırısı olduğunu dile getiren DEM Parti İstanbul İl Eşbaşkanı Arife Çınar, “Hem SMO hem IŞİD açısından bir çete saldırısı. Suriye’deki geçici hükümet de aslında bunu organize eden ve farklı kimlikler üzerinden saldırı gerçekleştiren ve bunun üzerinden kendini var eden bir zihniyetle karşı karşıyayız. Ana akım siyaset eğer HTŞ’ye gerekirse Türkiye destek olacak diyorsa bir işbirliği var demektir ve saldırılar SMO’nun Türkiye’ye bağlı olmasından kaynaklı olarak gerçekleşiyor. Oranın halkı oranın halkıdır. Asıl sorun IŞİD ve SMO’nun kendisidir. Oranın halkları oranın insanıdır. Bu saldırıları kınıyoruz. Rojava bir vicdan, insanlık inşasını gerçekleştiriyor. ‘Halklar, inançlar, kadınlar eşit ve özgür şekilde nasıl yaşayabilirim?’in zeminini hayata geçiren bir bölgedir. Bu nedenle Rojava kırmızı çizgimizdir. Bir yandan barıştan bahsedeceğiz, yasaların demokratikleşmesinden bahsedeceğiz; bir yanıyla da barış sürecini sekteye uğratacak bir akıl olacağını düşünüyoruz. İnsanlık dışı bir durum” diye ifade etti.
 
‘Kadın kazanımlarına saldırı’
 
Rojava’nın bir kadın devrimi olduğunu ve bu kadın kazanımlarının tümüne karşı bir saldırı olduğunu kaydeden DEM Parti PM üyesi Gonca Yangöz, “Çünkü orada bir eşbaşkanlık sistemi, kadın komünlerinin oluşturulması gibi kadının var olduğu bir yer Rojava ve bütün bu kazanımların saldırı altında olduğunu düşünüyorum. Aynı zamanda Kürt halkı başta olmak üzere bütün halkların da kazanımlarına karşı bir saldırı. Rojava’yı savaş ve baskı ile sindirmeleri mümkün değil; orada sadece gönüllüler değil, halk direniyor. Bir halkın mücadelesi var, biz de Rojava’nın yanındayız” dedi.
 
‘Her alanda mücadeleye devam edeceğiz’
 
Ana akım medyanın halktan değil, kandan ve savaştan beslenen iktidarın yanında olduğunu dile getiren Gonca Yangöz, bu nedenle saldırıları övdüğünü ifade etti. Gonca Yangöz, “Oradaki durum Türkiye’yi birebir etkileyen bir durum. Burada elini güçlendirmek isteyen iktidar, burada da bir yanıyla müzakerede kendini güçlü tarafa çekmek istiyor. Ama Rojava bir kazanım ve biz bu kazanımdan da vazgeçmiyoruz. Müzakere devam ederken mücadeleye de devam ediyoruz. Bu savaş karşıtlığı olarak da ekoloji, kadın, ekonomi mücadelesinde de böyle; yani biz mücadeleye her alanda devam edeceğiz” değerlendirmesi yaptı.
 
‘HTŞ çeteleri halka yönelik saldırıyor’
 
Halep ve Rojava’ya yönelik saldırıların durması gerektiğini söyleyen HDK İstanbul Eşsözcüsü Didem Yılmaz, HTŞ çetelerinin halklara ve hastanelere yönelik saldırılarını şiddetle kınadı. Didem Yılmaz, “Aslında bu süreci baltalayan bir durum. Özellikle HTŞ’nin geçici süreçte Rojava’nın özerk yönetimiyle anlaşma beklenirken, tam tersine dış güçlerin yardımıyla bir saldırı savaşı başladı. Kaygılıyız; bu savaşın son bulması için yapılması gerekenler yapılmalıdır” şeklinde konuştu.
‘Ana akım medya gerçekleri yansıtmıyor’
Ana akım medyanın HTŞ’ye yönelik övgü haberleri yapmasını eleştiren Didem Yılmaz, barış sürecini etkilemek adına böyle bir manipülasyona başvurduklarını ifade ederek, “Suriye’de neler yaşandığını anlamak, ana akım medya dışında sosyal medyayı takip edenler için bambaşka bir şeyi ifade ediyor. Devletin, özellikle resmî kanal olan TRT’nin yaptığı haberlere bakılırsa Suriye’de Kürtlerin bir yenilgiyle karşı karşıya olduğu ifade ediliyor. İnsanlara şu algıyı vermek isteniyor: Barış sürecinden bahsediliyor ama Suriye’de Kürtlerle savaş devam ediyor. Ama bu çağda insanların doğru haberlere ulaşabilmesinin yolu ve yöntemi varken, ana akım medyadan uzaklaşıp gerçekleri görmek gerekiyor” dedi.
 
‘Çözüm sürecine güvensizlik arttı’
 
Suriye’deki saldırılara tepki göstermenin önemini vurgulayan Didem Yılmaz, bu saldırıların halk direnişi açısından önemli olduğunu dile getirdi. Didem Yılmaz sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Evler burada ama tarlalar bu tarafta. Orada bir sınır var ama bu sınır Kürt halkının kendi aileleriyle bağını koparan bir sınır değil. Bugün Suriye dediğimiz, yanı başımızdaki bir halktan bahsediyoruz. Bu süreç şu açıdan olumsuz etkileyebiliyor: Türkiye’nin bu saldırıları desteklemesi, çözüm süreci aşamasındaki güvensizliği artırıyor. Türkiye’de yürütülen barış sürecinin daha samimi ve olumlu yönetilmesi adına Türkiye’nin bu desteğini geri çekmesi gerekiyor.”
 
‘Türkiye saldırıyı destekliyor’
 
Savaşın kazananı olmadığını ve sivillere ölümden başka bir şey getirmediğini ifade eden Didem Yılmaz, “İsrail’in Filistin’e yaptığı katliamlara dair Türkiye’nin yaptığı açıklamalar, mitingler, kınamalar varken; yanı başımızda olan bir saldırıya destek vermesi bir samimiyetsizliktir. Türkiye, kendi açısından haklı gördüğü saldırıyı desteklemekten geri kalmıyor. Halklara yapılan bir saldırı varsa ortada, en güçlü şekilde kınanmalı ve bu saldırıları ortadan kaldıracak adımlar atılmalıdır” dedi.
 
‘Türkiye savaşa sessiz kalmamalı’
 
Bu savaşa kadınların büyük tepki vermesi gerektiğini söyleyen Didem Yılmaz, “Savaş özellikle kadınlar ve çocuklar için yoksulluk, ölüm, geleceksizlik demek. O yüzden kadınlardan başlayarak tüm kesimlerin, Alevilerin bu saldırılara ses çıkarması gerekiyor. HTŞ’nin Lazkiye’de Alevilere yönelik saldırısı devam ediyor. 13 yıl boyunca Suriye’de halkların birlikte yürüttüğü mücadeleyle bir kazanım elde edildiyse, aynı şekilde bu saldırıların son bulması için toplu, birlikte halkların hareket etmesi gerekir. Türkiye halkları, yanı başındaki savaşa sessiz kalmamalı ve atılacak bütün adımlar bu savaşın sonlandırılmasına yönelik olmalı” ifadelerini kullandı.