15 Şubat karanlığını aydınlatanlar
- 09:03 13 Şubat 2026
- Güncel
Semra Turan
HABER MERKEZİ - Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'a yönelik uluslararası komplonun üzerinden 27 yıl geçti. Komplo "Güneşimizi karartamazsınız" eylemleriyle boşa çıkartılırken, eylemin etkileri ise şuan da dünyanın dört bir yanında halkların birleşik mücadelesinde büyüyor.
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik uluslararası komplo 27 yılını geride bıraktı. Abdullah Öcalan, 9 Ekim 1988’de Suriye’den çıkmak zorunda kaldı, 15 Şubat 1999 tarihinde kaçırılarak Türkiye’ye getirildi. Abdullah Öcalan Türkiye’ye getirildiği günden bu yana İmralı Adası'nda tecrit koşullarında tutuluyor.
Abdullah Öcalan, kendisine yönelik komployu Kürtlerin “Roja Reş (Kara Günü)” olarak nitelendirdi.
Komplo, dünyanın dört bir yanında yaşayan Kürtler ve dostları arasında büyük bir tepki ve öfkeye neden oldu. Kürdistan ve Türkiye başta olmak üzere dünyanın birçok merkezinde komploya yönelik büyük protesto eylemleri gerçekleştirildi. Komploya karşı büyük direniş ise cezaevlerinde başladı. Cezaevlerindeki tutsaklar, “Güneşimizi Karartamazsınız” eylemi ile bedenlerini ateşe vererek, komployu protesto etti.
“Güneşimizi Karartamazsınız” eylemlerinde en az 53 kişi yaşamını yitirdi, 66 kişi yaralandı.
Abdullah Öcalan'ın mesajı:
Eylemlerin yayılması üzerine Abdullah Öcalan, 19 Kasım 1998’de şu mesajı yayınladı: “Son günlerde kendini yakma eylemleri sürdürülüyor, birçok değerli arkadaşımız bedenini ateşe verdi. Özellikle halkımıza her türlü sıcaklığı gösteren Roma’da yapılan bu eylem nedeniyle, tekrar çağrıda bulunuyor, kendini yakma şeklinde kendi yaşamına son veren eylemlere kesinlikle ve derhal son verilmesini istiyorum. Bize bağlılığı ve yiğitliği tüm benliğimle selamlıyorum. Ama bize gerçekten bağlı olanların bundan sonra böyle kendini yakma biçimindeki eylemlere kesinlikle başvurmaması gerektiğini, bu eylemlere derhal son verilmesini bir talimat olarak belirtiyorum.”
Komplonun üzerinden 27 yıl geçmesine rağmen Kürt halkı ve dostlarının öfkesi hiç bir zaman dinmedi, buna karşı mücadele ise büyüdü.Halkların mücadelesi sonucu komplo boşa çıkartılırken, Abdullah Öcalan'ın felsefesi, düşünceleri ve başardıkları dünyaya rol model oldu.
9 Ekim 1998'de Mereş'te başlayan eylemler, 5 Nisan 2019’a kadar sürdü. Eylemlerde yaşamını yitiren, yaralanan kadınlar ve ardından bıraktıkları mektupları derledik.
Yaşamını yitirenler:
* Selamet Menteş: 23 Ekim 1998’de Midyat’taki cezaevinde bedenini ateşe vererek yaşamını yitirdi.
* Aynur Artan (Rotinda): 23 Ekim 1998’de Midyat’taki cezaevinde bedenini yakarak yaşamını yitirdi.
* Mirze Sevimli: 26 Ekim 1998’de Erzurum’daki cezaevinde bedenini ateşe vererek yaşamını yitirdi.
* Hatice Falay: 13 Aralık 1998’de İstanbul Bağcılar’da bedenini ateşe vererek yaşamını yitirdi.
* Serpil Polat: 17 Şubat 1999’da Sakarya’daki cezaevinde bedenini ateşe vererek yaşamını yitirdi.
* Hükmiye Seyhan (Ruken Beritan): 23 Aralık 1999’da Rusya’da bedenini ateşe vererek yaşamını yitirdi.
* Nezahat Baracı: 20 Mart 1999'da bedenini ateşe verdi.
* Nesrin Teke: 9 Temmuz 2000’de Diyarbakır’da bedenini ateşe verdikten sonra yaşamını yitirdi.
* Esen Aslan: 3 Ağustos 2000’de İzmir’de bedenini ateşe vererek yaşamını yitirdi.
* Fatoş Sağlamgöz (Sema): İsveç'in Göteborg kentinde Gustaf Adolf Meydanı'nda 11 Kasım 2003’te bedenini ateşe vererek yaşamını yitirdi.
* Aynur Yaşlı: 30 Mart 2006’da Antalya’da bedenini ateşe vererek yaşamını yitirdi.
* Leyla Wali Hasan (Viyan Soran): 1 Şubat 2006’da Heftanîn bölgesinde bedenini ateşe vererek yaşamını yitirdi.
* Elefteriya Fortulaki: 24 Mart 2006’da Yunanistan’ın başkenti Atina’da bedenini ateşe vererek yaşamını yitirdi.
* Evrim Demir: 14 Temmuz 2011’de Muş’un Bulanık ilçesinde bedenini ateşe vererek yaşamını yitirdi.
* Hadika Doğru (Hêvîdar Serhed): 15 Şubat 2016’da Kobanê’de bedenini ateşe vererek yaşamını yitirdi.
* Nazelin Korkut: 14 Şubat 2018’de İzmir’de bedenini ateşe vererek yaşamını yitirdi.
* Yonca Akıcı: 9 Mart 2019’da Şakran’daki cezaevinde bedenini ateşe vererek yaşamını yitirdi.
* Ayten Beçet: 23 Mart 2019’daki Gebze’deki cezaevinde bedenini ateşe vererek yaşamını yitirdi.
* Zehra Sağlam: 24 Mart 2019’da Oltu’daki cezaevinde bedenini ateşe vererek yaşamını yitirdi.
* Medya Çınar: 25 Mart 2019’da Mardin’deki cezaevinde bedenini ateşe vererek yaşamını yitirdi.
Yaralananlar
* Meral Kaşoturacak: 20 Ekim 1998’de Çanakkale’deki cezaevinde,
* Cennet Güneş: 24 Ekim 1998’de Antep’teki cezaevinde,
* Seyri İpek: 24 Ekim 1998’de Sakarya’daki cezaevinde,
* Aysel Ceylan: 24 Ekim 1998’de Sakarya’daki cezaevinde,
* Azime İnan: 16 Kasım 1998’de Batman’daki cezaevinde,
* Remziye Zengin: 16 Kasım 1998’de Batman’daki cezaevinde,
* Fethiye Abdullah: 18 Kasım 1998’de Malatya’daki cezaevinde,
* Zehra Rızgar: 27 Kasım 1998’de İran’daki Kürt bölgesinde,
* Takibe Gültekin: 12 Aralık 1998’de Sivas’taki cezaevinde,
* Gülistan Taş: 16 Aralık 1998’de Batman’da,
* Arzu Demiralp: 16 Şubat 1999’da Batman’daki cezaevinde,
* Bengin Kurt: 19 Şubat 1999’da Ceyhan’daki cezaevinde,
* Çiğdem Duman: 22 Şubat 1999’da Elbistan’daki cezaevinde,
* Nükhet Noyan: 29 Haziran 1999’da İstanbul’da,
* Bedriye Yıldız: 23 Ekim 1999’da Gebze’deki cezaevinde.
Bedenini ateşe veren kadınlardan bazılarını geriye bıraktığı mektuplar şöyle:
* Selament Menteş ve Aynur Artan birlikte eylem yaptı: “Jin’i Jiyan’a çevirebilmenin yolu, onu iradeleştirmekten geçtiği tespiti, kadını her gün daha fazla özgürlüğe yakınlaştırıyor. Bu, zulme karşı direniş, yok edişe karşı varoluş, tüketmeye karşı yeniden yaratılışın adıdır”
* Mirza Sevimli: "Başkanım, bu mücadeleye tek başına başladın. Kürt halkının tarihi baş aşağıya giderken tarihi tek başına bugüne kadar getirdin. Bugün artık halk bilinçlenmiş, dünya da kalksa Kürtlere karşı hiçbir güç dayanamayacaktır. Eskiden iki Kürdü yan yana getiremezdin, ama Başkanım, bugün sen milyonlarca halkı ayağa kaldırmışsın. Düşman da senden çok korkuyor; nasıl bir kedi köşeye sıkıştığında sağa sola saldırıyor, düşmanın durumu da böyle. Kendini yakan arkadaşlara destek amacıyla kendimi yakmayı düşünüyorum. Bu eylemde sonuna kadar kararlıyım.”
* Barış annesi Hatice Falay: Televizyonda Abdullah Öcalan'a yönelik komployu gördüğünde "Dünyamızı kararttılar" diyerek bedenini ateşe verdi.
* Marksist-Leninist Silahlı Propaganda Birliği (MLSPB) Onur Üyesi Serpil Polat: "Emperyalizmin, oligarşilerin Devrimci Önder Abdullah Öcalan şahsında genelde halklara, özelde Kürt halkına yönelik saldırılarını kınıyor, Devrimci Önder Abdullah Öcalan’ın yargılanamayacağını belirterek öfkemin büyüklüğünü bedenimdeki ateşle düşmana kusmanın hazırlığını tamamlıyorum.”
* Hükmiye Seyhan: "Yıllardır çok büyük acılar ve ıstıraplar çektiniz. Katmerli bir sömürüye uğradınız. Yokluğu, sefaleti, sürgünü, yurtsuzluğun acısını siz yaşadınız. Uygarlığın beşiği Kürdistan'da tarihin en acımasız zoruna siz göğüs gerdiniz. Ve tarihte ilk defa sahip olduğunuz Başkan Apo komploya getirilerek önderliksiz bırakılmak istendiniz. Kürdün, eski köle yaşamına karşı çıkarak, yol gösteren biricik ve tek önderimiz Başkan Apo'yu, uluslararası komployla Türkiye'ye teslim eden gerici ve emperyalist çevreler, tarihte ilk defa yolumuz aydınlanmışken, Başkan Apo'nun şahsında geleceğimizi karartmak istemiştir. Güneşimiz O'dur."
* Nesrin Teke annesine: "Eylemimin anlamını daha sonra anlayacaksınız..."
* Nezahat Baracı: "Başkanım, siz balçıkla sıvanmaya çalışılan bir güneşsiniz. Ben de bu güneşin aydınlığını görmüş, ondan kopamayacağını anlamış bir fedaiyim. Çünkü siz 21. yüzyılın sosyal mücadele çizgisini Apoculukla o kadar somutlaştırdınız ki; bu ulusal kurtuluş yolu, insanlığa bir kez daha zincirlerinden başka kaybedecekleri bir şeyin olmadığını ispatladı. Bu, onları eyleme kaldırdı. Türk devletinin üzerimde oluşturduğu tüm zincirleri bu eylemle kırıyorum. Biz kadınlar da bu süreçte özgürlük tacımızı takarak, hiçbir engel tanımıyoruz. Yani düşman bizi engelleyemiyor. Ben bilincimde yaşadıklarımı hiçbir sınır tanımadan böylesine bir eyleme dönüştürerek, düşmana gereken cevabı vermeye gidiyorum."
* Viyan Soran: "Her 15 Şubat gecesinde, Mazlum Doğan, Zekiye Alkan, Berivan, Ronahi, Rehşan, Sema, Fikri Baygeldi, Serdar ve binlerce şehit yoldaşımın kalbi kalbimle atıyor. Onların 'Biji Serok Apo' sloganı her zaman kalbimde atıyor. Eylemimi kabul etmeyebilir, eleştirebilirsiniz. Ama biz sizden öğrendik ki, bedel verilmeden özgürlük sağlanamaz."
* Yunan bir kadın Elefteriya Fortulaki: "Tüm Kürdistan ve Ortadoğu şehitlerine selam. Bu yıl Newroz’u kutluyorum ama biraz geç, Zekiye Alkan gibi, Sema Yüce gibi, Ronahi, Berivan ve Rahşan Demirel gibi ve diğer yüce eylemlerde bulunanlar gibi. Kararlılıkları Kürt halkı ve Kürdistan’ı yüceltti. Kürtlerin tarihini büyüttü. Saygım var size ve sizin gibi Kürdistan için mücadele edenlere. Kimse Güneşimizi Karartamaz! Kürt Halkı ve Başkan Apo’nun özgürlüğü, tüm dünya halklarının özgürlüğüdür. Yaşasın halkların kardeşliği.”
* Evrim Demir: “Bu eylemle barışın sesi olmak istiyorum. Kan kanla temizlenmez, kan kanı getirir. Kürt halkı sınırları önemsemiyor, devleti önemsemiyor. Çünkü bir devlet, bir toplum var. Bir toplumu dili, kültürü ve tarihi var eder. Bizim sınırımızı kültürümüz çizecektir, tarihimiz ve dilimizdir. Biz kardeşiz ama ‘Haklarınız yok, Kürt sorunu yoktur’ denilirse biz de tüm gücümüzle bu hakları savunuruz ve isteriz. Bütün zorluklara rağmen 36 milletvekili seçildi fakat bir milletvekilimiz düşürüldü. Benim sesim hukuk adı altında susturuluyor. Böyle hukuksuzluğu kabul etmeyeceğiz. Hatip Dicle ve diğer tutuklu vekillerimiz onurumuzdur. AKP Hükümeti bizi kandıracağını sanıyor. Biz Kürtçe söyleyip oynamak değil, statü istiyoruz. Biz kendi kendimizi yönetmek hakkını istiyoruz. Biz var olduğumuzu ve PKK hareketiyle bir bütün olarak kabul edilmek istiyoruz. Bu böyle bilinsin. Artık ‘PKK hareketini imha, tasfiye ederiz’ deyimiyle 30 yıl daha savaşa hizmet ederler. Ben ve benden sonrakiler bunu kabul etmez. 70 yıl bile olsa tekrar ayaklanırız. Yani her açıdan bu durum imkansız ve yararsızdır. Ben bölücü, terörist de değilim, ben bir Kürdüm. Bölücülük adı altında Türk halkı korkutuluyor ve korku imparatorluğu inşa ediliyor. AKP, MHP çok net bir şekilde bunu kullanıyor. Türkiye halkları bizi anlamalı... Kürt halkı Bedirhanlardan, Şeyh Saitlerden ve Seyit Rızalardan gelir. Kürt halkı bunu nesilden nesile evlatlarına anlatır. Daha çok şey yazmak isterdim. Fakat artık gerçekle bütünleşme ve var etme zamanıdır. Tüm Kürt halkını Türkiye halklarını Önder Apo’yu savaşlarda evlatlarını kaybetmiş, tüm anneleri ve babaları değerli tüm gerillalarımızı ve özellikle Amed ve Hakkâri halkını kucak dolu selamlıyorum.”







