Kışın sıcak ovalara, yazın serin yaylalara: Bitmeyen göç
- 09:06 22 Şubat 2026
- Yaşam
Neslihan Kardaş
ŞIRNEX - Kışın Botan’ın sıcak ovalarına, yazın ise serin yaylalara doğu bitmeyen ve dört mevsim devam eden göçlerini anlatan Ayşe Kaymaz, “Burada da her yük kadınların omuzunda. Ev işleri, göç yolları, peynir yapmak gibi her iş kadınların emeği ile oluyor" dedi.
Koçerlerin yaşamı, doğa ile iç içe bir yaşamın da ötesinde doğanın kendisi olan bir yaşam. Koçerler, belki de yüzyıllardır, aynı göğün altında Kürdistan toprağının her karışını adımları ile tanıyorlar. Güneşin, dağların ardından ağır ağır yükselişi ve yine güneşin dağların ardına çekilmesi, Koçerlerin gözlerinin şahitliği ile gerçekleşiyor. Koçerler, göç ederken yalnızca hayvanlarını değil, bir hafızayı, dili, kültürü, yaşam direncini de bir yayladan ötekine taşıyor. Sırtlarındaki evler ve evlerinin yükleri, çocukların gözlerindeki gelecek umudu, toprağın bilgeliği ile bir olmuş Koçerler, şimdiki zamanın sınırlarına, duvarlarına rağmen göçün özgürlüğü ile yaşamlarını sürdürüyorlar.
Bitmeyen bir göç
Koçerlerin yaşamı, bitmeyen bir göç hikayesi. İlkbahar’da başlayan ve süregelen bir göç… havaların ısınması ile serin yaylalara, soğumaya başlaması ile de sıcak ovalara doğru devam eden göçün izleri, çocukların güneşte yanmış yüzlerinde, kadınların asil duran esmer yüzlerinden okunuyor. Bir coğrafyayı tanımanın, her bölgedeki yaylaları, dağları, ovaları bilmenin bilgeliği ise kadınların gözlerinden, yüz ifadelerinden, ağızlarından dökülen her sözcükten okunuyor.
Yeni göçe hazırlık
Sêrt’in Koçerlerinden olan Ayşe Kaymaz ve ailesi, neredeyse yılın dört mevsimi göç halinde. Havaların ısınması, ile Serhad’ın serin yaylalarına göç ederken, kışın ve soğuk havaların gelmesiyle Botan’a göç ediyorlar. Şimdi Cizîr’e bağlı Ser Ava Kiçan bölgesine çadırlarını kuran Ayşe Kaymaz ve ailesi havaların ısınması ile birlikte Nisan ayında yeni bir göçe başlayacaklar. Şu an bulundukları bölgeden çoğunlukla serin yaylalara göç ettiklerini anlatan Ayşe Kaymaz, göç yollarını genellikle yürüyerek, veya binek hayvanlarla gittiklerini, her günün sonunda vardıkları yerde geçici bir çadır kurduklarını anlattı. Varacakları yaylalara kadar her gün böyle devam eden yolculuk, serin yaylalarda aylarca kalacakları çadırların kurulması ile son buluyor.
40 yıllık göçe bir hayat
40 yıldır Koçerlik yaptığını söyleyen Ayşe Kaymaz, “Son yıllarda yaşanan ekonomik krizle birlikte artık bize bir faydası da olmuyor Koçerliğin. Koçerlik çok zor. Zorlukları çok fazla. Kışın, yağmur, çamur daha çok zorluyor. Baharda en güzel yaylalar neredeyse oralara gidiyoruz” dedi.
'Verim için en yüksek yaylalara...'
En serin, en yüksek yaylalara yüzlerini döndiklerini anlatan Ayşe Kaymaz, “Neresi güzelse oraya gidiyoruz. Güzel olan yaylalar hayvanlarımız için de iyi oluyor. Daha verimli süt alıyoruz. Sütlerle elde ettiğimiz peynirlerden kendi payımızı aldıktan sonra kalanı satıyoruz” diye belirtti.
‘İşimiz zahmetli’
Koçerliğin zor yanlarının çok olduğunu ifade eden Ayşe Kaymaz, “Sonbaharda bir aylık bir sürede Sêrt’te evlerimizde rahat oturabiliyoruz. Onun dışında hep zorlu geçiyor. İşimizi çok zahmetli. Havaların ısınması ile birlikte buradan yola çıktığımızda genelde atlarla gidiyoruz. Buradan göç ettikten sonra akşam nereye varırsak orada çadırlarımızı kurup, koyunlarımızı sağıyoruz. Sabah olunca tekrar yola koyuluyoruz” diye aktardı.
‘Tüm yük kadınların omuzlarında’
Ayşe Kaymaz, koçer kadınların yaşadığı zorlukların çok fazla olduğunu dile getirerek, “Burada her yük kadınların omuzunda. Ev işleri, göç yolları, peynir yapmak gibi her iş kadınların emeği ile oluyor. Erkekler sadece çobanlık yapıp, koyunları sağıyor. Diğer bütün zorluklar kadınlara kalıyor” diye konuştu.







