Kürt kadınlar barış perspektifini BM’ye taşıdı
- 09:05 18 Mart 2026
- Güncel
Melike Aydın
İSTANBUL - Kürt kadın hareketi, BM Kadının Statüsü Komisyonu’nun 70’inci oturumuna katılarak barış ve kadın özgürlüğü perspektifini uluslararası platforma taşıdı. CENİ temsilcileri, devletsiz bir halkın kadınları olarak bu katılımın sembolik değil politik bir adım olduğunu vurguladı.
Birleşmiş Milletler Kadının Statüsü Komisyonu (United Nations Commission on the Status of Women) 70’inci oturumu, 9–19 Mart tarihleri arasında ABD’nin New York kentindeki United Nations Genel Merkezi’nde gerçekleştiriliyor. Dünyanın farklı bölgelerinden devlet delegasyonları, kadın örgütleri, feminist ağlar ve sivil toplum temsilcilerinin katıldığı toplantıda kadın hakları, toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadınların adalete erişimi başta olmak üzere küresel ölçekte kadınların karşı karşıya olduğu sorunlar tartışılıyor. Kürt kadın hareketinin de katıldığı toplantı, savaş, göç, siyasal baskı ve cezaevlerindeki kadınların durumu gibi bölgesel başlıkların uluslararası alanda görünür kılınması açısından önem taşıyor.
Toplantıya CENÎ Kürt Kadın Barış Bürosundan Bahar İspir Almaya’dan Nalin Hamdi katılırken diğer iki katılımcı ise vize ve savaş koşulları nedeniyle katılamadı.
Kürt kadınlar New York’taki oturuma katıldı
Toplantıya Almanya üzerinden katıldıklarını dile getiren Bahar İspir, özellikle kadınların barış süreçlerindeki rolü ve Ortadoğu’daki güncel gelişmeler üzerine perspektiflerini uluslararası platformda paylaşmayı amaçladıklarını ifade etti. Özellikle Ocak ayında Rojava’ya yönelik saldırıların ardından uluslararası kurumlarla temasların yoğunlaştığını belirten Bahar İspir, “Kürt kadınlar ve Ceni örgütü olarak UN Women Almanya Komitesi üzerinden BM Kadın Statüsü Konferansı’na katıldık. Bu 70’inci oturum. Özellikle bu yıl Ocak ayında Rojava’ya yönelik saldırılar başladıktan sonra UN Women Almanya ile tartışmaya başladık ve perspektiflerimizi paylaşmamız için davet edildik” dedi.
‘Savaş koşulları nedeniyle katılamadı’
Başlangıçta dört kadının davet edildiğini ancak yalnızca iki kişinin katılabildiğini belirten Bahar İspir, özellikle vize sorunları ve bölgedeki savaş koşullarının katılımı zorlaştırdığını dile getirdi. Bahar İspir, “Aslında dört kadın davet edilmişti. Nalin ve ben gelebildik. Bir Êzidî arkadaşımız savaş koşulları nedeniyle gelemedi. Diğer arkadaşımız ise vize sorunu yaşadığı için katılamadı” diye belirtti.
Almanya’daki temaslar ve davet süreci
Toplantıya katılım sürecinde Almanya’daki temasların belirleyici olduğunu dile getiren Bahar İspir, BM Kadın Almanya ile yürütülen görüşmelerde Kürt kadın hareketinin çalışmaları ve barış perspektifi üzerine kapsamlı tartışmalar yapıldığını dile getirdi. Bahar İspir, Kürt kimliğinin birçok ülkede kriminalize edilmeye çalışıldığını ancak kadın ve barış eksenli çalışmaların bu algıyı kırmada önemli rol oynadığını belirterek, “BM Kadın Almanya ile tartışmaya başladığımızda Kürt kadın kimliğinin dünyanın birçok yerinde kriminalize edildiğini konuştuk. Ancak Jinwar’ın durumu, Türkiye’deki barış süreci gibi başlıkları ele aldık. Bunların kriminalize edilecek konular olmadığını, tam tersine kadın ve barış perspektifinin bir parçası olduğunu anlattık” diye ifade etti.
‘Almanya ile kurulan ilişki konferansa katılımın önünü açtı’
Bu görüşmelerin ardından Ceni’nin BM Kadın Almanya ile daha kurumsal bir ilişki kurduğunu belirten Bahar İspir, bu sürecin konferansa katılımın önünü açtığını ifade etti. Bahar İspir, “UN Women Almanya bu konularda anlayış gösterdi. Aynı zamanda Ceni de onların üyesi oldu. Böylece daha çok bürokratik ve kurumsal süreçler aşılmış oldu” sözlerini kullandı.
Paneller ve yan etkinliklerde Kürt kadın perspektifi
Konferansın ilk haftasında devlet temsilcileri ve diplomatik delegasyonların yoğun katılımıyla toplantılar gerçekleştirildiğini, İkinci hafta ise daha çok sivil toplum örgütleri ve aktivistlerin katıldığı etkinlikler düzenlendiğini kaydeden Bahar İspir, resmi bir sunum yapma imkânı bulamasalar da farklı paneller ve yan etkinliklerde görüşler paylaşma fırsatı yakaladıklarını dile getirerek, “Ceni olarak resmi bir sunum yapamadık. Ancak panellerde ve burada ‘side event’ olarak adlandırılan etkinliklerde perspektiflerimizi paylaşabildik. Bazı toplantılarda bize birkaç dakikalık söz hakkı verildi” şeklinde konuştu.
‘Kadınların barış sürecindeki rolünü anlattık’
Kadın ve barış ilişkisine odaklanan tartışmalarda, özellikle Ortadoğu’daki gelişmeler ve Kürt kadın hareketinin deneyimlerinin aktarıldığını dile getiren Bahar İspir, “Birkaç gün önce yapılan bir toplantıda kadın, barış ve toplumsal cinsiyet üzerine tartışıldı. Bu ortamda Nalin ve ben özellikle mevcut durumu ve kadınların barış süreçlerindeki rolünü anlatma fırsatı bulduk” şeklinde ifade etti.
Kürt kimliği ve semboller
Bahar İspir, toplantılara geleneksel Kürt kıyafetleriyle katıldıklarını ve bunun uluslararası delegasyonların dikkatini çektiğini belirtti. Bu durumun Kürt kimliğinin görünürlüğü açısından önemli bir etki yarattığını dile getiren Bahar İspir, “Toplantılara fistanlarımızla katıldık. Bu durum enternasyonal ve devlet delegasyonlarının dikkatini çekti. Çünkü daha önce bu konferansa Kürt kimliğini bu şekilde sembolik olarak görünür kılan bir katılım olmamıştı” diye belirtti. Bu vesileyle farklı toplantılarda Kürt kadın hareketinin tarihsel arka planı ve kadınların barış mücadelesindeki rolüne ilişkin değerlendirmeler yapıldığını ifade eden Bahar İspir, uluslararası platformlarda bu perspektifi anlatmanın önemli olduğunu vurguladı.
Katılım ‘sembolik değil, politik bir adım’
Kadınların uluslararası platformlarda görünürlüğünün artmasının temsiliyet açısından önemli olduğunu belirten Bahar İspir, katılımın sembolik olmaktan öte politik olarak önemli bir adım olduğunu dile getirdi. Bahar İspir, “Kürt kadınlarının uluslararası platformda görünür olması temsiliyet açısından güçlü bir gelişme. Bu hafta içerisinde BM Kadın Komitesinin içinde yer alan kadınlarla görüştük. Bu görüşmelerde eşbaşkanlık sisteminden bahsettik. Bilmiyorlardı ama yine de oldukça ilgilerini çekti” diye belirtti.
‘2014–2019 sürecine dair tartışmalar yürütüldü’
Görüşmelerde geçmiş dönem deneyimlerinin de gündeme geldiğini ifade eden Bahar İspir, özellikle 2014–2019 sürecine dair tartışmalar yürütüldüğünü ifade etti. Bahar İspir, “Özellikle 2014–2019 sürecine dair birçok bilgi var. Êzidî kadınlar geçmişte zaten BM Kadın içinde yer almıştı. Bu konular üzerine buradaki kadınlarla birlikte tartışmalar yürüttük” dedi.
‘Farklı halklardan kadınlarla işbirliği örüldü’
Ayrıca farklı halklardan kadınlarla da temas kurulduğunu dile getiren Bahar İspir, “Yerli kadınlarla da ilişki kurabildik. Bu ilişki kurmanın nedeni yalnızca taktik ya da stratejik değildir. Kadınların mücadele noktalarını birleştirebilmek içindir. Özellikle yerli kadınlar arasında bunun güçlü bir potansiyeli olduğunu gördük” diye ifade etti.
“Devletsiz bir halk olarak temsil önemli”
Uluslararası platformlarda devlet temsiliyetinin belirleyici olduğunu ancak Kürt kadınlarının farklı bir konumda yer aldığını belirten Bahar İspir, “En önemli noktalardan biri, ulus-devlet merkezli temsil sisteminde devletsiz bir halk olarak yer almaktır. Aynı zamanda burada bulunan kadın örgütleriyle birlikte çözüm arayışını büyütmek de önemli” dedi.
Bu çerçevede farklı kadın örgütleriyle dayanışma ve ortak tartışmalar yürütüldüğünü ifade eden Bahar İspir, “Devletler kendi temsilcilerini gönderiyor ve tartışmalara katılıyor. Ama burada kadın örgütleri arasında farklı bir dayanışma ve tartışma zemini de oluşuyor. Bu nedenle bu katılım yalnızca bir temsil değil, aynı zamanda politik bir alan açma anlamına geliyor” şeklinde konuştu.
Kürt kadın kimliğinin tanınması talebi
Kürt kadınlarının uluslararası alanda görünürlüğü açısından kurumsal bir altyapının gerekliliğine işaret eden Bahar İspir, bürokratik ve kimlik temelli iki temel sorun bulunduğunu söyledi. Bahar İspir, “Bu konuda enstrümentalize edilmiş yasal bir altyapı gerekiyor. Karşı karşıya olduğumuz iki sorun var: biri bürokratik nedenler, diğeri ise Kürt kimliğinin, özellikle de Kürt kadın kimliğinin ifade edilmesi” diye ifade etti. Sivil toplum örgütlerinin bu noktada önemli rol oynayabileceğini belirten Bahar İspir, “BM Women Almanya içinde bir potansiyel görüyoruz. Çünkü Kürt diasporasının Almanya’da uzun bir tarihi var. Bu tarihin artık politik bir güce dönüşmesi gerekiyor. Kimlik ve bürokrasi sorunlarının özellikle burada çözülmesi gerektiğini düşünüyoruz” şeklinde konuştu.
Görüşmeler sürecek
Diplomatlarla gerçekleştirilen temasların ardından önümüzdeki süreçte aktivistlerle de görüşmeler yapılacağını belirten Bahar İspir, tartışmaların devam edeceğini söyledi. Bahar İspir, “Henüz süreç devam ediyor. Gelecek hafta aktivistlerle görüşeceğiz. Şimdiye kadar daha çok diplomatlarla görüşmeler gerçekleştirdik. Bu tartışmaların ardından daha kapsamlı değerlendirmeler yapılacak” şeklinde dile getirdi. Bahar İspir, “Bu umut verici ama aynı zamanda bürokratik bir süreçtir. Ancak bu süreç içinde dört parça Kürdistan’daki tüm Kürt kadınlarını saygıyla selamlıyorum” ifadelerini kullandı.
‘Farklı alanlarda daha fazla çaba gösterilmesi gerekiyor’
Nalin Hamdi ise konferansa yaklaşık 100 bin kişinin katılmasına rağmen sadece bir-iki kişinin söz almasının, seslerinin hâlâ yeterince duyulmadığının göstergesi olduğunu dile getirdi. Bu nedenle farklı alanlarda daha fazla çaba gösterilmesi gerektiğini dile getiren Nalin Hamdi, “Ben kendi adıma daha pozitif bir çalışma yürütmeye çalışıyorum. Örneğin zaman zaman Rojava’daki deneyime dair sorular soruluyor. Yaklaşık bir yıldır Rojava’daki kadın çalışmalarını yakından takip ettiğimi ve bu alanda yürütülen çalışmaların önemli sonuçlar ortaya çıkardığını anlatıyorum. Rojava’daki kadınların yürüttüğü çalışmaların birçok açıdan olumlu sonuçlar doğurduğunu, kadınların hem toplumsal hem de siyasal alanda aktif rol üstlendiğini görüyoruz. Bu deneyimin uluslararası alanda da daha fazla anlatılması gerekiyor. Bu nedenle diplomasi alanında daha fazla çalışma yürütülmesi, özellikle de Avrupa’da – örneğin Almanya gibi ülkelerde – bu deneyimin daha görünür kılınması önemli” şeklinde konuştu.
‘Tüm Kürt kadınlarının sorunlarını taşıdık’
Her dört parçadan Amerika’ya gelişlerde zorluklar yaşandığı gibi Donald Trump yönetimindeki ABD’nin de zorluklar yarattığını dile getiren Nalin Hamdi, bu süreç zarfında her dört parçada da kadınların baskı altında yaşamaya devam ettiğini kaydetti. Nalin Hamdi, “Kadınlar yaşamın tüm anlarında konuşmalılar. Artık ne Kürt kadını ne de Ortadoğu kadını eskisi gibi; kendisini çok geliştirdi. DAİŞ gibi bir zihniyete karşı savaşacak güçteler ve ilk defa da böyle bir konferansa katıldı. Artık Kürt kadınının sesi enternasyonal bir düzlemde duyulabilir. Yaşamın her alanında örgütlüyüz artık, bu nedenle haklarımızı dünyaya duyurduk. Sadece kendimiz için değil, dört parça Kürdistan ve diasporadaki tüm Kürt kadınlarının sorunlarını taşıdık” diye ifade etti.
'Bu süreç örgütlü ve kurumsal bir zeminde ilerlemeli'
Sürecin yalnızca bireysel girişimlerle değil, daha örgütlü ve kurumsal bir zeminde ilerlemesi gerektiğini belirten Nalin Hamdi, bunun aynı zamanda özgürlük mücadelesi açısından da önemli olduğunu ifade etti. Nalin Hamdi, “Bu tür platformlarda düşüncelerimizin, mücadele deneyimlerimizin ve politik perspektifimizin görünür olması gerekiyor. Bu süreç kolay değil, kimi zaman önümüze engeller de çıkabiliyor. Ancak buna rağmen bu tartışmaların sürmesi ve kadınların kendi örgütlülükleriyle bu alanlarda yer alması önemlidir. Bu da özellikle özgürlük mücadelesiyle bağlantılı bir süreç. Kadınların hem uluslararası alanda hem de kendi örgütlülükleri içinde sözünü büyütmesi gerekiyor. Bu nedenle bu tür temasların ve görüşmelerin sürmesi bizim açımızdan önemli bir adım olarak görülmelidir” sözlerini kullandı.







