İstanbul’da ‘özgürlük ve demokrasi’ Newrozu

  • 12:06 22 Mart 2026
  • Güncel
İSTANBUL - İstanbul’da “özgürlük ve demokrasi” şiarıyla Newroz kutlamaları başladı.
 
İstanbul’da bulunan Yenikapı Meydanı’nda “Özgürlük ve Demokrasi Newrozu / Newroza Azadî û Yekîtiya Demokratîk” şiarıyla Newroz Bayramı kutlanıyor.
 
İstanbul Yenikapı Meydanı’nda Newroz Bayramı coşkusu her geçen dakika artıyor. Onbinler alanı doldururken, giriş kapılardan gelişler ise sürüyor.Programın başlamasıyla birlikte “Şehîd namirin” sloganları atıldı. Ardından davul ve zurna ekibi sahne aldı. Alandaki kitle uzun bir süre halaya durdu. Alanda üzerinde “Emperyalizm baş düşman, halklar kardeştir” ve “Bijî azadî, bimire koletî” yazılı dev pankartlar açıldı.
 
DEM Parti İstanbul İl Eşbaşkanları Arife Çınar ve Çınar Altan, coşkulu kitleye hitap etti.
 
Arife Çınar, “Heyecanınızın, coşkunuzun önünde saygıyla eğiliyorum. Bugüne kadar sizlerin yürütmüş olduğu mücadeleyle bu alanları dolduruyoruz. Newroz’unuz kutlu olsun” dedi.
 
‘Sayın Öcalan’ın Newrozu’nu kutluyoruz’
 
Arife Çınar, “2026 Newrozu Türkiye halkları ve Kürtler açısından önem arz etmektedir. Kürtler bugüne kadar yok sayıldı. Aleviler yok sayıldı. Kürt halkının yürüttüğü mücadeleyle bugün bu topraklarda eşit ve özgür koşullarda yaşamın önü açılmıştır. Bunu sağlayan Sayın Öcalan’ın Newrozu’nu kutluyoruz” diye kaydetti.  
 
Arife Çınar, “Demokratik çözüm modeli halkların birlikte, kadınların eşit özgür koşullarda yaşamasıdır. Ancak Kürt’ü yok sayan, kadınları yok sayan bir devlet zihniyeti var. Bir buçuk yıldır süren sürece baktığımızda somut adım göremiyoruz. Eğer iktidar ve devlet samimiyse bir an önce somut adımların atılması gerekir. Kürt halkı hakikatiyle buluştu. Sayın Öcalan demokratik siyasetin yolunu açtı” diye konuştu.   
 
Özgürlük çağrısı  
 
Çınar Altan ise, “Değerli yoldaşlar önümüzde uzun bir yol var. Bu yılın Newrozu milat olacak. Bunu çok iyi biliyoruz. Bizler anamızın ak sütü kadar helal alon adil bir barışı ve özgürlüğümüzü kazanmak istiyoruz. Bundan sonra da mücadeleyle haklarımızı kazanacağız” dedi.
 
Çınar Altan, “Hazır mısınız” diye sordu. Tüm kitle hep birlikte “Evet” dedi.
 
Çınar Altan, Abdullah Öcalan şahsında tüm tutsak siyasetçilerin fiziki özgürlüğünü istedi. Altan, “Yok sayılan kimliğimizi, zenginlerin servetine peşkeş çekilen alıntıremizi, bugüne kadar bizden çalınan ne varsa hepsini tek tek geri alacak mıyız? Yetmez, Mazlumlar, Mahirler, geçen yıl yitirdiğimiz Sırrı Süreyya Önderler gibi bu yolda düşmüş dövüşmüş isimsiz kahraman arkadaşlarımızı bayrağını devralacak mıyız?” diye sordu.
 
CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Newroz mesajı İstanbul’daki kutlamalarda da okundu.
 
Program, sanatçı Suavi’nin sahne almasıyla devam etti. Suavi, Rojava’ya yönelik saldırılara tepki gösterdi. Suavi birçok ezgiyi kitleyle birlikte seslendirdi.
 
Ardından Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın Newroz mesajı okundu. Mesajın Kürtçesini TJA’dan Hatice Şahin, Türkçesini ise Asrın Hukuk Bürosu’ndan Rezan Sarıca okudu.
 
Abdulallah Öcalan’ın mesajı şöyle:
 
‘Kaosu halkların baharına çevirmek elimizde’  
 
“Newroz Destanı, Ortadoğu halklarının diriliş, direniş ve bahar bayramı olarak binlerce yıl kutlanmıştır. Newroz, halklarımızın direniş ve diriliş ruhunu canlandırmıştır.
 
Newroz’daki semboller, kişilikler bu coğrafyanın ruhunu yansıtır. Dehaq, devletli uygarlık sisteminin timsalidir; her gün iki gencin beynini yiyen omuzlarındaki yılanlar Asur devletinin vahşetinin, Demirci Kawa ise zulme karşı direnişin cisimleşmiş halidir.
 
Ortadoğu’da bin yıldır sürdürülen din, mezhep ve kültür savaşları, halkların birlikte yaşama kültürüne vurulan en büyük darbedir. Her kimlik, her inanç kendi kabuğuna çekilerek ve ötekini düşmanlaştırarak var olmaya çalıştıkça halklarımızın arasındaki uçurum derinleşmektedir. Ortak değerlerimiz, ortak kültürümüz yok sayılmakta, farklılıklarımız savaş nedeni haline getirilmektedir.
 
Güncelde bölgede köhnemiş politikaların sürdürülmesinde ısrar edilmesi felaketi beraberinde getirmiştir. Ortadoğu özelinde yaşanan bastırma, yok sayma, düşmanlaştırma politikalarının yarattığı ayrılıklar ne yazık ki bugün emperyal müdahalelere de bahane oluşturmaktadır.
 
Avrupa ülkelerinin üç yüzyıl süren din-mezhep savaşları 1648’de Westfalya anlaşmasıyla aşılırken Ortadoğu’da bu çatışmaların günümüze kadar gelmesi halklarımıza derin trajediler yaşatmıştır. Bugün ise kültürlerin ve inançların yeniden bir arada yaşamalarını sağlama imkanına kavuşmuş durumdayız. Ortadoğu’da yaratılmak istenen savaş ve kaos ortamını halkların baharına çevirmek elimizdedir. Bize yaşatılmak istenen trajedileri tersine çevirip halkların özgürlük ortamı haline getirebiliriz.
 
Bir arada yaşamanın yolu aralandı
 
Şimdi tarihin gizlenen sayfaları açılmakta, halklar arası barışın, demokratik uluslaşmanın imkânı artmaktadır. Sünni, Şia devlet gelenekleri, milliyetçi gelenekler aşıldıkça halklar arası özgür birliktelik de imkân dahiline girmektedir.
 
Bugün artık yeni bir sayfa açılmıştır. Bu coğrafyadaki halkların özgürce bir arada yaşamasının yolu aralanmıştır. 27 Şubat 2025 tarihinde başlattığımız süreç Newroz’un ruhuna uygun bir birlikteliğin temellerini yeniden diriltmek içindir.
 
Bunun için kültürlerin, inançların bir arada yaşayabileceğine, dar milliyetçi anlayışları aşıp demokratik entegrasyon temelinde birleşebileceğimize ve birlikte var olabileceğimize inanmamız gerekir. Tarihimizde olduğu gibi günümüzde de her türlü savaş dayatmalarını, yoksulluğu ve barbarlığı geriletebileceğimizi bilince çıkarmamız gerekir.
 
Newroz komünal yaşamı temsil etmektedir
 
2026 Newrozu bu tarihin bütün haşmetiyle güncellenmesidir. Tarih şimdileşiyor, gerçek kültürlülük temelinde bilinç bulmaya doğru büyük bir imkana ulaşıyor. Newroz’un anlamı ve gücü ‘şimdi’ olarak tarih sahnesine çıkmaktadır. Bu yılın ve önümüzdeki yılların Newrozlarının böyle bir tarihsel anlamı vardır.
 
2026 Newrozu kendi kökleri üzerinden dirilmekte, demokratikleşme, demokratik entegrasyon yolunda büyük bir hamleyle şimdileşmekte; Newrozlaşmaktadır. Newroz, tarihte olduğu gibi Ortadoğu merkezinde ağırlığını ortaya koyarak adeta yeniden dirilişe geçmekte, demokratik entegrasyon olarak tekrar bütün bölgede rolünü oynamaktadır. Böyle büyük bir şimdileşme yaşanıyor ve yaşanmaya devam edecektir.
 
Şimdiye kadar Newroz sembolik değerlerle kutlanmaktaydı. Artık Newroz, bir hayali, bir ütopyayı değil gerçekleşen, gelişen bir komünal yaşamı temsil etmektedir. Kendimizi hem anlam hem fizik olarak gerçekleştireceğimiz gündür Newroz.
 
Yeni bir özgürlük ahlakına yüklenelim
 
Newroz’da bir türlü yakamızı bırakmayan her çeşit yetersiz ilişkilerden, yetersiz anlamlardan kendimizi arındıralım ve yetkin bir ilişki tarzıyla, yetkin bir anlam derinliğiyle yeni bir özgürlük ahlakı ve yeni bir estetik anlayışla yaşama yüklenelim.
 
‘Jin, Jîyan, Azadî’ felsefesini bütün ilişkilerimizde pratikleştirip özgür yaşama kavuşalım. Artık Newroz’un bir umut, hayal veya teori değil bir pratikleşme anı olduğunun bilincine varalım. Bu pratikleşme anına yetkin bir bilinçle yetkin bir anlam derinliğiyle karşılık verelim.
 
Newroz vesilesiyle bu yılı tüm Ortadoğu halkları için gerçek bir özgürlük yılına çevirmek, halkların dostluk ve dayanışma geleneğini egemen kılmak bizim elimizdedir. Etnik ve dini-mezhebi temeldeki parçalanmaya, kardeş kavgasına son vermekle ve bütün kültürlerin, dini-mezhebi inançların özgürlük ve kardeşlik temelinde birliğini sağlamakla buna ulaşılabilir.
 
Kapitalist modernitenin yarattığı büyük toplumsal ve ekolojik çöküşe karşı demokratik modernitenin demokratik siyaset, ekolojik ve kadın özgürlükçü çözümünü Newroz’un özgürlük ruhuna bağlı olarak geliştirdik.
 
Hegemonik güçlere fırsat vermeyelim
 
Kültür yaratan bir bölge olan Ortadoğu’nun, hegemonik güçlerin elinde bir savaş alanına dönüştürülmesine fırsat vermeyelim. Tarihte olduğu gibi günümüzde de bu büyük kültürün kendini özgürce ve gerçek kimlikleri temelinde ifade etmelerinin, bütünleşmelerinin önündeki engelleri birlikte aşabiliriz. Milliyetçilik ve mezhepçilik hastalığını geride bırakıp, halklarımızın binlerce yıllık tarihsel dayanışma kültürünü esas aldığımızda aşamayacağımız engel yoktur.
 
Böyle bir birliktelik ruhuyla demokratik siyaseti armağan etmek de imkân dahilindedir. Ezilenlerin binlerce yıllık mücadelesini taçlandırmak istiyorsak; bunun mekânı Doğu’da da Batı’da da kapitalist kültür ortamında değil Ortadoğu’nun gerçek özgürlük ortamında bulunabilir. Demokratik entegrasyonu bu topraklarda gerçek bir buluşma ve yeni bir insanlık, kardeşlik, dayanışma, dostluk temelinde gerçekleştirerek güncelleştirebiliriz.
 
Halklarımızın Ramazan Bayramı’nı kutluyor, bayramın barışa ve kardeşliğe vesile olmasını diliyorum.
 
2026 Newrozu ilk defa halklarımızın, halkımızın gerçekleşen demokratik entegrasyon, barış ve kardeşlik ruhuyla kutlanmaktadır. Bu ruha, iradeye tüm gücümle katılıyor, bu yıl gerçek anlamıyla ‘Yeni Gün’ olarak kutlanmaya değer hale gelen Newroz’un önümüzdeki yılların görkemli yürüyüşüne vesile olmasını diliyor; tüm halklarımıza barış diliyorum. Hepinizi sevgiyle selamlıyorum.
 
Abdullah Öcalan
 
İmralı Cezaevi
 
21.03.2026”