Ayşegül Doğan: Sayın Öcalan ile kurulan hukukun adı konulmalı
- 11:37 26 Mart 2026
- Güncel
ANKARA - DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, “Artık Sayın Öcalan'la kurulan hukukun da adının konulması gerekiyor. Koşulları değiştirilmeli, doğrudan iletişim kurabileceği olanaklar yaratılmalı. Sayın Öcalan yalnızca PKK'nin lideri değil, geniş bir coğrafyada lideri” dedi.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Sözcüsü Ayşegül Doğan, güncel gelişmelere ilişkin partisinin Genel Merkezi'nde basın toplantısı düzenledi.
Güney Kürdistan’a yönelik yapılan saldırıları kınamakla başlayan Ayşegül Doğan, Kürdistan coğrafyasının bir bölge savaşına çekilmek istendiğini belirtti. Ayşegül Doğan, “Tam da bu nedenle Barış ve Demokratik Toplum Sürecinin burada bir kez daha önemi çıkmış oldu ortaya. Bu saldırıyı gerçekleştirenlere karşı sesimizi ortak bir şekilde yükseltmeliyiz. Çünkü bu nereye yapıldığına bakılmaksızın hem siyasi hem de insani bir zorunluluk olarak bugün karşımızda duruyor. Kürtlerin bölgesel bir çatışmanın içine çekilmek istenmesi bizim asla tasvip edeceğimiz bir şey değil ve bunun karşısında da mücadele ediyoruz” dedi.
‘Milyonların talebi barış, çözüm, eşit yurttaşlık’
Ardından Newroz’da yükselen mesajlara dikkat çeken Ayşegül Doğan, Newroz’un bir eşik olarak karşılarına çıktığını belirtti. Ayşegül Doğan, “Bundan sonra yapılacaklara dair çok güçlü mesajların olduğu bir Newroz kutlamasından bahsediyoruz. Bu yılki Newroz’un sloganı da özgürlük, birlik ve demokrasiydi. Bu birlik vurgusu Kürtlerin birliğini kapsayan ama aynı zamanda halkların birlikteliğini de kapsayan bir vurguydu. Özgürlük çeşitli anlamlarda her sahada kullanıldı. Yalnız sloganlarda yükselen özgürlük temasının alt başlıkları da vardı. İstanbul'dan Van'a, Cizre'den Kulu'ya, Bursa'dan Diyarbakır'a kadar Newroz ateşinin yakıldığı alanlara akan milyonların talebi neydi? Barış, çözüm, eşit yurttaşlık, adil ve demokratik bir Türkiye. Milyonlar sesini, sözünü barış için, savaşsız bir dünya için, bir arada yaşam için yükseltti ve halaylarını bunun için büyüttü. Her şeye rağmen bunun için büyüttü. Geç kalmayalım mesajını da alanlar verdi” sözlerini kullandı.
‘Newroz’da demokratik çözümde birleşildi’
Kürt Halk Önderi’nin Newroz mesajını hatırlatan Ayşegül Doğan, “Sayın Öcalan’ın mesajı diyalog, müzakere ve demokratik çözüm perspektifi Newroz alanlarında çok büyük bir karşılık buldu. Geçen yıl Newroz kutlamaları öncesi 27 Şubat 2025'de yapılan çağrı gündemdeydi ve Newroz kutlamaları da bu çağrıya nasıl destek çıkıldığını gösterir bir şekilde geçmişti. Ama ondan önce bazı tartışmalar vardı. ‘İşte Kürtler ne istiyor? Bu çağrı destek bulacak mı’ gibi pek çok sorunun yanıtını alanda halklar vermişti. Bu defa da Barış ve Demokratik Toplum Sürecine çok güçlü bir sahiplenme olduğunu gördük. Geçen yıla oranla alanların daha büyük kalabalıklarla dolduğunu gördük. Daha büyük bir kararlılık gördük. Toplum demokratik siyasetin önündeki engellerin kaldırılmasını talep etti. Yalnızca sloganlarıyla değil. Taşıdıkları afişler, görseller, pankartlarla da bunu çok net bir biçimde, görselleriyle de ifade ettiler. Demokratik çözümün somut adımlarla ilerletildiği bir ülke talebinde herkesin birleştiğini gördük” diye belirtti.
‘Halk Öcalan’a özgürlük vaktinin geldiğini söyledi’
Konuşmasının devamında ise Ayşegül Doğan şunları belirtti: “2026 Newrozu yalnızca geride kalan bir an değil, bundan sonra güçlü bir kurucu irade olarak da karşımızda. Abartısız bir şekilde en çok ortak yaklaşılan slogan ‘Öcalan'a özgürlük’ sloganı oldu. Hemen her yerde bunu çok açık bir şekilde ifade etti Newroz’a katılanlar. Günlerdir süren tartışmalara da böylelikle bir yanıt verdiler. Artık Öcalan'a özgürlük vaktinin geldiğini söylediler. Tüm bunlar daha sonrasına dair de yapılması gerekenlere ilişkin çok ciddi ipuçları veriyor. Bunların iyi değerlendirilmesi gerekiyor. Ancak neler oldu? Peki, bu geçmiş refleksler tümden ortadan kalktı mı? Ne yazık ki kalkmadı. Kalksaydı eğer ben şu anda yalnızca Bakanlığın verdiği bilgiyle ifade etmem gerekirse sizinle gözaltı ve tutuklama sayısı paylaşmak durumunda kalmazdım. Ama bakınız, edinebildiğimiz bilgilere ve dün bakanlığın açıklamalarına göre en az 209 gözaltı var. Gerekçeler ne? Mesela Muş’ta özgürlük ve demokrasi yazılı bir pankart çarşı merkezinde bir köprüye asılmış. Yine Kocaeli Darıca'da etkinlik alanına girişte bir yurttaş yalnızca sarı, kırmızı, yeşil renkli hırkası nedeniyle engellenmeye çalışıldı. Yine üzerinde Selahattin Demirtaş'ın fotoğrafının olduğu bir atkı nedeniyle alana alınmak istenmedi. Şimdi bu nasıl bir suç teşkil ediyor olabilir? AİHM ve AYM kararlarının uygulanmaması. Bunlar, Barış ve Demokratik Toplum Sürecine de uygun değil. Ailesiyle birlikte düğünlerde, etkinliklerde müzisyenlik yaparak geçimini sağlayan 16 yaşındaki bir çocuk Başakşehir'deki Newroz alanında söylediği Kürtçe şarkılar gerekçe gösterilerek örgüt propagandası suçlamasıyla tutuklandı. Hangi örgütten bahsediyoruz? PKK kendini feshettiğini dünyaya ilan etti.
Newroz adeta bir referandum gibiydi, mesajı açık ve netti
Mesela Abdullah Öcalan posteri yasak. Nasıl olabilir böyle bir şey? Sayın Öcalan bu sürecin ana öznesi temel aktörlerinden biri, İmralı Adası'nda görüşmeler yürütüyor. Bu görüşmelerde devlet yetkilileri de var. Ama alanlarda Abdullah Öcalan posteri yasak. Bu paradokstan Türkiye'nin gerçekten artık kurtulması gerekiyor ve bu konuda da hızla hareket etmek gerekiyor. Newroz adeta bir referandum gibiydi. Mesajı açık ve netti. Ellerini bir kez daha havaya kaldıran bu insanların bir an önce ellerinin tutulması, kalıcı bir barışın sağlanması için de somut adımların atılması gerekiyor. Bu uygulamalar, müdahaleler, sonrasında yaşanan gözaltı ve tutuklamalar süreci provoke etmeye dönük görüntüler ortaya çıkarttı. O yüzden de biz DEM Parti olarak açık bir çağrıda bulunuyoruz. Diyoruz ki bu provokatif girişimlere ve hak ihlallerine ilişkin derhal kapsamlı bir inceleme başlatılmalı. Sorumluluğu bulunan kişiler hakkında hiçbir gecikme yaşanmadan etkin ve şeffaf bir soruşturma yürütülmeli. Yani iktidarın 2 yıldır yürütülen süreçle uyumlu hâle getirmemesi kolluk güçlerini, hâkimleri, savcıları zaten en çok sorulan sorulardan biri.
Zamanın değeri bilinmeli, yasal adımlar için hıza ihtiyaç var
Telaşa kapılarak bunu yapmaya gerek yok ama hıza ihtiyacımız var. Bir sürü nedenle ihtiyacımız var. Bölgesel gelişmeler ve riskler, neden hıza ihtiyacımız olduğunu geçen süre zarfında ortaya koydu. Eğer zaman iyi değerlendirilmezse riskler açığa çıkabilir. Ve bunları bertaraf etmek her zaman kolay olmayabilir. Provokasyonlar, sabote etmek isteyenler olabilir ki var, biliyoruz. O hâlde yapılması gereken zamana yaymak ya da zamanı kötü kullanmak değil. Zamanı ve zamanın değerini bilerek, kavrayarak ona göre adımlar atmak, ona göre planlamalar yapmak.
Haziran- Temmuz ayı çok geç
Koordinatör Grup Başkan vekilleriyle, Meclis Başkanının yasal çerçeveye ilişkin önümüzdeki hafta toplanılacağına dair bir haber çıktı. Oysa henüz grubumuza bildirilen, Koordinatör Grup Başkanvekilimize bildirilen böyle bir toplantı yok. Bu haberle birlikte yasal düzenlemeler için haziran ve temmuz ayı işaret edildi. Buna dönük iddialar var. Haziran ve temmuz ayı çok geç. Bir yıl olacak. PKK kongreyi topladı ve fesih kararını paylaştı. Silah bırakanlar, dönmek isteyenler bir yasal çerçeve olmadan nasıl dönecekler? Nitekim bu 27 Şubat 2025'de Sayın Öcalan'ın çağrısında özellikle yer alan bir bölümdü. Tüm bu somut adımların pratikte karşılık bulması için yapılması gerekenlerin neler olduğuna işaret eden bir temel başlık vardı ve bu da hukuki çerçeveydi. Bu çerçeve yasa ne zaman ve nasıl oluşturulacak? Bizim bu konudaki tavrımız açık. Daha önce de paylaştık. Biz bu çerçeve yasanın bir an önce geçiş hukukuna uygun bir biçimde yapılması gerektiğini düşünüyoruz. Bizim bu konudaki hazırlıklarımız tamamlandı. Bu yasada hiç kimseye ayrım yapmadan, kategorik bir yaklaşım içermeden silah bırakan herkesi kapsayacak bir hukuki yaklaşıma ihtiyaç var. Ve bunun bu şekilde düzenlenmesi gerekiyor. Ve bunun için de hızla bir takvimlendirmenin kamuoyuyla paylaşılması gerekiyor.
Yasal düzenlemelere ilişkin takvimi kamuoyuyla paylaşmalı
Ortak rapor dendi. Bitti. Bayram sonrasına işaret edildi. Bayramdan sonra da eğer tevatürlere ve iddialara yer bırakmak istemiyorsak yapılması gereken ilk şey şu; Meclis Başkanı ve Komisyon Başkanı sıfatıyla Sayın Kurtulmuş'un bir an önce bu yasal düzenlemelere ilişkin takvimi kamuoyuyla, muhataplarıyla paylaşması. Yapılabilecekken yapılmayanlar var. Herhangi bir kanuni düzenlemeye ya da başka bir yasal çerçeveye ihtiyaç duymadan yapılabilecekler var. Hasta tutsaklar, bakın hâlâ serbest bırakılmıyor. Edip Taşer hayatını kaybetti. Öfkeliyiz bu yüzden. Bu kaçıncı? Ağır hasta tutsakların bir an evvel serbest bırakılmaları gerekiyor. Bunlar doğal ölümler değil. Zamana yayılmış cinayetler bunlar.
Şimdi bir tane daha hasta tutsaktan bahsedeceğim. Dün savunma yapıyordu. İBB davasında Murat Çalık. Ne bekleniyor? Niye serbest bırakılmıyor? AİHM ve AYM kararları niye uygulanmıyor? Tüm bunlar sürecin ruhuna uygun olmayan, paradokslar yaratan, toplumdaki güven duygusunu sarsan gelişmeler. Bir yandan gazeteciler tutuklanıyor. Bir yandan sanatçılar engelleniyor. Bunlardan bir an önce vazgeçmek ve barış ve demokratik toplum sürecinin ruhuna uygun bir şekilde adımlar atmak gerekiyor.
Artık Sayın Öcalan ile kurulan hukukun adının konulması gerekiyor
Artık Sayın Öcalan'la kurulan hukukun da adının konulması gerekiyor. O yüzden koşulları değiştirilmeli diyoruz. O yüzden doğrudan iletişim kurabileceği olanaklar yaratılmalı diyoruz. Bir sürecin ana aktörü, baş muhatabı, baş müzakerecisi eşit koşullara erişebilmeli. Sayın Öcalan yalnızca PKK'nin lideri değil. Yüzbinlerce insanın geniş bir coğrafyada lideri, önderi olarak gördüğü bir isimden bahsediyoruz. Üstelik ateş çemberinden geçerken bölgenin tamamı bir arada yaşam projesi çok renkli, çok sesli, çok dilli, çok kimlikli bir yeni hayat teklif eden bir isimden bahsediyoruz. Böyle bir liderlik gücünün artık aynı koşullarda tutulmaması gerekiyor.
İmralı’da önemli görüşme
Yarın DEM Parti İmralı Heyeti, İmralı Adası'na gidecek. Bu görüşme bizim için çok önemli bir görüşme. Çünkü bir yandan yasal süreçle ilgili bundan sonra yapılacaklar dair Sayın Öcalan'la istişarede bulunacaklar. Gündemlerinde böyle bir başlık var. Öte yandan kamuoyunda konut, ev tartışmaları sürerken şunu söylemiştik. Heyetimizin bize böyle bir bilgilendirme yapmadığını ama bayramdan sonra kuvvetle muhtemel bir görüşme yapıp, bu görüşmede bu konunun belki gündeme gelebileceğini ve varsa bu konuya ilişkin de bir yeni durum bunun da kamuoyuyla paylaşılacağını söylemiştik. Dolayısıyla bu başlıkları da gözettiğimiz zaman yarın yapılacak görüşmenin içeriğinin önemli olduğunu ifade etmemiz gerekiyor. Kritik bir önem taşıyor. Hem Öcalan'ın koşullarına, statü tartışmalarına ilişkin önemli bir görüşme olacak. Hem de yasal zemine ve silahsızlandırmaya ilişkin hazırlanan ya da hazırlanması planlanan kanuni çerçeveye dair de kendisinin önerileri alınacak. Biliyorsunuz her zamanki gibi büyük bir titizlikle kendisi yasal düzenlemelerden sürecin gelecek planlamasına dair tüm başlıklara ilişkin yetkililerle, ilgililerle de görüşmeye, müzakere etmeye devam ediyor.”







