‘Gülistan Doku’nun katledilmesi devlet eliyle gizlendi’
- 09:03 22 Nisan 2026
- Güncel
ANKARA – Gülistan Doku’nun katledilmesinin devlet eliyle gizlendiğini söyleyen kadınlar, şüpheli kadın ölümlerinin açığa çıkarılması için adalet mücadelesini büyüteceklerini belirtti.
Gülistan Doku’nun kaybettirilmesinden altı yıl sonra, dönemin valisi olan Tuncel Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel tarafından tecavüze uğradıktan sonra katledildiği ortaya çıktı. Başta valilik olmak üzere Dêrsim’deki devlet kurumlarında yer alan isimlerin, Gülistan Doku’nun katledilmesini gizlemede sorumluluğu bulunuyor. Altı yılın ardından ailenin ve kadınların verdiği mücadele sonucunda açığa çıkan bu katliam, yaşanan birçok şüpheli kadın ölümünde devletin sorumluluğunu yeniden sorgulatıyor.
Kadınlar, Gülistan Doku dosyasına dair değerlendirmelerde bulundu.
Devlet eliyle katledildi
Gülistan Doku’nun kadın gündeminden hiçbir zaman düşmediğini, devletin gündemine yeniden oturduğunu söyleyen Sosyalist Kadınlar üyesi Eylül Sofuoğlu, “Biz biliyoruz ki Gülistan Doku’nun kaybedilmesine yönelik gerçeklerin altı yıl sonra açığa çıkması, kendi iç çekişmeleriyle ve devlet politikalarıyla alakalı. Dêrsim’in o dönem valisi olan Tuncel Sonel’in ve oğlunun bu dosyada fail olarak soruşturma altında olduğunu biliyoruz. Gülistan’ın kaybolmasını özellikle Kürt illerinde yürütülen savaş politikalarından ayrı tutamayız. Bu yaşananlara, devlet ve ataerkinin el ele verip bir kadının hayatını mahvetmesi diyebiliriz. Bu durum artık katledilen birçok kadının, özellikle Kürt kadınlarının, devlet eliyle nasıl bu işin içinde olabileceğini gösterdi. Bu savaş politikaları el ele verip kadınların hayatı üzerinde belli bir tahakküm kuruyor. Hâlâ Rojin için adalet arıyoruz, telefonu açılmadı. Gülistan’ın dosyasında sonradan açığa çıkanlardan sonra bu konuda özellikle devlet görevlilerinin, kayyımların bir parmağı olabileceğini düşünüyoruz” şeklinde konuştu.
‘Gülistan, Rojin, Rojwelat ve katledilen kadınlar için adalet mücadelesi sürecek’
Birçok şüpheli kadın ölümünün olduğunu hatırlatan Eylül Sofuoğlu, “Özellikle Gülistan, Rojin, Gülistan’ın arkadaşı Rojwelat başta olmak üzere, özellikle Kürt kadınlarına yönelen belli bir faşist şiddete tekrardan tanık oluyoruz. Rojin’in davasının da bu şekilde gizlendiğini biliyoruz. Gülistan için de, Rojin için de, Rojwelat için de ve katledilen tüm kadınlar için adalet sağlanana kadar mücadelemize devam edeceğiz. Onların hakkını aramaya, sokakta ses çıkarmaya devam edeceğiz. Kadınlar olarak her zamankinden daha çok birbirimize ihtiyacımız olan günlerden geçiyoruz. Birbirimizin hakkını, birbirimizi arıyoruz. Devlet, ataerkil kapitalist dediğimiz düzen kadın düşmanı. Kadınlar üzerinde belli bir tahakküm kurmaya çalışıyor. Sokaklarda sesimizi çıkarmaya, mücadele etmeye devam ediyoruz. Katledilen tüm arkadaşlarımız için sokaklarda bağırmaya, onların mücadelesini büyütmeye devam edeceğiz” dedi.
‘Devlet kurumlarının kadın katliamı üzerinden nasıl örgütlendiğini gördük’
“Altı yıldır Gülistan Doku için adalet arayışımız sürüyor” diyen SOLDEP MYK üyesi Merve Vargelioğlu, “Gülistan Doku’ya ne oldu?” demeye devam edeceklerini belirterek, “Süreç içindeki gelişmelerle aslında neyin ne olduğunu az çok biliyorduk. Altı yıllık mücadelemizin sonucunda ise bir noktada değişen politik çıkar ilişkilerinin sonucu olarak belli yeni bilgiler edindik. Dönemin valisi Tuncel Sonel’in oğlunun Gülistan Doku’ya tecavüz ettiği ve sonrasında oluşan hamileliğin üstünü örtmek için öldürmüş olduklarına dair bilgiler yansıdı. Bu süreci takip ederken tüm devlet kurumlarının, hastanenin, emniyetin ve valiliğin el ele verip nasıl bir kadın katliamı üzerinden örgütlenebildiklerini görmüş olduk. Değişen politik çıkarlar sebebiyle bir şekilde yeni failleri öğreniyoruz, yeni kişiler gözaltına alınıyor” şeklinde konuştu.
‘Adalet arayışımız sürecek’
Kadın katliamlarının asıl faillerinin sistemin kendisi olduğuna dikkat çeken Merve Vargelioğlu, “Gülistan Doku’ya ne oldu demeye devam edeceğiz. Diğer katledilen kadınlar için adalet arayışımızı sürdüreceğiz. Kadına karşı şiddet, kadınlar üzerindeki sömürü sadece kadın cinayetleriyle kalmıyor. Sistemin kendisi kadınların örgütlülüğüne karşı da savaş açıyor. Bu noktada ise bizim aslında diğer tüm kadınlar için mücadele etmemizin bir borç olduğunu düşünüyoruz. Yapacağımız tek şey, örgütlü mücadelemize sımsıkı sarılarak sesi çıkamayacak durumda olan tüm kadınlar için mücadeleyi yükseltmek” diye belirtti.
‘Gülistan Doku nerede?’ demekten vazgeçmedi
Altı sene önce Gülistan Doku’nun kaybedildiğini hatırlatan Ankara Kadın Platformu üyesi Serpil Akpınar, “Gülistan Doku’nun oradaki bir barajda boğulduğu, oranın valisinin yönlendirmesiyle bütün dikkatlerin oraya çekildiği söylendi; fakat sonuç itibariyle Gülistan Doku ne barajın içinde bulunabildi ne de başka bir yerde bulunabildi. Bu yıllar boyunca kadınlar Türkiye’nin her yerinde ‘Gülistan Doku nerede?’ sorusunu sormaktan vazgeçmedi. Kadınların mücadelesi, inadı ve isyanı sonucunda en son geçen sene dosyasında bir takım gelişmelerin olduğu söylendi. Dosya derinleştirildi ve yakın tarihte de öğrendik ki valinin oğlu dâhil olmak üzere 13 kişi hakkında soruşturma başlatıldı” diye konuştu.
‘Kadınlar seslerini birleştirmeli’
Tüm faillerin tutuklanması gerektiğini söyleyen Serpil Akpınar, “Gülistan Doku’nun bedeninin cansız da olsa ailesine teslim edilmesini ve kadın cinayetlerine, kadına yönelik şiddete ilişkin Türkiye’de politikaların geliştirilmesini talep ediyoruz. Nasıl ki geçmişten günümüze kadar kadınlar birleşerek dayanışma içerisinde bu mücadelelerini sürdürdüyse ve bu mücadeleler sonucunda bazı davalar aydınlatıldıysa, bu mücadelenin birleştirilmesi ve daha güçlü hale gelmesi için de kadınların seslerini birleştirerek mücadeleye devam etmesi gerekiyor” dedi.







