‘En çok sömürülen, ilk gözden çıkarılan oluyor’

  • 09:04 29 Nisan 2026
  • Emek/Ekonomi
Devrim Fındık
 
İSTANBUL - TEKSİF Sendikası Örgütlenme Uzmanı Pembe Maden, tekstil sektöründe kadınların güvencesizlik, düşük ücret, taciz ve işten çıkarma tehdidi altında çalıştırıldığını belirterek, “Kadınlar en çok sömürülen ve ilk gözden çıkarılan oluyor. Bu düzene karşı tek çözüm örgütlenme” dedi.
 
1 Mayıs İşçi Bayramı’na günler kala, tekstil sektöründe çalışan kadınların yaşadığı sorunlar her geçen yıl daha da derinleşiyor. İşten çıkarmalarda özellikle hedef alınan, eşit işe rağmen eşit ücret alamayan ve yoğun baskı altında çalıştırılan kadınlar, hem üretimde hem de sendikal alanda görünür olmak için yıllardır mücadele veriyor. 
 
Bu kapsamda görüştüğümüz Türkiye Tekstil Örme Giyim ve Deri Sanayi İşçileri Sendikası (TEKSİF) Örgütlenme ve Teşkilatlandırma Uzmanı Pembe Maden, sahadaki deneyimlerini ve kendi mücadelesini anlatarak kadınları sendikalarda daha aktif rol almaya ve 1 Mayıs alanlarını doldurmaya çağırdı.
 
‘Kadınlar güvencesiz, eşit işe eşit ücret yok’
 
Tekstil alanında işçi sirkülasyonunun çok yüksek olduğunu belirten Pembe Maden, işçilerin neredeyse hiçbir güvencesinin olmadığını söyledi. “En ufak bir durumda işçileri kapının önüne koyuyorlar. İşten çıkarma söz konusu olduğunda özellikle kadınlar tercih ediliyor. Kadını ev geçindiren biri olarak görmüyorlar; sanki sadece ek gelir için çalışıyormuş gibi değerlendiriyorlar. Bu çok yanlış. Bugün evini geçindiren, çocuğuna bakan, tek başına ayakta duran çok sayıda kadın var” dedi.
 
Kadınların çoğu zaman en ağır işleri yapmasına rağmen erkeklerle eşit ücret alamadığını ifade eden Pembe Maden, sahadan gelen şikâyetlerin de bu yönde yoğunlaştığını belirtti. Tekstil sektöründe taciz ve mobbingin de yaygın olduğuna dikkat çeken Pembe Maden, “Bu tür baskıların önüne geçebilmek için işçilerin örgütlenmesi ve sendikalara üye olması gerekiyor. Bu haksızlıkların önüne ancak sendikalaşmayla geçebiliriz” diye konuştu.
 
‘Direnişlerde kadınlar var, karar mekanizmalarında yok’
 
Pembe Maden, kadın işçilerin direnişlerde en görünür kesim olduğunu ancak sendikalarda karar alma süreçlerinde erkeklerin ağırlıkta olduğunu söyledi. Pembe Maden, “Bu düzeni değiştirmeye çalışıyoruz. Sendikaların yapısında değişimler başladı. Kadın kurulları kuruluyor, yönetimlerde kadınlara yer verilmeye çalışılıyor. Ancak toplum baskısı, mahalle baskısı ve kadınların öne çıkmasının engellenmesi bu süreci zorlaştırıyor” dedi.
 
Kendi deneyimlerinden de örnek veren Pembe Maden, geçmişte görev aldığı bir sendikada erkek egemen anlayışa karşı açık bir tutum aldığını kaydederek, “Orası kıraathane değil, sendika. İşçilerin evi. Kadın-erkek fark etmez, herkese açık olmalı” dediğini aktardı.
 
Kadınlara çağrıda bulunan Pembe Maden, “Fabrikalarda öncü olun, sendikalara girmek için öncü olun. İşçilere öncülük edin. Hiçbir şeyden korkmayın, bu alanlarda yer alabilirsiniz” dedi.
 
‘Kadınlar örgütlenirse mücadele büyür’
 
TEKSİF içinde kadın üyelerin yoğunlukta olduğunu söyleyen Pembe Maden, örgütlenme süreçlerinde kadınların aktif rol almasının belirleyici olduğunu vurguladı. Ankara’da yürütülen bir grev sürecinde kadınların güçlü katılım gösterdiğini ifade eden Pembe Maden, “Kadın kurulundan 50-60 kadın geldi. Grevdeki arkadaşlara söyledikleri motive edici sözler çok kıymetliydi. Kadınlar örgütlenme alanına girerse başarı da geliyor” dedi.
 
Sendikanın kadınlara yönelik eğitim çalışmalarına da değinen Pembe Maden, yıl içinde önemli bir sürenin bu eğitimlere ayrıldığını, kadınların hem örgütlenme hem de haklar konusunda bilinçlendirildiğini söyledi. Kadınların grev alanlarına götürülerek süreci yerinde görmelerinin de mücadeleyi güçlendirdiğini ifade etti.
 
‘Bir kadın olarak vazgeçmedim’
 
Sendikalardaki erkek egemen yapının değiştirilebileceğini vurgulayan Pembe Maden, bunun için kadınların daha fazla mücadele etmesi gerektiğine işaret etti. Kendi çalışma hayatından örnekler paylaşan Pembe Maden, bir tekstil fabrikasında işçi olarak çalıştığı dönemde sendika temsilciliğine aday olduğunu ve sonrasında yaşadığı süreci şöyle anlattı: “Çalıştığım bölüm çoğunlukla erkekti ve bana ‘biz bir kadına oy vermeyiz, onun peşinden de gitmeyiz’ dediler. Ben pes etmedim. Erkek arkadaşlarıma ‘Eşinizin hiç mi söz hakkı yok? Eşin sana bir doğruyu gösterse onun peşinden gitmez misin?’ dedim. ‘Giderim’ dedi. Ben de ‘Gidersen burayı da böyle düşün, karşındaki kadını da öyle düşün’ diyerek mücadele ettim. 400 kişilik bir fabrikada herkesin psikolojisini anlamaya çalıştım; bu çok zor bir işti. Sonrasında şubeye aday olduğumda da ‘Bir kadın direnişlerde işçilere ne kadar hâkim olabilir? Grevlerde ne kadar etkili olabilir? Bunun yağmuru, kışı var. Bunlarda ne kadar başarılı olabilir? Bence bunu kadın yapamaz’ diyerek adaylıktan çekilmemi isteyen çok kişi oldu. Ama pes etmedim, vazgeçmedim. Çünkü bu erkek egemen düzeni değiştirmek, kadınlar olarak her yerde yer almak istiyorsak mücadele etmemiz gerekiyor.”
 
‘Alanları erkeklere bırakmayalım’
 
1 Mayıs’ın kadınlar açısından bir mücadele günü olduğunu kaydeden Pembe Maden, tüm kadınlara şu çağrıda bulundu: “Fabrikalarda en çok emeği veren, en çok ezilen kesim kadınlar. En çok zamanı iş yerinde geçiriyoruz. Bu yüzden 1 Mayıs’ta alanlara çıkalım, taleplerimizi haykıralım. Bu alanları erkeklere bırakmayalım.”