'Birçok kuruluş Sayın Öcalan'la görüşmek istiyor'

  • 09:02 23 Ekim 2026
  • Güncel
ANKARA - Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın statüsünün ve özgür çalışır koşularının sürecin ilerlemesi açısından önemli olduğunu belirten Sêrt milletvekili Sabahat Erdoğan Sarıtaş, “Birçok uluslararası kurum ve kuruluş, birçok enternasyonalist hareket Sayın Öcalan ile görüşmek istiyor. Abdullah Öcalan’ın bir an önce kurulla buluşması, çalışmalara başlaması ve tecrit koşullarının kırılması gerekir” dedi.
 
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025’te yaptığı Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’nın ardından, sürecin hukuki zeminini oluşturan kök yasa, 10 Ağustos 2026’da Meclis Genel Kurulu'nda 467 oyla kabul edildi. Kürt Özgürlük Hareketi, Türkiye sınırları içerisindeki tüm güçlerini geri çekti ve Zap’ın ardından Metîna’daki alanlardan da çekildiğini duyurdu. Yasanın yürürlüğe girmesi için şart koşulan Milli Güvenlik Kurulunun silah bırakma sürecine ilişkin teyit-tespit raporu hala çıkmadı. Abdullah Öcalan’ın yürüteceği Barış ve Siyasallaşma Komisyonu ile Meclis'te kurulması beklenen izleme komisyonu da henüz oluşturulmadı.
 
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Sêrt milletvekili Sabahat Erdoğan Sarıtaş, konuya dair değerlendirmelerde bulundu.
 
Yasanın yürürlüğe girmesinin Milli Güvenlik Kurulu'nun teyit-tespitine bağlaması ve aradan geçen iki aya rağmen raporun çıkmamış olmasının sürece yönelik güveni ve belirsizliği artırdığını söyleyen Sabahat Erdoğan Sarıtaş, “Doğrudan atılacak bütün adımların rapora bağlanmış olması, toplumda kırılgan olan güven duyulmayan bir devlet gerçekliğini arttırıyor. Bu durum çıkartılacak yasaları, süreci bir bütün olarak etkilediğini söyleyebiliriz. İki yılı aşkın bir süredir devam eden süreçte siyaset kurumunun daha aktif rol alması gerekirken, çıkarılacak raporun hangi ölçülere göre davranılacağı belirsizlik hali toplumda sürece olan güveni etkiliyor” dedi.
 
‘Kurulacak komisyon sürecin ciddiyetine denk olmalı’
 
Türkiye Parlamentosu tarihinde 467 temsil oranıyla bir yasanın çıktığını hatırlatan Sabahat Erdoğan Sarıtaş, bundan sonraki adımlarında bu temsilin altına düşmeyecek şekilde devam etmesi gerektiğini ve kabul oy sayısının Meclis’in rolünün önemini yansıttığını belirtti. Meclis’te kurulacak komisyona dair İmralı Heyetinin, DEM Parti Eş Genel Başkanlarının, sürecin ruhuna ve ciddiyetine denk bir komisyon kurulması yönünde temaslar gerçekleştirdiğini aktaran Sabahat Erdoğan Sarıtaş, “Süreç başladığından bu yana Türkiye’deki bütün ilgili kesimlerin, siyasetin içinde olsun olmasın ilgili STK’lerin ve toplumun bütün kesimleriyle bir araya gelip sürece dahil olmaları noktasında yoğun çalışmalarımız devam ediyor” diye belirtti.
 
'Sayın Öcalan'ın özgür çalışır koşulları hayatidir'
 
Sürecin doğası gereği Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın tecrit koşullarında olmaması gerektiğine dikkat çeken Sabahat Erdoğan Sarıtaş, şöyle devam etti: "Sürecin selameti açısından ve mevcut rolü gereği iletişim kanallarının açık olması gerekiyor. Süreci başlatan ve bugüne kadar getiren sayın Abdullah Öcalan'ın kendisidir. Özgürlük Hareketindeki, Kürt halkındaki karşılığı ve sadece Kürtlerle sınırlı bir aktör değildir. Geliştirdiği paradigması dünyanın dört bir tarafında ilham kaynağı oluyor. Birçok uluslararası kurum ve kuruluşun birçok enternasyonalist hareketin Sayın Öcalan ile görüşmek istediğini kamuoyunda görüyoruz. Geçtiğimiz haftalarda enternasyonalist gençlik Türkiye’ye gelip Sayın Öcalan ile görüşmek için başvuruda bulunmuştu.
 
Sayın Öcalan’ın rolü sadece 50 yıllık çatışma sürecinden silah bırakma süreciyle sınırlı değildir. Ortadoğu’nun mevcut içinden geçtiği duruma dairde bir perspektif önümüze koyuyor. Dolayısıyla sayın Öcalan’ın sınırlı kişilerle görüşmesi sürecin selameti ve mevcut içerisinden geçtiğimiz konjonktürel durum içinde sınırlayıcı oluyor. Yüz yıllık Kürt sorunun çözümüne bu kadar yaklaşmışken bu kadar sınırlandırıcı olmamalı. Biriyle masada oturuyorsunuz onunla bir süreç götürüyorsanız eşit koşullarda götürmelisiniz. Sayın Öcalan'ın özgür çalışır ve özgür iletişimde olması çok hayatidir. Tecrit koşulları sürecin önümüzdeki koşullarını da etkileyecek.”
 
‘Halk ile fiziki temas kurmalı’
 
“DEM Parti olarak gittiğimiz her yerde en açığa çıkan soru Sayın Öcalan’ın pozisyonun ne olacağıydı” diye belirten Sabahat Erdoğan Sarıtaş, Abdullah Öcalan ile görüşmek isteyen birçok insan olduğunu belirterek, “Bir gazeteci, ‘Öcalan bu konuda ne düşünüyor’ diye sorduğunda bu sorunun muhatabı ben değilim. Direkt sayın Öcalan'dır ve direkt ona ulaşabilmelidir. Dolayısıyla süreci sınırlandıran ve birçok soru işaretinin akıllarda kaldığı merakların büyüdüğü aynı şekilde sürece güvenin düştüğü bir durum gelişiyor. Sayın Öcalan’ın arada bir sınır olmadan halk ile fiziki temasının olması gerekiyor. Bir çağrı ile gelinen noktaya heyet aracılığıyla kamuoyuna düşünceleri aktarıldığında muazzam bir atmosfer yaratırken siz varın direkt halk ile temasının yaratacağı etkinin inanın görmezden gelinmemesi gerekiyor” ifadelerini kullandı. 
 
'Görüşmeler heyetlerle sınırlandırılmamalı'
 
Abdullah Öcalan ile yapılan görüşmelerin sadece heyetler aracılığıyla kalmaması gerektiğini vurgulayan Sabahat Erdoğan Sarıtaş, “50 yıllık çatışma sürecinden hukuki zemine geçilen süreçte ülkenin geleceğini etkileyecek önemli bir aktörün görüşlerinin sınırlı kişilerle tutulması herkesin kaybıdır. Bu kadar muazzam ilginin olduğu, güvenin olduğu bir aktörü sınırlandırmak doğru bir yaklaşım değildir. Sürece katkısı, özgürlük hareketinin ve Kürt halkının başmüzakereci olarak konumlandırdığı bir aktör ile görüşmek isteyen herkes görüşmeli” dedi.
 
‘Tek taraflı yürüyen bir adım atma hali var’
 
Birçok adımın MGK kararına bağlandığını belirten Sabahat Erdoğan Sarıtaş, Meclis bünyesinde oluşturulacak komisyonların bu yüzden hala oluşturulmadığını söyledi. iktidarın sürece yaklaşımının gayri ciddi olduğunu ve süreci tehlikeye koyduğunu dile getiren Sabahat Erdoğan Sarıtaş, “Süreç ilk başladığında bu konunun siyaset üstü olduğunu, birlikte yaşamı esas alan bir perspektifi ile yol yürüdüğümüzü ifade ettik. Sayın Öcalan’ın bu konudaki rolü tartışılmaz bir öneme sahiptir. Bu role denk düşecek bir misyonu olmalıdır. Bu kurulların kurulması noktasında sürece dair Hareket Yönetimi'nin eksik bulduğu açıklamaları var. Tek taraflı yürüyen bir adım atma durumu var. Eş güdümlü bir şekilde kurulların kurulması gerekiyor. Bu kurullar kurulduğunda, STK’lerin bağımsız olmaması gerektiğini söyledik” diye belirtti. 
 
‘Öcalan’ın statüsü önemli’
 
Abdullah Öcalan’ın başında olacağı kurulun en önemli kurul olacağına dikkat çeken Sabahat Erdoğan Sarıtaş, “Kürt halkının kolektif haklarının konuşulduğu, resmi olarak kayıtlara geçeceği için sayın Öcalan’ın misyonu ve statüsü çok önemlidir. Sayın Öcalan süreci etkileyen bir pozisyonda olduğu başında olacağı komisyon, 50 yıllık çatışma halinden hukuki zemine geçirecek komisyon olacak. İlgili adımların Meclis zemininde olması statüsü ve sürece etkisi mevcut koşullarda da adımlar atılırsa ve süreç hızlandırılırsa bulunacağı komisyon çatışmadan siyasallaşma süreci açısından çok hayatidir” diye belirtti.
 
‘Tecrit koşulları kırılmalı’
 
Meclis’te oluşturulacak komisyonların bir an önce çalışmaya başlaması gerektiğini ifade eden Sabahat Erdoğan Sarıtaş, Abdullah Öcalan’ın bir an önce kurulla buluşması ve çalışmalara başlaması gerektiğinin altını çizdi. “Tecrit koşullarının kırılması gerekir” diyen Sabahat Erdoğan Sarıtaş şöyle devam etti: “Bir günde çözülecek bir sorun değil, yüz yıllık bir sorundan bahsediyoruz. İlerisi için atılacak adımlar varken sayın Öcalan’ın kurulla çalışmaya başlaması gelişen durumu kısmi olarak ortadan kaldıracak. Özgürlük hareketinin attığı adımlarla sınırlı kalmayan, devletinde attım attığı bir süreç açısından önemlidir. Sayın Öcalan’ın statüsü direkt bununla bağlantılıdır. Sürecin ilerleyip ilerlememesi tamamen tek tarafla süreci yürüten bir aktörün daha aktif olması gerekir. Önümüz süreçte bu göz önünde bulundurularak adımlar atılmalı. Bir an önce bu raporun çıkması ve sürecin işlemeye başlaması açısından sayın Öcalan’ın mevcut pozisyonunun belirlenmesi ve kurulun onunla görüşmesi gerekir. Dönüşlerin başlaması için karşılıklı güveni arttıran adımlar atılmalıdır.”