'Kadınların yaşam hakkını tehdit eden durumlar münferit değildir'
- 18:02 11 Haziran 2026
- Güncel
AGİRÎ - Şüpheli şekilde yaşamını yitiren öğretmen Irmak Ayşe Koparan için gerçekleştirilen basın açıklamasında, ölümün üzerindeki örtünün kaldırılması gerektiğini vurgulanarak, Gerçeklerin açığa çıkarılması ve sorumluluğu bulunan herkesin hesap vermesi için mücadelemizi sürdüreceğiz" denildi.
Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Agirî şubesi, Agirî’nin Xamûr (Hamur) ilçesinde anasınıfı öğretmeni olarak görev yaparken şüpheli bir şekilde yaşamını yitiren Irmak Ayşe Koparan’a ilişkin şube binasından Cumhuriyet Caddesi'ne kadar yürüyüş yaprak basın açıklaması düzenledi. “Irmak öğretmen için adalet istiyoruz, gerçekler açığa çıkarılsın sorumlular hesap verilsin” pankartının açıldığı yürüyüşte, “Sessiz kalmayacağız”, “ Baskı değil adalet” dövizleri taşındı. Sık sık, “Jin jiyan azadî”, “Irmak burada mücadele burada”, “Baskılar bizi yıldıramaz” sloganları atıldı. Basın Açıklamasına Tevgera Jinen Azad (TJA), Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İl yöneticileri, DEM Parti Kadın Meclisi ve DEM Parti Agirî Milletvekili Heval Bozdağ katıldı. Basın açıklamasını Eğitim Sen Şube Başkanı İlhan Levent okudu.
‘Kadınların yaşam hakkını tehdit eden durumlar münferit değildir’
Eğitim Emekçisi Irmak Ayşe Koparan'ın şüpheli ölümü, yalnızca bir ölüm haberi olarak geçiştirilemeyeceği belirtilen açıklamada, “Bu olay, kadın eğitim emekçilerinin yaşam hakkı, can güvenliği, çalışma koşulları ve kamu kurumlarının koruma yükümlülüğü açısından ciddi soru işaretleri barındıran ve kamuoyunun vicdanını derinden yaralayan bir durumdur. Kadın eğitim emekçileri özellikle görev yaptıkları birçok bölgede barınma sorunları, yalnızlaştırma, güvencesizlik, sosyal destek mekanizmalarının yetersizliği, idari baskılar ve ayrımcı uygulamalar gibi çeşitli şiddet biçimleriyle karşı karşıya kalmaktadır. Ancak kamu otoriteleri tarafından bu sorunların görmezden gelindiği ve sorunların çözümüne yönelik kalıcı ve etkili politikalar geliştirilmediği görülmektedir. Kadınların yaşam hakkını tehdit eden koşullar kesinlikle münferit değildir. Kadınların eşitlik, güvenlik ve özgürlük taleplerini görmezden gelen politikalar, toplumsal cinsiyet eşitliği karşıtı söylemler, kadınları koruyan uluslararası mekanizmalardan uzaklaşılması, şiddet faillerini cesaretlendiren cezasızlık uygulamaları ve kamu kurumlarında yaygınlaşan erkek egemen yönetim anlayışı, kadınların yaşam hakkını sistematik biçimde ihlal eden bir ortam yaratmıştır” denildi.
‘Kadın emekçilerin yaşam haklarının görmezden gelinmesine izin vermeyeceğiz’
Bugün İzmir'de toprağa verilen Irmak Ayşe Koparan'ın yalnızca gözyaşlarıyla değil, hakikat ve adalet talebiyle uğurladıklarını söylenen açıklamada, “Onun yarım kalan düşleri, öğrencilerinin hafızasında ve meslektaşlarının vicdanında yaşamaya devam edecektir. Bizler, acının sessizliğe gömülmesine izin vermeyecek; gerçeklerin açığa çıkarılması ve sorumluluğu bulunan herkesin hesap vermesi için mücadelemizi sürdüreceğiz. Eğitim Sen olarak, Irmak Ayşe Koparan'ın ailesine, yakınlarına, öğrencilerine ve tüm eğitim emekçilerine başsağlığı diliyoruz. Ölümünün üzerinin örtülmesine, gerçeğin karartılmasına, sorumluların korunmasına ve kadın eğitim emekçilerinin yaşam hakkının görmezden gelinmesine asla izin vermeyeceğiz” ifadeleri kullanıldı.
‘Dilekçelere neden cevap verilmedi?’
Ülkedeki idari sistem ile yönetim anlayışını eleştiren ve Irmak öğretmenin şüpheli ölümündeki sorumluluklara dikkat çeken Heval Bozdağ, Milli Eğitim Bakanlığı'nın duyarsızlığına tepki göstererek yetkilileri istifaya çağırdı. Heval Bozdağ, “Sanki bunlar münferit olaylar, kişi sorumluluğunda olan durumlarmış gibi değerlendiriliyor. İktidarın politikaları sonucunda çıkan durumlar yüzünden bugün Irmak öğretmenimiz aramızda değil. Tüm eğitim ailesinin başı sağ olsun. Milli Eğitim Bakanı ne yapıyor şu an? Mikrofon tutuyorlar, 'Ayşe Irmak Koparan hakkında ne söyleyeceksiniz?' diyorlar. 'Evet, başlattık' sonrasında gülüp başka bir şey söylüyor. Bakınız, yönetim anlayışınız budur. Bakanlığınızın bünyesinde eğitim emekçisi bir arkadaşınız var; bundan siz sorumlusunuz, siz o koltukta oturuyorsunuz. Irmak öğretmeni Ağrı'da bir köye görevlendirdiğinizde 'Nereye gidiyor, nerede yaşayacak, onun ulaşımını sağlayabiliyor muyuz, barınmayı sağlayabiliyor mu?' diye sormamışlığınız ortada. Peki, kendi durumunu anlatan dilekçeleri ortada; o dilekçelere neden cevap verilmedi? Yusuf Tekin'in bugün o oturduğu koltukta oturmaması gerekiyor” diye belirtti.
Bakan Yusuf Tekin istifaya çağırıldı
Açıklamanın ardından söz alan Heval Bozdağ, eğitim sisteminin cemaat ve tarikatlara teslim edilmesini, MESEM'lerde yaşanan öğrenci ölümlerini ve laik eğitimden uzaklaşılmasını sert sözlerle eleştirdi. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'i istifaya çağıran Heval Bozdağ, “Bugün laik eğitime ulaşım mümkün değil; eğitim sermayeye açılmış durumda. Her tarafta özel okullar ve bunlarla övünen bir eğitim bakanı var. Bir eğitimci yaşamına kıydı, hiçbir sorumluluk hissetmiyorsun. Bu ülke öğrencileri, eğitim emekçileriyle bilim insanları bunu hak etmiyorlar; bu toplum, bu halk, öğretmenler hak etmiyorlar. Ya tarikatlara teslim ediyorsunuz ya mafya düzenine. Öğrenciler uyuşturucuyla mücadele ediyorlar, mafyaları gördük yine kılınızı kıpırdatmıyorsunuz. Ağrı'dan sesleniyoruz: Yusuf Tekin istifa! İhmaller sonucu Irmak Ayşe öğretmenimiz ölmüştür. Fatura öğretmenimize kesilmiştir. Destek bulamayan öğretmen yaşamına son vermiştir. Bu kabul edilebilir bir şey değildir” diye konuştu.
Dêrsim
Eğitim Sen Dêrsim Şubesi, Sanat Sokağı'nda yapılan açıklama yaptı. Açıklamada, "Adıyla, yüzüyle, hikayesiyle Irmak Ayşe Koparan'ı unutmayacağız" pankartı açıldı. Açıklamada ortak basın metnini Eğitim Sen Dêrsim Şubesi Kadın Sekreteri Rojda Çifçi okudu.
Amed
Amed'de de Eğitim Sen 3 No'lu Şube, Erxani'de bulunan şube binasında açıklama yaptı. Burada yapılan açıklamada basın metnini şube adına Yasemin Şahin okudu.








