Neslihan Acar: Daha güçlü kadın ve emek mücadelesine ihtiyaç var
- 09:02 18 Haziran 2026
- Güncel
Melike Aydın
İSTANBUL - Türkiye’de işçilerin, kadınların ve yoksulların yaşadığı sorunların yalnızca hak ihlali değil, mevcut rejimin yapısal sonuçları olduğunu söyleyen DGD-SEN Genel Başkanı Neslihan Acar, yeniden güçlü bir kadın ve emek mücadelesine ihtiyaç olduğunu vurguladı.
Türkiye’de aydın, akademisyen, siyasetçi ve yazar 29 ismin çağrısı ile gerçekleştirilen “İkinci Yüzyılda Cumhuriyetin Demokratik Dönüşümü” konferansı gerçekleştirildi. Türkiye’nin demokrasi adına yaşadığı sorunların önemli başlıklarından bir olan işçilerin yurttaşlık haklarına dair önemli başlıklar konferansta tartışıldı. Konferansta sunum yapan Depo, Liman, Tersane ve Deniz İşçileri Sendikası (DGD-SEN) Genel Başkanı Neslihan Acar JINNEWS’e Türkiye’de emekçilerin, kadınların ve yoksulların yaşadığı sorunlara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
‘Yurttaşlık hakkı aşındırıldı’
Toplumun farklı kesimlerinden yükselen “Bu devlet nerede?” sorusunun aslında yurttaşlık hakkının nasıl aşındırıldığını gösterdiğini belirten Neslihan Acar, “Bugün çeşitli mücadelelerin içerisinde çokça şu cümleyi duyuyoruz: Bu devlet nerede? Niye bize sahip çıkmıyor? İşçinin ücreti gasp ediliyor. Ücret gasp edilebilir mi? Aslında bu, çalışmanın temel sözleşmelerinden biri” diye ifade etti.
‘Yurttaşlık sadece hukuki bir statü değildir’
Toplumun farklı alanlarında yaşanan hak kayıplarının ortak bir zemine işaret ettiğini söyleyen Neslihan Acar, yurttaşlık tartışmasının yalnızca anayasal haklarla sınırlı ele alınamayacağını vurguladı. Neslihan Acar, “Biz bunları yaşıyorsak, biz yurttaş değil miyiz? Biz köle miyiz? Bunu ilan edin çığlıkları yükseliyor. Bu sorunun yalnızca işçi direnişlerinde değil, toplumun bütün kesimlerinde karşılık buluyor” diye belirtti.
‘Yurttaşlık sadece hukuki statü değildir’
Yurttaşlığın sadece bir hukuki statü olmadığını dile getiren Neslihan Acar, “Aynı zamanda bir ülkenin yurttaşlarının insanca yaşam talebinin hangi asgari koşullarda belirlenebileceğine dair bir tanımlamadır. Yurttaşlık tanımlamalarının merkezinde eğitim, barınma, güvenlik ve beslenme gibi temel haklar vardır. İşçilerin ve yoksulların yaşadığı dışlanmanın rejimin işleyişiyle birlikte değerlendirilmesi gerekir” şeklinde dile getirdi.
‘Bu yalnızca anayasal hak sorunu değil, rejim sorunudur’
Türkiye’de yaşanan dönüşümün yalnızca hukuki düzenlemeler üzerinden açıklanamayacağını belirten Neslihan Acar, ekonomik ve siyasal ilişkilerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Neslihan Acar, “Başlığı sadece anayasal haklarımız ya da hakların kendisi gibi tartışmak yerine bir rejim sorunudur bu aynı zamanda. Rejimdeki dönüşüm Türkiye halklarının yoksullaşması ve temel haklara erişimin zorlaşmasıyla birlikte ilerliyor” diye ifade etti.
‘Siyasal yapı küresel kapitalist üretim ilişkilerinden bağımsız ele alınamaz’
Türkiye’deki siyasal yapının küresel kapitalist üretim ilişkilerinden bağımsız ele alınamayacağını belirten Neslihan Acar,“Türkiye bugün küresel üretim ve emperyalizmle doğrudan ilişkilidir ve bütün konumunu buna göre alır. Bu dönüşüm toplumda rıza üretimi ve baskı mekanizmalarıyla sürdürülmektedir. Bunları anlamadan bugün gözaltına alınan özel sektör öğretmenlerinin mücadelesini ve direnişini anlayamayız” diye konuştu.
‘İşçiler 16-17 saat çalışarak temel haklara ulaşmaya çalışıyor’
Ekonomik düzenin işçileri temel haklardan uzaklaştırdığını söyleyen Neslihan Acar, barınma, beslenme ve eğitim gibi temel ihtiyaçların karşılanmasının giderek zorlaştığını belirtti. Neslihan Acar, ”Bugün işçileri düşünün. Barınma, beslenme, eğitim, güvenlik; bunların hepsi için 16-17 saat fabrikalarda çalışıyorlar” diyerek, emekçilerin yaşam koşullarının ağırlaştığını ifade etti.
‘İşçi sınıfının sorunlarını genel sorunlardan ayrı değerlendiremeyiz’
İşçi sınıfının yaşadığı sorunların toplumun genel sorunlarından ayrı değerlendirilemeyeceğini söyleyen Neslihan Acar, “Bizi birleştirebilecek nokta temel ihtiyaçlar ve talepler. Politik ayrılıklarımız, pratik ayrılıklarımız olabilir ama Türkiye’nin yüzde 90’ını ilgilendiren kronik sorunlarda birlikte bir mücadele hattı kurulabilir” dedi.
Dilovası örneği: ‘Emek rejiminin çıplak hali’
İşçi ölümlerinin ve güvencesiz çalışma koşullarının Türkiye’deki emek rejimini ortaya koyduğunu ifade eden Neslihan Acar Dilovası’ndaki iş cinayetlerine dikkat çekti. Neslihan Acar, “Dilovası işçi katliamı bu ülkenin emek rejiminin, yaşamın kendisinin çok çıplak özeti” diyen Acar, kadın işçilerin düşük ücretlerle uzun saatler çalıştırıldığını söyledi. Acar, “Orada kadın işçiler günde 12 saat 800 liraya çalışıyorlar ve çoğu zaman 26 gün, 27 gün çalışarak 15 bin liranın altında ücret alıyorlar” ifadelerini kullandı. Bu tablonun yalnızca ekonomik bir sömürü olmadığını, aynı zamanda yerinden edilme ve yoksullaştırma süreçleriyle birlikte ilerlediğini belirten Neslihan Acar Nisa Taşdemir’in yaşamını kaybetmesini de bu sürecin bir sonucu olarak değerlendiren Neslihan Acar, “Nisa bu tedavi ve evin ihtiyaçları doğrultusunda işçileşmiş ve hayatını kaybediyor” dedi.
‘Kadınların sorunları mevcut sistemin yapısından bağımsız değil’
Kadın yoksulluğunun ve kadın emeğinin Türkiye’de giderek ağırlaşan bir sorun haline geldiğini belirten Neslihan Acar, kadınların çalışma yaşamında düşük ücret, güvencesizlik ve şiddet sarmalıyla karşı karşıya bırakıldığını söyledi. Neslihan Acar, “Kadınların yaşadığı sorunlar mevcut sistemin yapısından bağımsız değil. Bu düzen, bu sistem bu sorunların kendisini yaratan zaten” diye belirtti. Kadınların kimi zaman ucuz iş gücü olarak çalışma yaşamına çekildiğini, kimi zaman ise eve ve aile rollerine yönlendirildiğini belirten Neslihan Acar, kadın bedeninin ve yaşamının sürekli denetlendiğini savundu.
‘Kadınların örgütlenmesi sınıfın toplan örgütlenmesinden ayrı yürütülmemeli’
Neslihan Acar, kadın mücadelesinin sınıf mücadelesiyle birlikte ele alınması gerektiğini vurgulayarak, “Kadınların örgütlenmesinin sınıfın toplam örgütlenmesinden ayrı yürütülmemesi gerektiğini ama özel koşullar dolayısıyla ayrı da bir ekonomik mücadelesinin, sendikal mücadelesinin bu alanda ve kadınların kendi inisiyatifiyle biçimlenmesi gerektiğini düşünüyorum” dedi.
‘Kadınların güvenle mücadele edebileceği bir zemin kurulmalı’
Kadınların hak mücadelesinde güçlü örgütlenmelere ihtiyaç olduğunu belirten Neslihan Acar, kadınların güvenli alanlara ihtiyaç duyduğunu söyledi. Neslihan Acar, “Kadın meselesinin çok önemli olduğunu ve gittikçe daha da kötü bir tabloya uyandığımızı görüyorum. Kadınların hak talep edebileceği, örgütlenebileceği ve mücadele edebileceği bir zeminin acilen kurulması gerekiyor” şeklinde konuştu. Neslihan Acar, kadın hareketinin güçlendiği dönemlerde iş yerlerinde ve yaşam alanlarında kadınların daha etkili mücadele yürütebildiğini belirterek, bugün yeniden güçlü bir kadın ve emek mücadelesine ihtiyaç olduğunu vurguladı.







