‘Şiddetten uzaklaşmak için sığınak tek başına yetmiyor’
- 09:02 17 Ekim 2026
- Güncel
Melike Aydın
İSTANBUL - Kadınların sığınaklardan ayrıldıktan sonra uzun vadeli desteğe yeterince erişemediğini belirten Elena Floriani, kadınların ihtiyaçlarını esas alan feminist hizmetlerin yaygınlaştırılması gerektiğini vurguladı.
Kadın örgütleri, Avrupa genelinde yetersiz finansman ve kadın haklarına yönelik siyasi gerileme nedeniyle destek hizmetlerini sürdürmekte güçlük yaşıyor. Şiddete maruz bırakılan kadınların ihtiyaçlarını esas alan, çok dilli ve erişilebilir destek mekanizmalarının yaygınlaştırılması önem taşırken, çatışma ve yerinden edilme deneyimlerini de gözeten feminist hizmetlere duyulan ihtiyaç öne çıkıyor. İstanbul Sözleşmesi ise bu hizmetlerin kapsamını ve yeterliliğini değerlendirmek, devletlerin sorumluluklarını hatırlatmak açısından temel bir ölçüt oluşturuyor. Avrupa Şiddete Karşı Kadınlar Ağından (WAVE) Elena Floriani konuya dair değerlendirmelerde bulundu.
Avrupa genelinde kadın örgütlerinin benzer sorunlarla mücadele ettiğini belirten Elena Floriani, “Avrupa’da 46 ülkeden veri topluyor ve araştırmalar yürütüyoruz. Avrupa Birliği içindeki ve dışındaki ülkeleri de araştırmalarımıza dahil ediyoruz. Gördüğümüz şu ki Türkiye’deki kadın örgütlerinin karşılaştığı sorunlar, diğer ülkelerdeki kadın örgütlerinin karşılaştığı sorunlarla aynı. Ne yazık ki çoğu ülkede kadın örgütleri, yeterli desteği sunabilmek için gerekli finansmandan yoksun. Birçok ülkede toplumsal cinsiyet eşitliğine ve kadın haklarına yönelik siyasi bir gerilemeyle karşı karşıyalar. Bu durum son yıllarda giderek yoğunlaşıyor” dedi.
‘İstanbul Sözleşmesi altın standart’
Şiddete maruz bırakılan kadınların ihtiyaç duydukları desteğe erişebilmesi için uluslararası standartların önemine işaret eden Elena Floriani, “Şiddete maruz bırakılan kadınların ihtiyaç duydukları desteği alabilmelerini sağlayacak standartlardan söz ettiğimizde başvurabileceğimiz en iyi kaynak İstanbul Sözleşmesi’dir. Çünkü Avrupa Konseyi sözleşmesi olan İstanbul Sözleşmesi, Avrupa genelinde geçerlidir” diye belirtti.
‘Devleti hesap verebilir kılmak açısından önemli’
Türkiye’nin sözleşmeden çekilmiş olmasının bu ölçütün önemini ortadan kaldırmadığını vurgulayan Elena Floriani, “Sözleşmeyi, henüz onaylamamış ülkeleri değerlendirirken de kullanıyoruz. Türkiye gibi sözleşmeden çekilmiş ülkeleri değerlendirirken de aynı ölçütlerden yararlanıyoruz. Çünkü kaç hizmetin sunulduğunu ve bu hizmetlerin yeterli olup olmadığını değerlendirmek için İstanbul Sözleşmesi’nin iyi bir temel olduğunu düşünüyoruz. Ne yazık ki çoğu ülkede sunulan hizmetler yeterli değil. İstanbul Sözleşmesi’nin ihtiyaçların neler olduğunu ve devletin hangi alanları mali ve siyasi açıdan desteklemesi gerektiğini belirlemek için altın standart olduğunu söyleyebilirim. Türkiye’de sözleşme artık yürürlükte olmasa bile bu ölçütü akılda tutmak önemli. Umarım uzun vadede sözleşme yeniden onaylanır. Bu yaklaşım, devleti hesap verebilir kılmak açısından da önemli” sözlerini kullandı.
‘Kadınlar sığınak sonrasında da desteğe ihtiyaç duyuyor’
Kadınların yalnızca acil durumlarda değil, yaşamlarını yeniden kurma süreçlerinde de desteklenmesi gerektiğini ifade eden Elena Floriani, “Belediyelerin sunduğu hizmetler önemli bir rol oynuyor. Ancak kadınlar sığınaklardan ayrıldıktan sonra uzun vadeli destek alabilecekleri hizmetlere yeterince erişemiyor. Feminist hizmetlerin erişilebilirliği de önemli bir mesele. Kadınların ihtiyaçlarını esas alan hizmetlerin yaygınlaştırılması gerekiyor. Genel sosyal hizmetlerle uzmanlaşmış feminist destek mekanizmaları arasındaki fark da burada ortaya çıkıyor” şeklinde konuştu.
‘Avrupa’da destek hatlarında çeviri desteği sunuluyor’
Şiddete maruz bırakılan kadınların destek mekanizmalarına erişiminde dil engelinin önemli bir sorun olduğunu vurgulayan Elena Floriani, “Dil ve kültürel engeller söz konusu olduğunda Avrupa genelindeki kadın örgütlerinin geliştirdiği çok sayıda iyi uygulama görüyoruz. Örneğin, şiddete maruz bırakılan kadınların destek almak için aradıkları yardım hatlarını ele alalım. Bu hatlarda çoğu zaman çeviri desteği sunuluyor” diye konuştu.
‘Kürt kadınlar kendi dillerinde destek alabilmeli’
Yardım hatlarında farklı dilleri konuşabilen çalışanların bulunmasının ya da tercümanlık hizmetlerinden yararlanılmasının kadınların destek mekanizmalarına erişimini kolaylaştırdığını belirten Elena Floriani, “Dil engeli söz konusu olduğunda yardım hatları çoğu zaman ilk başvuru noktası oluyor. Bu nedenle yardım hatlarının çok dilli destek sunması son derece önemli. Destek arayan Kürt kadınların bir telefon numarasını arayabilmeleri, kendi dillerinde konuşabilmeleri ve bilgileri kolayca anlayabilecekleri bir biçimde alabilmeleri gerekiyor. Destek hizmetlerine erişilebilirliği güvence altına almak için atılması gereken ilk adım bu” ifadelerini kullandı.
‘Çatışma ve yerinden edilme deneyimleri dikkate alınmalı’
Kadınların destek ihtiyaçlarının yalnızca dil üzerinden değerlendirilemeyeceğini belirten Elena Floriani, kültürel özelliklerin, çatışma deneyimlerinin ve yerinden edilme süreçlerinin de hizmetlerin niteliğini belirlediğini söyledi. Elena Floriani, “Feminist bir yaklaşımı benimseyen kadın örgütleri normalde bu unsurları dikkate alıyor. Çünkü şiddete maruz bırakılan bütün kadınların aynı deneyimlere sahip olmadığının farkındalar. Bir kadının yerinden edilip edilmediğini, farklı şiddet biçimlerine maruz kalıp kalmadığını, çatışma ya da savaş deneyimi yaşayıp yaşamadığını dikkate almak gerekiyor. Bu deneyimler, sunulması gereken desteğin niteliğini ve kadınla kurulacak ilişkinin biçimini de değiştiriyor. Bunlar, uzmanlaşmış destek hizmetlerinin bir parçası” diye belirtti.
‘Feminist dayanışma merkezleri kesişimsel yaklaşım benimsiyor’
Genel sosyal hizmetlerle uzmanlaşmış feminist destek hizmetleri arasındaki farka değinen Elena Floriani, “Genel sosyal hizmetler, kesişimsel bir yaklaşıma sahip olmadıkları için örneğin Kürt kadınların ihtiyaçlarını yeterince dikkate alamayabiliyor. Buna karşılık, uzmanlaşmış feminist destek hizmetleri ve kadın dayanışma merkezleri kesişimsel bir yaklaşım benimsiyor ve bu tür deneyimlere karşı daha duyarlı davranıyor. Kadınların yaşadıkları şiddetin yanı sıra kültürel ve toplumsal koşullarının da değerlendirilmesi gerekir” dedi.
Çatışma ve savaş deneyimi de çalışılıyor
WAVE’in çatışma ve savaş deneyimi yaşayan kadınlara yönelik destek mekanizmalarını ele alan çalışmalar yürüttüğünü belirten Elena Floriani, “Çatışmadan etkilenen kadınlara nasıl destek sunduklarını ve bu konudaki deneyimlerini derlemek amacıyla Ukrayna, Bosna, Gürcistan ve Ermenistan’dan üyelerimizi projeye dahil ettik. Örneğin Bosna’daki kadın örgütleri, çatışma sırasında cinsel şiddete maruz bırakılan kadınlarla 30 yıldır çalışıyor. Ukrayna’da ise bugün karşı karşıya olduğumuz acil ihtiyaçlar söz konusu. Farklı ülkelerin deneyimlerini paylaşan bu tür araçlar, başka ülkelerde neler yapıldığını görmek, fikir edinmek ve bunları kendi koşullarımıza uyarlamak için örnek oluşturabilir. WAVE tarafından hazırlanan araç seti ve rehberler, kadın örgütleri arasındaki bilgi paylaşımına katkı sunuyor. Bu kaynaklara ağın internet sitesindeki kaynaklar bölümünden ulaşılabilir” ifadelerini kullandı.
‘İnsani yardım toplumsal cinsiyete duyarlı olmalı’
Ermenistan’daki kadın örgütlerinin deneyimlerine de değinen Elena Floriani, “Çatışma öncesinde sosyal hizmetler, devlet kurumları ve insani yardım kuruluşları gibi farklı aktörlerle işbirliği kurmanın ne kadar önemli olduğunu vurguladılar. Amaç, çatışma veya acil bir durum ortaya çıktığında işbirliği yapmaya hazır olmak için kurumlar arasında önceden ortak çalışma mekanizmaları oluşturmaktı. İnsanlar yerinden edildiğinde insani yardım çalışmaları çoğu zaman kadınların ihtiyaçlarını dikkate almıyor. Bu ihtiyaçlar arasında regl ürünleri, doğum kontrol araçları ve bu tür koşullarda genellikle kadınların üstlendiği bakım emeğiyle ilgili diğer gereksinimler bulunabiliyor” dedi.
‘Kurumlar arası çok paydaşlı işbirliği önemli’
Çatışma, yerinden edilme, cinsel şiddet ve ev içi şiddet gibi farklı deneyimlerin birbirinden bağımsız ele alınamayacağını vurgulayan Elena Floriani, kadınlara sunulan desteğin toplumsal cinsiyete duyarlı bir yaklaşımla yürütülmesi gerektiğini belirtti. Elena Floriani, “WAVE üyesi örgütlerden birinin bizimle paylaştığı bu deneyimin değerli bir ders olduğunu düşünüyorum. Kurumlar arası çok paydaşlı işbirliği, acil durumlara ve farklı destek ihtiyaçlarına hazırlıklı olmak açısından son derece yararlı” sözlerini kullandı.







