Fatmanur Çelik ve Hifa İkra davasına çağrı: 5 Mayıs’ta adliyede olalım
- 10:21 4 Mayıs 2026
- Güncel
İSTANBUL - Kadın örgütleri, Fatmanur Çelik ve kızı Hifa İkra Şengüler’in şüpheli ölümlerine ilişkin davada etkin soruşturma yürütülmediğine dikkat çekti. Sığınma, koruma ve yargı süreçlerindeki ihmallere işaret eden kadınlar, yarın görülecek duruşmaya katılım çağrısında bulundu.
Fatmanur Çelik’in çocuk yaşta Kuran’a Hizmet Vakfı yöneticisi Ayhan Şengüler tarafından cinsel saldırıya uğradığı ve ardından faille evlendirildiği kamuoyunda gündeme gelmişti. Fatmanur Çelik’in çocuğu Hifa İkra Şengüler’in de yıllar boyunca cinsel saldırıya uğradığının ortaya çıkması kamuoyunda büyük tepki çekmişti. Fatmanur Çelik ile çocuğu Hifa İkra Şengüler’in 3 Mart’ta İstanbul Zeytinburnu’ndaki Kazlıçeşme sahilinde şüpheli şekilde yaşamını yitirmesinin ardından, Ayhan Şengüler’in tutuksuz yargılanmasına yönelik tepkiler sürüyor.
Fatmanur Çelik ve Hifa İkra Şengüler’in şüpheli ölümlerine ilişkin davanın yarın (5 Mayıs) İstanbul Anadolu Adliyesi’nde görülecek duruşması öncesinde kadın örgütleri, avukatlar ve siyasetçiler davaya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Uzman raporuna rağmen tecavüz dosyası kapatıldı
Hifa İkra Şengüler’in Ayhan Şengüler tarafından tecavüze uğradığına dair uzman raporu hazırlanmasına rağmen, delil yetersizliği gerekçe gösterilerek etkin bir soruşturma yürütülmeden dosya kapatılmıştı. Fatmanur Çelik, Hifa İkra’nın Ayhan Şengüler tarafından tecavüze uğradığını belirterek 2023 yılında İstanbul Çekmeköy İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne gidip ilk resmi şikâyetini yapmıştı.
Dava 1 yıl sonra açıldı
Fatmanur Çelik’in avukatlarının aktardığına göre, olayın ardından aile ve hukukçular uzun süre yetkililere başvurarak dosyanın açılmasını talep etti. Yaklaşık bir yıl sonra dava açıldı. Ancak soruşturma ve kovuşturma süreci boyunca birçok talep kabul edilmedi, bazı tanıklar dinlenmedi. Diğer yandan fail Ayhan Şengüler, süreç boyunca bir gün bile tutuklu kalmadı.
Dosya avukatlarına göre, çocuğun duruşmada dinlenme şekli de hukuka aykırıydı. “Mahkemede psikolog bulunması gerekirken hakim ‘mimiklerini görmek istiyorum’ diyerek çocuğu duruşma salonunda dinledi” dedi. Bu sürecin Hifa İkra Şengüler üzerinde ağır bir travma yarattığı belirtildi. Duruşma sonrası Hifa İkra Şengüler’in kendisini ve annesini ağlarken çizdiği resimlerin de dosyada yer aldığı ifade edildi.
Fatmanur Çelik’in yaşananların ardından yargı sistemine olan güvenini kaybettiği belirtilirken, bu süreçte Hifa İkra Şengüler’in sağlık sorunlarıyla ilgilendiği, yatış yapılabilecek uygun hastane bulamadığı ve Sosyal Hizmetler’den destek alamadığı aktarıldı.
Bu dava karanlıkta kalmayacak
Emekçi Hareket Partisi (EHP) Sosyalist Feministler üyesi Öykü Uluocak, değerlendirmesinde 5 Mayıs’taki duruşma öncesinde sürecin karanlıkta bırakılmaması gerektiğini vurguladı. Öykü Uluocak, Fatmanur Çelik’i adliye önünde tek başına adalet nöbeti tutan bir kadın olarak tanıdıklarını belirterek, “Kendi yaşamı ve çocuğunun yaşamı için çok cesur bir mücadele yürüttü” dedi.
‘Şüpheli ölümlerin aydınlatılması mümkündür’
Gülistan Doku dosyasını hatırlatan Öykü Uluocak, etkin bir soruşturma yürütüldüğünde ihmallerin ortaya çıkarılabildiğine işaret ederek, “Gülistan Doku’nun dosyasında 6 yıl sonra etkin bir soruşturma yürütüldüğünde yıllardır söylediğimiz ihmallerin açığa çıkarılabildiğini gördük. Bu bize, şüpheli kadın ölümlerinin aydınlatılmasının mümkün olduğunu gösteriyor. Hâlâ Gülistan’ın bedenine ulaşılabilmiş değil ama en azından ailenin dinlenmesi ve bir aydınlatılabilirlik umudunun ortaya çıkması çok önemli. Bu durum, şüpheli ölümlerin aydınlatılmasının mümkün olduğunu gösteriyor” dedi.
‘Örgütlü mücadelesini her yerde görecekler’
İktidarın uyguladığı cezasızlık politikalarına da değinen Öykü Uluocak, "Artık kadın cinayetlerini aşan verileri görüyoruz, şüpheli kadın ölümlerinde. Biz hiçbir kadın ölümünü şüpheli bırakmayacağız. Cezasızlık politikalarına karşı her yerde kadınların örgütlü mücadelesini görecekler. Tüm dünyada kadın haklarına karşı bir savaş yürütüldüğünü görüyoruz, buna karşı da barışı savunacağız. İktidar eşitsizlik politikalarını dayatıyor; kimi korumak isterse yargı eliyle onu koruyor, soruşturma başlatmak istediğinde ise süreç hemen işletiliyor. Biz tüm bunların peşinde olacağız. Biz görüyoruz ki kadınlar ve çocuklar dış tehditler yüzünden değil, tam da o ailelerin içinde öldürülüyor, şiddet görüyor, istismara maruz bırakılıyor. Bu bir tercih; kadınları ve çocukları korumak değil, onları evlere hapsetmenin bir yolu olarak aileyi öne çıkarmaktır" diye belirtti.
Devlet tüm sorumluluklarını yerine getirdi mi?
Hifa İkra Şengüler’in uğradığı tecavüz ve sonrasında yaşanan süreçte çocuğun korunmasına yönelik mekanizmaların işletilip işletilmediğinin sorgulanması gerektiğini vurgulayan Öykü Uluocak, “Hifa İkra’nın 3 yaşından 6 yaşına kadar babasının cinsel istismarına maruz bırakıldığını biliyoruz. Bu gerçeği, annesi Fatma Nur’un o karanlığa karşı verdiği mücadele sayesinde öğrenebildik. Bir süredir yemek yemediği, serumla beslendiği yönünde bilgiler vardı. Bu çocuğun bu aşamaya gelmesini konuşmak zorundayız. İstismara maruz bırakıldıysa, pedagojik ve fiziki sağlığı nasıl takip edilmedi, devlet tüm sorumluluklarını yerine getirdi mi?" diyerek cevapsız bırakılan soruların denetlenmesi gerektiğini söyledi.
‘Kadın ölümlerini şüpheli bırakmayacağız’
Öykü Uluocak, kadınların dayanışmasına ve mücadele geleneğine dikkat çekerek, Fatma Nur Çelik ve Hifa İkra Şengüler’in cenazesinde ortaya konan ortak tutumu hatırlattı: “Fatma Nur ve Hifa’nın cenazesinde tabutlarını hep birlikte kadınlar olarak nasıl taşıdıysak, onları o erkeklere vermediysek, adalet nöbetini de bizler devralmalıyız. Fatma Nur’un ve Hifa’nın ölümünü karanlıkta bırakmayacağız, bırakmamalıyız. Bu ülkede yıllardır büyüyen ve hepimizin bir şekilde arkasını yaslayabildiği güçlü bir mücadele geleneğimiz var. Hiçbir kadın ölümünü şüpheli bırakmayacağız, cezasızlığa karşı mücadeleyi sürdüreceğiz” diye konuştu.
Katliamlar bilinçli aydınlatılmıyor
Şüpheli ölüm kavramının yaygınlaşmasının cezasızlık politikalarıyla bağlantılı olduğunu vurgulayan Mor Dayanışma’dan avukat Ece Yeşil ise, “Fatma Nur Çelik, ‘5 Mayıs’tan önce ölürsem bu intihar değildir’ diyordu. Buna rağmen ölümün intihar olarak gösterilmesi, şüpheli ölümlerin üzerinin nasıl örtüldüğünü açıkça ortaya koyuyor. Bu tablo, kadın ve çocuk ölümlerinin aydınlatılmak istenmemesinin sonucudur” dedi.
Etkin soruşturma vurgusu
Dava sürecinin cezasızlık ve etkin soruşturma eksikliği üzerinden ilerlediğini vurgulayan Ece Yeşil, yargılama sürecine ilişkin olarak şunları söyledi: “Dosyada en temel sorun, etkin bir soruşturmanın yürütülmemesi ve şüpheli ölümlerin yeterince aydınlatılmamasıdır. Bu tür dosyalarda delillerin zamanında toplanmaması, faillerin korunmasına zemin hazırlıyor. Failin tutuksuz yargılanması, cezasızlık algısını güçlendiriyor. Bu durum yalnızca bu dosya için değil, benzer birçok şüpheli kadın ölümü için geçerli bir problem.”
Sistemin nasıl işlediğini gösteriyor
“3 yaşından itibaren istismara maruz bırakıldığı, Fatma Nur’un da çocuk yaşta istismar edilip evlendirildiği bir süreçten söz ediyoruz. Buna rağmen failin cezalandırılmaması sistemin nasıl işlediğini gösteriyor” diyen Ece Yeşil, yargı sürecine ve kadın örgütlerinin tutumuna da değindi. Ece Yeşil, davanın takipçisi olacaklarını belirterek, “Kadın örgütleri bu davayı bırakmayacak, failler cezalandırılana kadar mücadele sürecek. Bu yalnızca bir dava değil, cezasızlık düzenine karşı bir mücadele meselesi. Kadınlar olarak her alanda birlikte mücadele etmek zorundayız; çünkü bu sistem sadece kadınları değil çocukları da korumuyor. Kadın cinayetleri politiktir ve önlenebilir” diye kaydetti.
Geleceğe dair planları vardı
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP) İstanbul temsilcisi Ece Akpulat ise olayın “şüpheli ölüm” olarak ele alınması gerektiğini belirterek soruşturmanın etkin yürütülmesini istedi. Ece Akpulat, şüpheli ölümün yaşandığı günden 14 gün önce Fatma Nur Çelik ve Hifa İkra ile görüştüklerini dile getirerek, “Maalesef bu çok üzücü bir durum, benim açımdan çok üzücü. Hifa İkra’yı ve Fatma Nur’u son gören kişilerden biriyim. Ölümlerinden 14 gün önce görüşmüştük. 5 Mayıs’taki davanın takipçisi olacağımızı konuşmuştuk. Geleceğe dair planlarını anlatmışlardı” dedi.
‘Soruşturma şeffaf yürütülmeli’
Ece Akpulat devamında, "Geleceğe dair planı olan Fatma Nur Celik'in intihar etmiş olabileceğini kabullenmekte zorlanıyorum. Eğer bu bir intiharsa da intihara sürüklenmiş olabileceğini konuşmamız gerekiyor” sözleriyle intihar iddiasına dair şüphelerini dile getirirken, soruşturmanın şeffaf yürütülmesi gerektiğini vurguladı. Ece Akpulat, ayrıca yetkililerin görevlerini yerine getirip getirmediğinin de açıklığa kavuşturulması gerektiğine işaret etti.
Yasalar var ama uygulanmıyor
6284 sayılı kanuna da değinen Ece Akpulat, koruma mekanizmalarının işletilmediğinin altını çizerek, "Fail olarak iddia edilen kişi ortada. Soruşturma gerektiği gibi yürütülecek mi, bunu bilmek istiyoruz. Bu bir şüpheli kadın ölümü olarak karşımızda duruyor. 6284 kapsamında Fatma Nur’un korunması gerekiyordu. Yasa var ama etkin uygulanmadığı için bu mağduriyetler yaşanıyor. Cezasızlık politikası bu sonuçları doğuruyor" sözlerine yer verdi.
‘Delil olan telefonunun incelenmesi gerekiyor’
Fatma Nur Çelik’in telefonunun incelenmesi gerektiğini kaydeden Ece Akpulat, “Fatma Nur’un telefonuna bakıldı mı? Telefonu incelendiğinde mesajlarından neler çıktı?” diye sordu. Telefon kayıtlarının olayın aydınlatılması açısından kritik olduğunu vurgulayan Ece Akpulat, “Kendisinin nasıl bir çaresizlik içerisinde olduğunu görmek açısından en net kanıt telefon konuşmaları olacaktır diye düşünüyoruz, telefonunun da incelenmesini talep ediyoruz” ifadelerini kullandı.
‘Kamuoyu oluşmalı’
Fatma Nur Çelik’in hayattayken olayın kamuoyunda görünür kılınmasını istediğini aktaran Ece Akpulat, “Fatma Nur bunu vasiyet olarak görüyordu. Hayattayken bu olayın gündemde tutulmasını, kamuoyu oluşturulmasını istemişti. Karanlık bir yapıyla mücadele ettiğini söylüyordu ve yalnız bırakılmak istemiyordu. Ne Hifa İkra için anaokulu bulabildi ne de yaşadığı evde güvende hissedebildi. Sürekli bir tecrit ve yalnız bırakılma hali vardı. Biz bu davanın takipçisi olacağız. 5 Mayıs’ta kadınlarla birlikte orada olacağız. Adaletin yerini bulmasını istiyoruz. Hiçbir soru işareti kalmadan tüm gerçeklerin ortaya çıkmasını talep ediyoruz” diye konuştu.
‘Yapısal sorunların sonucu’
Kadın katliamlarının politik olduğuna dikkat çeken TJA aktivisti Sebahat Tuncel ise erkek egemen sistemin yarattığı yapısal sorunların ve eşitsizliklerin kadınlara yönelik sistematik ayrımcılık ve şiddeti beslediğini söyledi. Sebahat Tuncel, "Fatmanur Çelik aslında çocuğuyla birlikte bunun bir sonucu olarak katledildi. Fatmanur’un davasını takip etmek, onun mücadelesini sürdürmek; esasta kadınların yaşam ve özgürlük hakkını savunmaktır. Erkek egemenliğe karşı mücadelede önemli bir yerde duruyor. 5 Mayıs’ta görülecek davaya tüm kadınlar sahip çıkmalı” ifadelerini kullandı.
‘Devlet koruyamadı’
Kadın örgütlerinin davayı güçlü bir şekilde sahiplendiğini dile getiren Sebahat Tuncel, “Fatmanur hayatının tehlikede olduğunu ifade ediyordu. Devlet onu koruyamadı, biz kadınlar olarak da ne yazık ki koruyamadık. Bir daha Fatmanurlar olmasın diye bu davaya sahip çıkmak önemli. Bu dava; dinci, cinsiyetçi, milliyetçi ve militarist politikaların kadınların hayatını nasıl etkilediğini göstermesi açısından da önem taşıyor” diyerek tüm kadınlara davayı takip etme çağrısında bulundu.
‘Davayı takip etmek kadın dayanışmasının göstergesi’
Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) üyesi Dilara Özpolat ise şunları söyledi: “Fatmanur, ‘Ben hiçbir zaman intihar etmeyeceğim. Eğer ölü bulunursam intihar diyecekler, inanmayın’ demişti. Ölmeden önce dava tarihi belliydi. ‘Ben öldürüleceğim, siz davayı takip edin’ diyerek kadın dayanışması için çok güçlü bir mesaj bıraktı. Bu dava, kadınların ne tür saldırılarla karşı karşıya bırakıldığının somut bir kanıtıdır. Bu yüzden davayı takip etmeliyiz. Oradaydık, orada olmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.







