‘Cezasızlık çocukları koruma mekanizmalarını zayıflatıyor’

  • 09:04 8 Temmuz 2026
  • Güncel
Devrim Fındık
 
İSTANBUL - H.K.G. davasında faillere ceza verilmemesini değerlendiren İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu ve Kadın Komisyonu Üyesi Irmak Saraç, çocuk yaşta evlendirmenin  suç olduğunu söyledi. Irmak Saraç, cezasızlık politikalarının benzer suçları teşvik ettiğini ve çocukları koruma mekanizmalarını zayıflattığını vurguladı. 
 
İsmailağa Cemaati mensubu Yusuf Ziya Gümüşel'in kızı H.K.G.'yi çocuk yaşta evlendirmesine ilişkin davada faillere ceza verilmemesinin ardından cezasızlık politikaları, çocuk hakları ve kadın mücadelesi yeniden tartışmaya açıldı. 
 
İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu ve Kadın Komisyonu Üyesi Irmak Saraç, kararın çocukların üstün yararı ilkesi, cezasızlık politikaları ve çocukları korumaya yönelik mekanizmalar üzerindeki etkilerini değerlendirirken, çocuğa yönelik her türlü suça karşı yürütülecek mücadelenin güçlendirilmesine ilişkin görüşlerini paylaştı.
 
‘Hekim için çocuk, bağımsız bir hak öznesidir’
 
Çocuğun üstün yararının tüm yargısal ve idari süreçlerin üzerinde olduğunu belirten Irmak Saraç, çocuk yaşta evlendirmenin meşrulaştırılamayacağını da ifade etti. Irmak Saraç, Yusuf Ziya Gümüşel’in salıverilmesinin adalet duygusunu zedelemekle kalmayacağını, bunun yanında suçun cezasızlığı ve benzer suçlar için de teşvik edici bir ortam yaratacağını dile getirdi. Hekimler için çocukları her türlü suç ve ihmalden korumanın etik bir sorumluluk olduğunu kaydeden Irmak Saraç, “Hekim için çocuk, bağımsız bir hak öznesidir, ailenin ya da herhangi bir toplumsal yapının uzantısı değil. Bu yüzden, çocuk istismarını görünmezleştiren ve/veya sıradanlaştıran her yaklaşım hem çocuk hakları hem de meslek etiği ile çelişir” dedi.
 
‘Çocuk yaşta evlilik’ ifadesi gerçeği örtüyor
 
Çocuğa yönelik suçları meşrulaştıran dil kalıplarına karşı kararlı bir duruş sergilenmesi üzerinde duran Irmak Saraç, şu değerlendirmelerde bulundu: "İstanbul Tabip Odası Kadın Komisyonu olarak, ‘çocuk yaşta evlilik’ gibi ifadelerin gerçeği örttüğünü ve çocuk istismarını meşrulaştırabileceğini her fırsatta dile getiriyoruz. İstismarı önlemenin yolu; çocuk haklarını ve toplumsal cinsiyet eşitliğini savunmaktan, bunlar için ve bunları içinde barındıran İstanbul Sözleşmesi için mücadele etmekten geçiyor."
 
‘Sorumluluk tek başına bireylere yüklenemez’
 
Sağlık çalışanlarının çocuğa yönelik suçları tanıma, kaydetme ve bildirme yükümlülüğü olduğunu hatırlatan Irmak Saraç, yargı sürecindeki cezasızlık zırhının sistemi tıkadığına ilişkin şunları söyledi: "Etkin soruşturmanın yapılmadığı, faillerin cezasız kaldığı bir ortamda sağlık çalışanlarının çabaları da karşılıksız kalabiliyor. Bunu maalesef pek çok davada ve durumda yaşadık. Bu durum çocukların korunmasını zayıflattığı gibi sağlık çalışanlarında da derin bir çaresizlik hissi yaratıyor. Ancak şunun altını çizmek gerek: Çocuğu koruma yükümlülüğü yalnızca hekime bırakılamaz. Adalet sisteminin, sosyal hizmet mekanizmalarının ve çocuk koruma politikalarının etkin olarak işletiliyor olması şarttır. Sorumluluk tek başına bireylere yüklenemez."
 
‘Ortak bir mücadele hattı gerekiyor’
 
Sorunun sadece adli vakalar üzerinden okunamayacağını, arkasındaki köklü yapısal unsurların dönüştürülmesi gerektiğini vurgulayan Irmak Saraç, toplumsal cinsiyet eşitliğinin hayati önemine şu sözlerle dikkat çekti: "Patriyarkal sistem, erkeklerin kadınlar ve çocuklar üzerindeki tahakkümünü meşrulaştırırken, çocukların özerkliği ve hakları, tıpkı kadınlar ve LGBTİ+'lar gibi görünmez hale geliyor. Bu nedenle, çocukların yaşam hakkını ve beden bütünlüğünü esas alan bir sağlık politikası, toplumsal cinsiyet eşitliğini de temel almak zorundadır. Çocuk istismarını yalnızca adli bir vaka olarak değil; toplumsal cinsiyet eşitsizliği, cezasızlık politikaları ve çocuk hakları ihlalleriyle ilişkili yapısal bir sorun olarak ele alan ortak bir mücadele hattı gerekiyor."