Kongra Star: Kazanımlardan vazgeçmeyeceğiz

  • 12:39 18 Temmuz 2026
  • Güncel
HABER MERKEZİ - Kongra Star, 19 Temmuz Rojava Devrimi'nin yıldönümünde yaptığı açıklamada, kadınların büyük bedeller ödeyerek elde ettiği hak ve kazanımların korunmasının demokratik ve çoğulcu bir Suriye isteyen herkesin ortak sorumluluğu olduğunu vurguladı.
 
Kongra Star Koordinasyonu, 19 Temmuz Rojava Devrimi'nin yıldönümüne ilişkin yazılı bir açıklama yaptı.  Açıklamada, kadınların büyük bedeller ödeyerek elde ettiği kazanımların korunmasının demokratik ve çoğulcu bir Suriye'nin inşası açısından hayati önem taşıdığına dikkat çekildi.
 
Bölgedeki halklar ve kadınlar için Rojava Devrimi’nin yarattığı etkiye işaret edilen açıklamada, şu ifadeler kullanıldı: “19 Temmuz 2012’de Kobanê’de başlayan ve daha sonra Kuzey ve Doğu Suriye’nin birçok bölgesine yayılan süreç, bölgede yaşayan halklar açısından olduğu kadar kadınların toplumsal yaşam içerisindeki yeri bakımından da tarihsel bir dönüm noktası olarak hafızalara kazınmıştır. Bu vesileyle, yaşamını yitiren tüm devrim şehitlerini saygı ve minnetle anıyor; başta kadın öncüler olmak üzere özgürlük ve eşitlik mücadelesinde hayatını kaybedenlerin anıları önünde saygıyla eğiliyoruz. Onların bıraktığı mirasın; halkların ortak yaşamı, kadın özgürlüğü ve demokratik toplum arayışı açısından önemli bir referans olmaya devam ettiğini vurguluyoruz.
 
Öz örgütlenme ve öz savunma vurgusu
 
19 Temmuz Devrimi yalnızca siyasi dengeleri değiştiren bir gelişme değil, aynı zamanda kadınların toplumdaki rolünü yeniden tanımlayan bir toplumsal dönüşüm olarak da öne çıkmıştır. Kadınların siyaset, yerel yönetimler, eğitim, sosyal yaşam ve öz savunma alanlarında daha görünür hâle gelmesi, bu sürecin en dikkat çekici yönlerinden biri olmuştur. Kadın Savunma Birlikleri (YPJ) ise yalnızca askeri bir yapı olarak değil,  kadınların öz örgütlenmesi ve öz savunmasının sembollerinden biri olarak öne çıkmıştır. 
 
Kazanımlara dikkat çekildi 
 
Bugün ise Suriye’nin geleceğine ilişkin tartışmalar sürerken, kadınların bugüne kadar elde ettiği kazanımların korunması konusu hayati önem taşımaktadır. Ancak bugün kadınların kamusal yaşama katılımının sınırlandırılması, karar alma mekanizmalarından dışlanması veya toplumsal yaşamın tek tip anlayışlarla yeniden şekillendirilmesine ilişkin öne çıkan durumlar biz kadınlar açısından kabul edilir durumlar değildir.  
 
Kadın emeği ve eşitlik 
 
Kadını yalnızca belirli kalıplar içerisinde tanımlayan; onun nasıl yaşayacağına, nasıl giyineceğine, nerede çalışacağına, siyasette yer alıp alamayacağına, ya da kendi geleceği hakkında söz söyleyip söyleyemeyeceğine başkalarının karar verdiği her anlayış, yalnızca kadınların değil bütün toplumun özgürlüğünü tehdit eder.
 
Çünkü kadının kamusal yaşamdan uzaklaştırıldığı bir toplumda demokrasi zayıflar. Kadının karar mekanizmalarından dışlandığı bir düzende adalet eksik kalır. Kadının emeğinin görünmez kılındığı bir sistemde eşitlikten söz edilemez. Ve kadının yalnızca belirlenen sınırlar içinde var olmasına izin veren bir anlayış, aslında toplumu susturarak geleceği de daraltmış olur.
 
Eşit yurttaşlık ve kalıcı barış
 
Kadınların özgürlüğünü yalnızca bedenleri üzerinden tarif eden, onları görünmez kılmaya çalışan ya da yaşamın her alanındaki varlığını sınırlandırmayı hedefleyen yaklaşımlar; toplumsal barışı güçlendirmez, aksine kutuplaşmayı ve eşitsizliği derinleştirir. Gerçek güvenlik, kadınların özgürce yaşayabildiği; eğitimde, siyasette, ekonomide ve toplumsal yaşamın her alanında eşit biçimde yer alabildiği bir düzenle mümkündür.
 
19 Temmuz Devrimi’nin yıldönümünde bir kez daha ifade ediyoruz ki; kadınların yıllar boyunca büyük bedeller ödeyerek elde ettiği hak ve kazanımların korunması, demokratik ve çoğulcu bir Suriye isteyen herkesin ortak sorumluluğudur.
 
Kadınların iradesini yok sayan değil, onu toplumsal yaşamın kurucu gücü olarak kabul eden bir gelecek; halkların ortak yaşamı, eşit yurttaşlık ve kalıcı barış için en güçlü temellerden biridir.
 
Tüm yaşamını özgürlük, eşitlik ve onurlu bir gelecek uğruna kaybedenleri saygıyla anıyor; kadınların elde ettiği kazanımların korunmasının insan hakları, toplumsal adalet ve demokratik gelecek açısından vazgeçilmez olduğunu bir kez daha kamuoyunun bilgisine sunuyoruz.”