‘Jin, jiyan, azadî İran’ın geleceği için bir ufuktur’

  • 15:19 2 Eylül 2026
  • Güncel
HABER MERKEZİ -Namus Cinayetlerini Durdurma Kampanyası, ‘Jin, jiyan, azadî’ devriminin dördüncü yılında yaptığı açıklamada, kadınların özgürlüğünü ve eşitliğini görmezden gelen hiçbir siyasi projenin İran’a demokratik bir gelecek sunamayacağını vurguladı.
 
Namus Cinayetlerini Durdurma Kampanyası, “Jin, jiyan, azadî” devrimci ayaklanmanın dördüncü yıl dönümü dolayısıyla açıklama yayımladı.  Açıklamada, “Jin, jiyan, azadî” hareketinin Jîna Emînî’nin devlet tarafından katletmesiyle başladığı, ancak kısa sürede özgürlük, eşitlik, insan onuru ile her türlü baskı ve ayrımcılığın reddedilmesi için geniş kapsamlı bir harekete dönüştüğü ifade edildi.
 
Kampanya, savaş, kriz, yoksulluk ve sosyal destek mekanizmalarının zayıfladığı koşullarda toplumsal cinsiyete dayalı şiddetin arttığına da dikkat çekerek, kadınlara yönelik şiddetin ve özellikle “namus” adı altında katliamların artabileceği uyarısında bulundu. Kampanya, kadın katliamlarıyla mücadelenin yalnızca belirli bir suçla mücadele anlamına gelmediğini, bunun daha geniş kapsamlı kültürel, toplumsal ve siyasi bir dönüşüm mücadelesinin parçası olduğunu vurguladı. Açıklamada, kadınların eşitliği ve özgürlüğünü görmezden gelen hiçbir siyasi projenin İran için özgür ve demokratik bir gelecek yaratamayacağı belirtildi.
 
Açıklamanın tam metni şöyle:
 
“‘Jin jiyan azadî’ devrimci hareketinin başlamasının üzerinden dört yıl geçti. Jîna (Mahsa) Emînî’nin devlet tarafından öldürülmesiyle kıvılcımlanan bu hareket, kısa sürede özgürlük, eşitlik, insan onuru ve her türlü baskı ile ayrımcılığın reddedilmesi için geniş kapsamlı bir harekete dönüştü. Bu hareket, geçici bir olay değil, İran'ın yakın tarihindeki bir dönüm noktası ve halkın yaşamında, düşüncesinde ve mücadelelerinde varlığını sürdüren yeni bir söylemin başlangıcıydı.
 
‘Jin jiyan azadî’nin en önemli kazanımlarından biri yeni bir kültürün oluşması ve yaygınlaşması oldu. Bu kültür, kadınlar üzerinde mülkiyet kurma, kadınların bedenini ve yaşamını kontrol etme, toplumsal cinsiyet ayrımcılığı, şiddet ve dışlama gibi anlayışların karşısına özgürlük, eşitlik, seçme hakkı, çeşitlilik, hoşgörü ve insan onuruna saygı gibi değerleri koydu. Bu yeni söylem, kadın hakları mücadelesinin sınırlarını genişletti ve toplumun geniş kesimlerinin özgürlük ve adalet talebinde kullandığı ortak bir dile dönüştü.
 
Jin jiyan azadî’ hareketi, kadını toplumsal dönüşümün merkezine koyarak otoriter ve ataerkil kültürün en derin temellerinden birine meydan okudu. Kadınların özgürlüğünün ikincil bir mesele olmadığını, aksine toplumun genelindeki özgürlük ve demokrasinin düzeyini ölçen temel bir kriter olduğunu ortaya koydu.
 
Farklı toplumların deneyimleri, savaşların ve geniş çaplı toplumsal krizlerin çoğu zaman toplumsal cinsiyete dayalı şiddetin, aile içi şiddetin ve kadın cinayetlerinin artmasına yol açtığını gösteriyor. Son aylarda yaşananlar da güvensizlik, yoksulluk ve sosyal destek mekanizmalarının çöküşü ortamında ‘namus cinayetleri’ de dahil olmak üzere kadınlara yönelik şiddetin artması açısından ciddi bir alarm niteliğinde.
 
Kadın özgürlüğünü ikinci plana iten hiçbir siyasi proje gelecek inşa edemez
 
Demokratik, adil ve insan haklarına dayalı bir topluma ulaşmanın yolunun Jin jiyan azadî hareketinde somutlaşan değerlerin sürdürülmesi ve derinleştirilmesinden geçtiğine inanıyoruz. Kadın ve erkek eşitliği, çeşitliliğe saygı, her türlü ayrımcılığın reddedilmesi, seçme hakkının savunulması, çoğulculuğun kabul edilmesi ve anlaşmazlıkların diyalog ve demokratik katılım yoluyla çözülmesi bu değerlerin başında geliyor. Bu ilkeleri görmezden gelen veya kadınların özgürlüğünü ikinci plana iten hiçbir siyasi proje, İran için özgür ve demokratik bir gelecek inşa edemez.
 
Bu hareketin dördüncü yıl dönümünde, özgürlük yolunda yaşamını yitiren tüm insanları saygıyla anıyor ve İran'da milyonlarca kadın ve erkeğin cesaret ve umutla açtığı yolun sürdürülmesi gerektiğini bir kez daha vurguluyoruz. Jin jiyan azadî yalnızca büyük bir ayaklanmanın hatırlatıcısı değil, aynı zamanda İran'ın geleceği için bir ufuktur; cinsiyeti, inancı, kimliği, etnik kökeni veya yaşam tarzı nedeniyle hiç kimsenin ayrımcılığa ve şiddete maruz kalmadığı ve hiçbir kadının namus, sözde namus, ayrımcılık ya da baskının kurbanı olmadığı bir gelecek ufku.”