Şişhane’den seslendiler: Jîna’nın mücadelesini sürdürüyoruz

  • 15:39 19 Eylül 2026
  • Güncel
İSTANBUL - Jîna Emînî’nin katledilişinin 4’üncü yılında bir araya gelen kadınlar, “Jin, Jiyan, Azadî” isyanının kadınların ortak özgürlük mücadelesine dönüştüğünü belirterek, Jîna’nın mücadelesini sürdürdüklerini vurguladı.
 
Tevgera Jinên Azad (TJA) ve Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Kadın Meclisi öncülüğünde, Jîna Emînî’nin katledilişinin 4’üncü yılı dolayısıyla basın açıklaması yapıldı. Çok sayıda kadının katıldığı açıklamada, “Jin Jiyan Azadî” pankartı açıldı. Kadınlar, “Jin, Jiyan, Azadî” ve “Rojhilat’ta direnen kadınlara bin selam” sloganları attı.
 
Açıklamanın Kürtçe metnini Rojbin Dağ, Türkçe metnini ise Dilek Başalan okudu.
 
Jîna Emînî’nin ardından yükselen “Jin, Jiyan, Azadî” sloganının kadınların özgürlük mücadelesinin ortak sözü haline geldiğini belirten Dilek Başalan, “Jîna’nın ölümü, kadınların bedenleri, kimlikleri, yaşam biçimleri ve özgürlükleri üzerinde kurulan baskıya karşı tarihsel bir kırılmanın da başlangıcı oldu. İran’da kadınların öncülüğünde sokaklara taşan isyan; kadınların nasıl yaşayacağına, nasıl giyineceğine, hangi dili konuşacağına ve kendi yaşamları hakkında hangi kararları alacağına hükmetmeye çalışan erkek egemen sistemlere karşı güçlü bir direnişe dönüştü” dedi.
 
Ortak mücadele vurgusu
 
İran’da kadınlara ve “Jin, Jiyan, Azadî” mücadelesinde yer alanlara yönelik baskıların sürdüğünü belirten Dilek Başalan, “Aradan geçen dört yılda İran’da kadın gazeteciler, insan hakları savunucuları ve Jin Jiyan Azadî mücadelesinde yer alan kadınlar üzerindeki baskılar sona ermedi. Gözaltılar, tutuklamalar, ağır cezalar ve idam tehdidi kadınların yaşamını kuşatmaya devam ediyor. Direnişi kıramayan, kadınları susturamayan erkek egemen rejim, idam sehpalarını kadın mücadelesine karşı bir korkutma ve sindirme aracına dönüştürüyor. Jîna’nın ardından ‘Jin, Jiyan, Azadî’ diyerek ayağa kalkan kadınların iradesi; gözaltılarla, işkenceyle, ağır hapis cezalarıyla ve idam tehdidiyle teslim alınmak isteniyor. Kadınların yaşam hakkını hedef alan bu politikalar karşısında idam edilen ve idam tehdidi altında tutulan bütün kadınların mücadelesini kendi mücadelemiz olarak görüyoruz” diye konuştu.
 
Savaş ve militarizm
 
Rojhilat’taki savaş ve militarizme dikkat çeken Dilek Başalan, ABD, İsrail ve İran arasındaki savaşın siviller üzerindeki etkilerine işaret etti. Savaş koşullarının İran’da güvenlik politikaları ile baskı mekanizmalarının genişletilmesine zemin hazırladığını ifade eden Dilek Başalan, “Biz kadınlar açısından savaş ile erkek egemenliği birbirinden bağımsız değildir. Militarizm, milliyetçilik ve kadınların yaşamları ve bedenleri üzerindeki tahakküm farklı coğrafyalarda farklı biçimler alsa da kadınların özgürlüğünü hedef alan ortak mekanizmalar üretmektedir. Bu nedenle kadınların mücadelesini devletlerin ve savaş politikalarının sınırlarına hapsetmiyoruz. Jîna’nın ardından yükselen kadın isyanı bize bir kez daha gösterdi ki kadınların özgürlük mücadelesi sınır tanımıyor. İran’dan Rojhilat’a, Rojava’dan Filistin’e, Afganistan’dan dünyanın dört bir yanına uzanan kadın mücadeleleri; birbirinin sesini duyan, deneyimlerinden güç alan ve dayanışmayla büyüyen ortak bir mücadele hafızası yaratıyor” ifadelerini kullandı.
 
‘Jin, Jiyan, Azadî mücadelemizde yaşıyor’
 
Kadınlara örgütlü mücadeleyi büyütme çağrısında bulunan Dilek Başalan, “Jîna’nın ardından sokaklarda yankılanan Jin, Jiyan, Azadî, yalnızca bir slogan değil; kadınların kendi yaşamları ve gelecekleri üzerinde söz ve karar sahibi olma iradesinin ifadesidir. Dört yıl önce İran sokaklarından dünyaya yayılan bu söz bugün de kadınların ortak mücadelesinde yaşamaya devam ediyor” diye konuştu.
Açıklama, “Jin, Jiyan, Azadî” sloganıyla sona erdi.