Fatmanur Çelik ve Hifa İkra için adalet çağrısı

  • 20:46 15 Ekim 2026
  • Güncel
ANKARA - Kadınlar, Fatmanur Çelik ve kızı Hifa İkra Şengüler’in şüpheli ölümlerinin aydınlatılması ve Ayhan Şengüler hakkında verilen beraat kararına karşı eylem düzenleyerek, “Hiçbir tarikat, hiçbir vakıf, hiçbir siyasi ilişki ve hiçbir kamu görevlisi hesap verebilirliğin üzerinde değildir” dedi.
 
Ankara Kadın Platformu, şüpheli şekilde yaşamını yitiren Fatmanur Çelik ve kızı Hifa İkra Şengüler için İnsan Hakları Heykeli önünde basın açıklaması gerçekleştirdi. Kadınlar, “Erkek adalet değil, gerçek adalet”, “Koruma, aklama, failleri yargıla”, “Kadın cinayetleri politiktir”, “Bir kişi daha eksilmeyeceğiz”, “Katledilen kadınlar isyanımızdır” ve “Katillerden hesabı kadınlar soracak” sloganları attı.
 
Basın açıklamasını Ankara Kadın Platformu adına Türkiye Sosyalist Partisi (TSP) Sözcüsü Merve Vargeloğlu okudu.
 
‘Kadınların ve çocukların yaşam hakkı savunmasız bırakılıyor’
 
Fatmanur Çelik’in çocuk yaşta Ayhan Şengüler tarafından cinsel istismara uğradığını ve ardından zorla evlendirildiğini anlattığı hatırlatılan açıklamada, kızı Hifa İkra Şengüler’in de aynı kişi tarafından istismara maruz bırakıldığını dile getirdiği belirtildi.
 
Kızı için adalet nöbeti başlatan Fatmanur Çelik’in defalarca tehdit edildiğini kamuoyuyla paylaştığına dikkat çekilen açıklamada, "“Fatmanur, kendisinin ve kızının başına gelebileceklerden endişe duyduğunu açıkça ifade etti. Buna rağmen koruma önlemleri uygulanmadı. Fatmanur Çelik’in ‘Biz öldükten sonra adaletin sağlanmasını istemiyorum’ sözü, cezasızlık politikalarının kadınların ve çocukların yaşam hakkını nasıl göz göre göre savunmasız bıraktığını ortaya koyuyor. 2 Mart 2026’da Fatmanur Çelik ve sekiz yaşındaki kızı Hifa İkra Şengüler’in cansız bedenleri İstanbul Zeytinburnu sahilinde bulundu. Anne ve kızın katledilişlerinin bütün yönleriyle aydınlatılmasını istiyoruz. Daha önce dile getirilen tehditlerin araştırılmasını ve katillerin etkin bir şekilde yargılanmasını talep ediyoruz” denildi.
 
‘Erkek devletin cezasızlık düzeninin bir sonucu’
 
Ayhan Şengüler hakkında verilen beraat kararının cezasızlık politikalarından bağımsız olmadığı vurgulanan açıklamada, kadınlara ve çocuklara yönelik şiddetin koruma mekanizmalarının işletilmemesi ve yargı pratikleriyle derinleştiği ifade edildi. Açıklamada, “Biz kadınlar, erkek şiddetinin münferit olaylardan ibaret olmadığını biliyoruz. Kadınların ve çocukların yaşam hakkını tehdit eden şiddet, cezasızlık politikalarıyla, etkisiz bırakılan koruma mekanizmalarıyla ve kadınların beyanlarını değersizleştiren yargı pratikleriyle besleniyor. Kur’an’a Hizmet Vakfı yöneticisi Ayhan Şengüler hakkındaki istismar davasında verilen beraat kararı, yalnızca bir mahkeme kararından ibaret değildir. Erkek devletin cezasızlık düzeninin bir sonucudur. Tarikat-devlet ilişkileriyle tarikatlar içerisinde kadınların sistematik olarak istismar edilmesini ve katledilmesini kabul etmiyoruz. Devamında gelen erkek yargıyı ve cezasızlık politikalarını kabul etmiyoruz” diye belirtildi.
 
‘Kimleri koruyorsunuz?’
 
Açıklamanın devamında şu sorular yöneltildi:
 
“Buradan açıkça soruyoruz: Kur’an’a Hizmet Vakfı’nın yöneticileri hakkındaki tehdit iddiaları bütün yönleriyle araştırıldı mı? Fatmanur’un adalet arayışının boşa çıkacağı söylenerek tehdit edildiğini anlatmasına rağmen neden etkili bir koruma sağlanmadı? Kimler hesap vermekten korunuyor? ‘Ailem güvende’ diyenlere, aileyi koruduğunu, kadınların ve çocukların güvenliğini sağladığını söyleyenlere de soruyoruz: Fatmanur ve Hifa’nın faili bile yargılanmıyorken hangi ailenin güvenliğinden söz ediyorsunuz? Adalet Bakanı Akın Gürlek’e soruyoruz: Fatmanur ve Hifa’nın şüpheli ölümlerine ilişkin soruşturmanın bütün yönleriyle aydınlatılması için ne yapılıyor? Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’a soruyoruz: Fatmanur ve Hifa’nın korunma talepleri karşısında hangi kurumlar ne yaptı? Kadınların ve çocukların şiddet karşısında korunması için mevcut mekanizmalar neden etkili biçimde işletilmiyor? Soruyoruz: Tarikatlar içerisindeki kadın istismarları ve şüpheli ölüm diye üstü örtülen cinayetler hakkında neler yapılıyor? Üstelik çocukların güvenliği konusundaki sorularımız yalnızca Hifa İkra ile sınırlı değil. Edirne’de, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına bağlı bir kuruluşa teslim edilen refakatsiz yabancı uyruklu 14 çocuktan 13’ünün kuruluşa geri dönmediği açıklandı. Bu 13 çocuğun akıbeti nedir?”
 
‘Beraat kararı şüpheli ölümlere ilişkin soruları ortadan kaldırmaz’
 
Ayhan Şengüler hakkında 14 Ekim’de verilen beraat kararının da bu tablo içerisinde değerlendirilmesi gerektiği belirtilen açıklamada, şöyle denildi: “Fatmanur ve Hifa’nın ölümlerine ilişkin soruşturmanın etkin ve şeffaf biçimde yürütülmesini istiyoruz. Bir dosyadaki beraat kararı, anne ve kızın şüpheli ölümlerine ilişkin soruları ortadan kaldırmaz, tehdit iddialarını ve kamu kurumlarının sorumluluklarını hükümsüz kılmaz. Erkek adalet, erkek şiddetini üreten ve yeniden üreten bu düzenin bir parçasıdır. Kadın cinayeti davalarında failler lehine verilen indirimler, cinsel şiddet davalarında cezasızlıkla sonuçlanan kararlar ve kadınların korunma taleplerinin karşılıksız bırakılması birbirinden bağımsız değildir. Adalet Bakanı Akın Gürlek, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ve bu istismar döngüsünde, olayların üzerinin kapatılmasında, Fatmanur ve Hifa’nın katledilişinde ve beraat kararına giden süreçte etkisi ve sorumluluğu olan herkes hesap vermelidir!”
 
‘Hiçbir kurum hesap verebilirliğin üzerinde değildir’
 
Açıklamada talepler şu şekilde sıralandı:
 
“Talebimiz açıktır. Ayhan Şengüler hakkında verilen beraat kararının gerekçesi kamuoyuna açıklanmalı, karara karşı başvurulabilecek hukuki yollar etkili biçimde kullanılmalıdır. Fatmanur Çelik ve Hifa İkra Şengüler’in şüpheli ölümlerine ilişkin soruşturma etkin, bağımsız ve şeffaf biçimde yürütülmeli, bütün deliller ve olasılıklar titizlikle araştırılmalıdır. Fatmanur ve Hifa’nın daha önce dile getirdiği tehditler, korunma talepleri ve bu talepler karşısında ilgili kurumların ne yaptığı soruşturulmalıdır. Kur’an’a Hizmet Vakfı yöneticilerine ilişkin tehdit iddiaları ve vakfın kurumsal sorumlulukları, hiçbir kişi veya kurum ayrıcalıklı tutulmadan araştırılmalıdır. Hifa İkra’ya yönelik cinsel istismar iddiasına ilişkin yargılama süreci, çocuğun hakları ve mahremiyeti gözetilerek bütün yönleriyle incelenmelidir. Kadınların ve çocukların yaşam hakkını korumakla yükümlü kamu kurumlarının sorumlulukları açığa çıkarılmalı, ihmali bulunanlar hakkında gerekli hukuki süreçler işletilmelidir. Edirne’de geri dönmediği açıklanan 13 refakatsiz çocuğun akıbeti açıklanmalı, çocukların bulunması, güvenliklerinin sağlanması ve üstün yararlarının korunması için yürütülen çalışmalar şeffaf biçimde kamuoyuyla paylaşılmalıdır. Kadına ve çocuğa yönelik şiddeti önleme, koruma ve adalete erişim mekanizmaları etkin biçimde işletilmelidir. Bir kez daha söylüyoruz: Kadınların ve çocukların yaşam hakkı pazarlık konusu değildir. Hiçbir tarikat, hiçbir vakıf, hiçbir siyasi ilişki ve hiçbir kamu görevlisi hesap verebilirliğin üzerinde değildir. Gerçek adalet, kadınların ve çocukların yaşamlarını yitirmesinden sonra verilen kararlarla değil, şiddeti önleyen, yaşamı koruyan ve sorumlulardan hesap soran bir düzenle mümkündür.”
 
‘İktidarın sansürünü delmeye devam edeceğiz’
 
Kadınların adalet mücadelesinin sansür ve erişim engelleriyle karşı karşıya kaldığı vurgulanan açıklamada, “Siyasal iktidar, kadınlar başta olmak üzere tüm toplumsal muhalefetin sesini duyurmasını önlemeye çalışıyor. Fatmanur Çelik’in kızı için ortaya koyduğu mücadelenin duyulmaması için ellerinden geleni yaptılar. Platform olarak biz dahil olmak üzere pek çok kadın ve LGBTİ+ örgütünün sanal medya hesaplarına erişim engeli getirerek, tıpkı Fatmanur’un mücadelesi gibi adalet arayışlarını görünmez hâle getirmeye çalışıyorlar. Yakın zamanda Halk TV’ye kayyım atanması bundan bağımsız düşünülemez. Kadın cinayetlerini yazan basın da baskın ve kayyımlarla susturuluyor. Siyasal iktidar, kadın, çocuk ve LGBTİ+ mücadelesinin sesini kısmak için elinden geleni ardına koymayadursun. Bizler Fatmanur’un ve Hifa İkra’nın sesini duyurmak, erkek değil gerçek adalet talebini büyütmek için sokaklarda iktidarın sansürünü delmeye devam edeceğiz. Bu direnişin sesini hiçbir şey susturamayacak" ifadeleri kullanıldı.
 
‘Direnişimiz birbirimize mirastır’
 
Kadın dayanışmasının önemine dikkat çekilen açıklama, şu sözlerle sona erdi: “Ama biz biliyoruz ki kadınların birbirine uzattığı el, erkek şiddetinin ve cezasızlığın karşısında büyüyen bir mücadeledir. Fatmanur’un kızı Hifa için büyüttüğü adalet arayışını yarım bırakmayacağız. Ayhan Şengüler dahil, sorumluluğu bulunan herkes hesap verene dek mücadele edeceğiz. Direnişimiz birbirimize mirastır! Hiçbir kadının, hiçbir çocuğun yalnız ve çaresiz bırakılmadığı bir yaşam için mücadele edeceğiz. Birbirimizin sesini duyacak, birbirimizi koruyacak, adalet arayışımızı birlikte büyüteceğiz. Bütün kadınları, çocukların istismara uğramadığı, kadınların şiddet karşısında yalnız bırakılmadığı, faillerin cezasızlıkla korunmadığı bir yaşam için yan yana gelmeye, dayanışmayı ve mücadeleyi büyütmeye çağırıyoruz.”