Hafıza Merkezi Raporu: Gençler anadilde hak istiyor
- 13:50 27 Ekim 2026
- Güncel
İSTANBUL - Hafıza Merkezi’nin gençlerin katılımıyla hazırladığı raporda, kalıcı barış için anadil hakkının her alanda güvence altına alınması, toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması ve çatışma dönemindeki cinsiyete dayalı şiddetle yüzleşilmesi istendi.
Hakikat, Adalet ve Hafıza Merkezi’nin (Hafıza Merkezi), “Barış İçin Gençlik: Kapsayıcı ve Kalıcı Bir Barış İçin Öneriler” başlıklı rapor yayımladı. Raporda, gençlerin kalıcı barışın inşasına ilişkin talepleri ve çözüm önerileri yer aldı.
Türkiye’nin farklı coğrafyalarından, farklı etnik, sosyal ve kültürel kimliklerden 20-30 yaş arası gençlerin katkısıyla hazırlanan raporda katılımcı grubun bütün gençleri temsil etme iddiası taşımadığı belirtilirdi. Raporda çatışma dönemindeki cinsiyete dayalı şiddetle yüzleşilmesi talebinin yanı sıra anadilin kamusal yaşamın her alanında güvence altına alınması gerektiği vurgulandı. Raporda ayrıca karar alma mekanizmalarında eşit temsilin sağlanması ve gençlerin barış sürecinde doğrudan söz sahibi olması istendi.
Demokratikleşme, geçmişle yüzleşme, eşitlik
Hafıza Merkezi’nin raporunda, uzun süren çatışmaların toplumsal ilişkileri de derinden etkilediği belirtilirken, çatışmaların toplumsal kesimler arasında mesafeler yarattığı, ötekileştirmeyi ve nefreti beslediği, silahların susmasının tek başına şiddetin sona erdiği anlamına gelmediği vurgulandı. Kürt sorunu bağlamında çatışma sürecinin fiilen sona ermiş görünmesinin hukuki ve toplumsal yüzleşme ile onarımın gerçekleştiği anlamına gelmediğine işaret edilen raporda, barışın demokratikleşme, geçmişle yüzleşme, toplumsal cinsiyet eşitliği, sosyal ve ekonomik adalet, ekolojik onarım ve zorunlu göçün yarattığı tahribatların giderilmesiyle birlikte ele alınması gerektiği ifade edildi.
Gençler barış sürecinde söz sahibi olmak istiyor
Gençlerin demografik ağırlıklarına ve çatışma, eğitim, istihdam ve gelecek beklentileri bakımından taşıdıkları öneme rağmen müzakere süreçlerinde yeterince temsil edilmediği belirtilen raporda, gençlerin çoğu zaman politikaların pasif muhatapları olarak görüldüğü kaydedildi. Oysa gençlerin zorunlu askerlik, güvenlik politikaları, ekonomik krizler ve toplumsal kutuplaşmadan etkilenen kesimlerin başında geldiği ifade edildi. Gençliğin homojen bir toplumsal kesim olmadığına dikkat çekilen raporda, farklı anadillere ve etnik kimliklere sahip, kentlerde veya kırsal bölgelerde yaşayan ve farklı sosyoekonomik koşullardan gelen gençlerin beklenti ve kaygılarının çeşitlilik gösterdiği belirtildi. Gençlerin kamuyu ilgilendiren konulara ilgi duymayı sürdürdüğü ancak mevcut temsil ve katılım mekanizmalarını yetersiz bulduğu ifade edildi. Bu nedenle gençlerin talep ve beklentilerinin karar alma süreçlerine yansıtılması, barışın toplumsallaşması ve kalıcı hale gelmesi açısından temel koşullardan biri olarak değerlendirildi.
Çok dillilik yaygınlaştırılmalı
Raporda öne çıkan temel taleplerden biri, anadil hakkının ve dilsel çeşitliliğin kamusal yaşamın bütün alanlarında güvence altına alınması oldu. Türkiye’de konuşulan dillerin kamusal alanda kullanılmasının önündeki hukuki ve fiilî engellerin kaldırılması, anadilde eğitim hakkının güvenceye kavuşturulması ve farklı dillerin toplumsal yaşamda görünür hale gelmesini sağlayacak politikaların geliştirilmesi önerildi. Anadil hakkının yalnızca eğitim alanıyla sınırlandırılmaması gerektiğine dikkat çekilen raporda, anayasa ve temel hukuk metinleri dahil olmak üzere kamusal bilgi ve hizmetlere farklı dillerde erişimin sağlanması istendi. Kamu kurumlarının duyurularında, kamusal alanlardaki işaret ve tabelalarda çok dilliliğin yaygınlaştırılması da öneriler arasında yer aldı.
Ana dilde eğitim güvenceye alınmalı
Eğitim alanında okul öncesinden başlayarak anadilde eğitim olanaklarının geliştirilmesi, dilsel çeşitliliğe uygun ders materyallerinin hazırlanması ve öğretmen yetiştirme programlarının oluşturulması gerektiği belirtildi. Türkiye’de konuşulan dillerin ve kültürel geleneklerin korunması, geliştirilmesi ve kuşaklar arasında aktarılması için kamusal politikaların hayata geçirilmesi istendi. Raporda ayrıca eğitim müfredatının çoğulcu, kapsayıcı ve hak temelli bir yaklaşımla yeniden düzenlenmesi önerildi. Ders kitaplarındaki militarist, cinsiyetçi, milliyetçi ve ayrımcı dilin değiştirilmesi; Kürtler, Ermeniler, Rumlar, Yahudiler, Süryaniler ve diğer halkların tarihine, kültürüne ve mirasına yer verilmesi istendi.
Bağımsız bir ‘Toplumsal Cinsiyet Komisyonu’ kurulması talebi
Rapora göre gençler, kadınların ve LGBTİ+’ların haklarının güvence altına alınmasını, toplumsal cinsiyete dayalı ayrımcılığın ortadan kaldırılmasını ve kadınların karar alma süreçlerinde etkin biçimde yer almasını sağlayacak düzenlemeler yapılmasını önerdi. Tüm yasal düzenlemeleri ve politikaları toplumsal cinsiyet perspektifiyle değerlendirecek bağımsız bir “Toplumsal Cinsiyet Komisyonu” kurulması istendi. Müzakere ve yasa yapım süreçlerinde Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 1325 sayılı Kadın, Barış ve Güvenlik Kararı’nın esas alınması gerektiği belirtildi.
Barış sürecine yüzde 50 toplumsal cinsiyet kotası
Çatışma ve zorunlu göç süreçlerinden etkilenen kadınların ve LGBTİ+’ların toprağa, mülkiyete, barınmaya ve sosyoekonomik kaynaklara erişimini sağlayacak özel eylem planlarının hazırlanması önerildi. Silah bırakan kadınların yeniden entegrasyon süreçlerindeki özgün ihtiyaçlarının gözetilmesi, şiddet döngüsünden çıkmalarını destekleyecek güvenli mekanların ve kadın yaşam evlerinin sayısının artırılması talep edildi. Çatışma dönemlerinde yaşanan toplumsal cinsiyete dayalı şiddetle yüzleşilmesi ve bu ihlallerin sonuçlarına yönelik dönüştürücü adalet mekanizmalarının oluşturulması gerektiği de raporda yer aldı. Kadın mahkemesi deneyimlerinin incelenerek Kürt sorununun özgün koşullarına uyarlanabilecek bir model geliştirilmesi önerildi. Barış sürecine ilişkin katılım mekanizmalarında en az yüzde 50 toplumsal cinsiyet kotası uygulanması da raporun somut önerileri arasında yer aldı.
‘Gençlik Danışma Meclisi’ kurulması önerisi
Gençlerin barış sürecine doğrudan katılımını sağlamak amacıyla bağımsız bir “Gençlik Danışma Meclisi” kurulması istendi. Türkiye Büyük Millet Meclisi veya ilgili karar alma mekanizmaları bünyesinde oluşturulması önerilen meclisin farklı etnik, sınıfsal, kültürel ve coğrafi arka planlardan gelen gençleri kapsaması gerektiği belirtildi. Meclisin şeffaf bir yapıya sahip olması, gençlerin kura ve temsil yöntemleriyle sürece katılması ve talep ile kaygılarının yasal ve siyasi süreçlere doğrudan yansıtılması önerildi. Böylece gençlerin yalnızca kendileri adına alınan kararların muhatabı olmaktan çıkarak barış sürecinin belirlenmesinde söz sahibi olmaları amaçlanıyor. Gençlik örgütlenmelerinin, mahallelerdeki gençlik topluluklarının, üniversite kulüplerinin ve kayıt dışı inisiyatiflerin desteklenmesi de raporda yer aldı. Herhangi bir dernek veya siyasi partiye üye olmayan gençlerin de yerel barış ve diyalog çalışmalarına katılabilmesi için bürokratik yükü azaltılmış hibe programları oluşturulması istendi. Kentlerde gençlik politikaları ve bütçeleri belirlenirken gençlerin görüş bildirebildiği ve oy kullanabildiği katılımcı bütçe modellerinin uygulanması önerildi.
Farklı kültürlerden gençleri bir araya getiren, ayrımcılıkla mücadele eden ve toplumsal dayanışmayı güçlendiren ücretsiz “Sosyal Barış ve Gençlik Merkezleri”nin açılması da talepler arasında yer aldı. Gençlerin barış, adalet ve demokratikleşme konularını yargılanma kaygısı taşımadan tartışabilecekleri güvenli fiziksel ve dijital alanların oluşturulması, bu alanların yasal güvenceye kavuşturulması ve akran kolaylaştırıcılığıyla atölyeler düzenlenmesi gerektiği belirtildi.
Geçmişle yüzleşme ve cezasızlığa son verilmesi
Raporda, kalıcı barış için geçmişte yaşanan ağır insan hakları ihlallerinin açığa çıkarılması ve cezasızlık politikalarına son verilmesi gerektiği vurgulandı. Zorla kaybedilenlerin akıbetinin aydınlatılması ve faili meçhul cinayetlerin araştırılması amacıyla mağdur yakınlarının ve hak örgütlerinin doğrudan temsil edildiği bir Geçmişle Yüzleşme Komisyonu kurulması önerildi.
Zamanaşımı ve gizlilik engellerinin kaldırılması, sorumluların yargılanması ve mağdurların onarım hakkının güvence altına alınması istendi. Farklı halkları ve toplulukları hedef alan katliam, zorla yerinden edilme ve kültürel hakların ortadan kaldırılması gibi tarihsel süreçlerle yüzleşilmesi gerektiği belirtildi. Kamu arşivlerinin araştırmacılara açılması, farklı toplulukların tarihinin ve kültürel mirasının kamusal hafıza alanlarında görünür kılınması da öneriler arasında yer aldı. Çatışma ve zorunlu göç süreçlerinde yaşanan toplumsal cinsiyet temelli şiddet vakalarının maruz kalanların yeniden örselemeyecek yöntemlerle belgelenmesi; kadın ve çocuk cinayetlerinin bağımsız uzmanların katılımıyla araştırılması istendi.
Raporda ayrıca ifade, örgütlenme ve siyasal katılım haklarının güvence altına alınması, gazetecilik ve akademik çalışmaların cezalandırılmasının önlenmesi, barışçıl toplantı ve gösteriler üzerindeki sınırlamaların kaldırılması ve kayyum uygulamalarına son verilmesi gerektiği ifade edildi.
Ekonomik eşitsizlikler giderilmeli
Gençlerin barış önerileri ekonomik eşitsizliklerin giderilmesini ve çatışmadan etkilenen bölgelerde yerel halkın söz sahibi olduğu bir kalkınma modelinin oluşturulmasını da kapsıyor. Eğitim, sağlık, istihdam, kültür ve kamusal yaşama erişimde eşitliğin sağlanması gerektiği belirtilen raporda, gençlerin yaşadıkları yerlerden ayrılmaya mecbur kalmadan geleceklerini kurabilecekleri koşulların oluşturulması istendi.
Katılımcı üretim alanları ve kooperatifler kurulması
Bölgesel kalkınma fonlarının bir bölümünün kadın kooperatiflerine, kadın çiftçilere ve yerel geçimlik üretim ağlarına hibe olarak ayrılması önerildi. Ekonomik kalkınmanın şirketlerin veya kişilerin rant alanına dönüşmemesi, üretim süreçlerinin toplum yararı gözetilerek planlanması gerektiği vurgulandı. Katılımcı üretim alanları ve kooperatifler kurulması, yerel halkın üretimin her aşamasından adil pay almasını sağlayacak modeller geliştirilmesi talep edildi. Zorunlu veya ekonomik nedenlerle metropollere göç eden kadınların ücretsiz bakım yükünü hafifletmek amacıyla her mahallede ücretsiz ve anadilinde hizmet veren kreşler ile yaşlı bakım merkezlerinin açılması önerildi.
Ekolojik onarım barışın parçası olmalı
Raporda, kalıcı barışın doğanın ve yaşam alanlarının korunmasından ayrı düşünülemeyeceği belirtildi. Çatışmadan etkilenen bölgelerde tahrip edilen evlerin, yaşam alanlarının, ormanların ve ekosistemlerin onarılması; halkın mülkiyet ve barınma haklarının güvence altına alınması gerektiği ifade edildi. Kalkınma ve istihdam projelerinin ekosistemler, yerel geçim kaynakları ve canlıların yaşam alanları üzerindeki etkilerinin değerlendirilmesi istendi. Zeytinlikler, meralar, kıyılar ve ormanlar gibi korunan alanlara ilişkin güvencelerin artırılması, çevre kararlarında yerel halkın görüşlerinin ve bağımsız bilimsel değerlendirmelerin esas alınması önerildi.
Köye dönüş programları ve ekolojik onarım
Köye dönüş programlarının ekolojik onarımla birlikte yürütülmesi, dönen hanelere toprak ve su rehabilitasyonu, ağaçlandırma ve sulama altyapısının onarımı için destek verilmesi gerektiği kaydedildi. Çatışmanın yol açtığı ekolojik zararların belirlenmesi ve giderilmesi amacıyla “Yerel Tazmin Komisyonu” kurulması da önerildi.
Barışın dili de kapsayıcı olmalı
Raporun sonuç bölümünde, barış sürecinin amaçlarının, kapsamının ve aşamalarının kamuoyuna zamanında, doğrulanabilir ve anlaşılır biçimde aktarılacağı şeffaf bir iletişim stratejisi oluşturulması istendi. Farklı toplumsal kesimlerin kaygılarını, beklentilerini ve itirazlarını dile getirebilecekleri kanalların açılması gerektiği belirtildi. Gençlerin sürecin iletişim dilini birlikte kuran aktörler olarak görülmesi gerektiği vurgulanan raporda, kadınların, gençlerin, çatışmadan doğrudan etkilenenlerin ve yerel aktörlerin deneyimlerini görünür kılan kamu spotları, belgeseller, podcastler ve dijital içeriklerin Türkçe ve Kürtçe başta olmak üzere farklı dillerde desteklenmesi önerildi. Nefret söylemi, ayrımcı dil ve dezenformasyonun izlenmesi için bağımsız bir “Barış İletişimi İzleme Kurulu” kurulması, izleme sonuçlarının kamuoyuyla paylaşılması ve hak temelli, çatışmaya duyarlı habercilik ilkelerinin geliştirilmesi de raporda yer aldı.







