Kadınların örgütlü sesi nöbet eyleminde yükseliyor
- 09:02 14 Ekim 2026
- Hukuk
AMED - “Kadın Adalet ve Hafıza Nöbeti” ne dair aktarım da bulunan Amed Barosu KHM yürütme kurulu üyesi Raperin Akengin, mahkemelerin kadınların maruz kaldığı sistematik şiddeti göz ardı ettiğini belirterek, “Haksız tahrik değerlendirmelerinde kadının yaşamının yargılama konusu olmasını kabul etmiyoruz” diyerek cezasızlık politikasının faillere cesaret verdiğini vurguladı.
“Kadın cinayetleri, şiddet önlenebilir, gerekli mekanizmalar işletilebilir, kadınların yaşam hakkı güvence altına alınabilir bunun için nöbetteyiz, takipteyiz ve mücadele devam edeceğiz” dedi.
Kadınların katledilmesine karşı önleyici ve koruyucu politikalar uygulanmak yerine cezasızlık politikasının duruşma salonlarında uygulanmasıyla kadınların yaşamları tekrardan hedef alınıyor. JİNNEWS’in şiddet çetelesine göre Eylül ayında en az 27 kadın ve 6 çocuk katledilirken, 10 kadın ve 6 çocuk ise şüpheli şekilde yaşamını yitirdi. Bu yaşanan katliamlara karşı her alanda kadın mücadelesi sürerken Amed Şiddetle Mücadele Ağı’da geçtiğimiz günlerde 10 hafta boyunca Salı günleri saat 12.30’da Diyarbakır Adliyesi önünde sürdürülecek olan “Kadın Adalet ve Hafıza Nöbeti” başlattı. Adalet nöbetiyle katliamların münferit olmadığı ve katliam dosyalarında failleri koruyan bir yargılamalara son verilerek adaletin sağlanması gerektiğinin vurgusu yapılıyor.
Amed Barosu Kadın Hakları Merkezi yürütme kurulu üyesi Raperin Akengin, kadın katliamlarına ve Amed Şiddetle Mücadele Ağı olarak başlattıkları nöbet eylemine dair değerlendirmelerde bulundu.
‘Şiddet ‘aile meselesi’ olarak görülüyor’
Şiddet görülmüyor, kadının yaşamı yargılanıyor
Kadının önceden maruz kaldığı şiddetin yargılama süreçlerinde göz ardı edildiğini ve sadece olay anına dair bir yargılama sürecinin gerçekleştiğine işaret eden Raperin Akengin, “Kadın sadece öldürüldüğü gün şiddet görmüyor, öncesi de var. Kadın öncesinde zaten psikolojik, ekonomik, fiziksel gibi birçok şiddet türünün oluşturduğu sarmal içerisinde oluyor. Mahkemeler sadece cinayetin nasıl işlendiğine ve failin kim olduğuna odaklanıyor ama asıl mesele, kadının katledilmeden önce ne yaşadığı. Kadının failden ayrılmak istemesi, başka bir ilişki içerisinde olması, failin şiddetinin gerekçesi değildir. Haksız tahrik değerlendirmelerinde kadının yaşamının yargılama konusu olmasını kabul etmiyoruz. Mahkemelerin kadınların yaşamlarını yargılamasını değil, maruz kaldıkları sistematik şiddeti görmesini ve buna dair kararlar vermesini istiyoruz. Mahkemelerin tutumu ve cezasızlık politikası, faillere ve olası faillere cesaret veriyor. Şüpheli kadın ölümleri de etkili bir soruşturma yürütülmeden kaza ya da intihar olarak nitelendiriliyor; biz bunu kabul etmiyoruz. Şüpheli kadın ölümleri etkin bir şekilde soruşturulmalı ve cinsiyetçi kabullerden uzak bir şekilde ölümün niteliği belirlenmeli” ifadelerini kullandı.
‘Dosyada sadece bir faile odaklanmak şiddet sarmalını görmezden gelmektir’
Kadınlar katledilmeden önce, birçok devlet mekanizmasının varlığına rağmen önleyici tedbirlerin alınmamasına dikkat çeken Raperin Akengin, failin tek bir kişi olmadığının altını çizdi. Raperin Akengin, “Devlet mekanizmalarının neden etkin bir şekilde işletilmediği ve kadın katledilene kadar neden sessiz kaldığı da yargılamada bir bütün olarak değerlendirilmeli ve ona göre bir hüküm kurulmalıdır. Dosyada sadece bir faile odaklanmak şiddet sarmalını görmezden gelmektir. Kadının öldürülmeden önce şiddet sarmalına maruz kaldığını ve bunun devlet eliyle desteklendiğini biliyoruz; bunun için mücadele ediyoruz. Devletin kadınları korumaya yönelik pozitif yükümlülükleri vardır; bunları etkin bir şekilde yerine getirmelidir. Bu konuyu sadece kadınları ilgilendiren bir mesele olarak ele almak eksik kalır. Erkek şiddeti her alana sirayet etmiş bir şiddet biçimidir. Bu nedenle bu konu, toplumsal dönüşüm gerektiren bir mesele” diye belirtti.
‘Nöbetteyiz, takipteyiz ve mücadeleye devam edeceğiz’
Raperin Akengin, Şiddet ile Mücadele Ağı olarak başlattıkları nöbeti sadece bir eylem olarak ele almadıklarını, nöbetin kadın katliamlarının sıradanlaştırılmasına ve münferit olarak gösterilmeye çalışılmasına karşı kamusal bir itiraz olduğunun altını çizdi. Raperin Akengin, “Her gün kadınlar öldürülürken, şüpheli kadın ölümleri aydınlatılmazken, kadınların başvurularına rağmen korunmadığı dosyalar ile karşı karşıyayken yalnızca cinayet gerçekleştikten sonra tepki göstermek yeterli değil. Kadınlar olarak görünür ve örgütlü bir mücadele alanı yaratmak istiyoruz. Bundan dolayı ‘Kadın Adalet ve Hafıza Nöbeti’ eylemini başlattık. Eylemde, öldürülen kadınların rakamdan ibaret olmadığını, yaşamları ve hayalleri olduğunu kamuoyu ile paylaşıyoruz. Öldürülmeden önce şiddete karşı verdikleri mücadeleyi de kamuoyu ile paylaşıyoruz. İlk nöbetimizi bu hafta gerçekleştirdik. 10 hafta boyunca adliye önünde saat 12.30’da gerçekleştireceğiz. Bu nöbet ile farklı alanlarda çalışan kadınlarla bir araya geldik; bu dayanışmanın kendisi önemli. Kadın cinayetleri ve şiddet önlenebilir, gerekli mekanizmalar işletilebilir, kadınların yaşam hakkı güvence altına alınabilir. Bunun için nöbetteyiz, takipteyiz ve mücadeleye devam edeceğiz” dedi.







