Kürtçeyi yaşatmanın yolu: Konuşmak, okumak, yazmak

  • 09:02 25 Ağustos 2026
  • Kültür Sanat
ÊLIH - Kürtçe eğitimlerini sürdüren Ari-Der’den Şinda Ayazgün, dilin yalnızca kurslarda öğrenilmesinin yeterli olmadığını belirterek, Kürtçenin evde, sokakta ve gündelik yaşamın her alanında kullanılmasına dikkat çekerek, “Aslında dili yaşatan halktır. Halk kendi dili ile konuştuğunda o dil daha güçlü oluyor” dedi. 
 
Êlih’te Kürt dili ve kültürünün korunması, geliştirilmesi ve gelecek kuşaklara aktarılması amacıyla çalışmalar yürüten Ari-Der, Kürtçe eğitim faaliyetlerini sürdürüyor. Kürtçenin öğrenilmesi ve günlük yaşamda daha yaygın kullanılmasını amaçlayan dernekte, farklı yaş gruplarından çok sayıda kişi kademeli olarak verilen eğitimlere katılıyor. Dil eğitiminin yanı sıra Kürtçenin kuşaklar arası aktarımının güçlendirilmesini hedefleyen çalışmalarla, dilin yalnızca öğrenilen değil, yaşamın her alanında kullanılan bir dil haline gelmesi amaçlanıyor. Kademeli bir eğitim programının uygulandığı kurslarda öğrenciler, temel seviyeden başlayarak Kürtçeyi okuma, yazma ve konuşma yönleriyle öğreniyor. 
 
Ari-Der bünyesinde çalışan Şinda Ayazgün, çalışmalara dair değerlendirmelerde bulundu. 
 
‘Ölü bir dilin içerisinden çıkmalı’
 
Şinda Ayazgün, Kürt dilinin eğitimsizliğinden dilin sadece konuşma dili olarak kaldığına dikkat çekerek, “Çalışmalarımızın çoğu dil üzerine. Şartlar ve imkânlar doğrultusunda maalesef büyük işler yapamıyoruz ama Ari-Der kurumu olarak Batman’da dil üzerine eğitim çalışmaları yapıyoruz. Dil sadece konuşmakla olmuyor, onun yanında okumayı ve yazmayı da öğrenmek gerekiyor. Maalesef ki Kürt dilinin eğitimsizliğinden dilimiz sadece konuşma dili olarak kalmış. Kürt dili artık ölü bir dilin içerisinden çıkmalı çünkü dil ancak bu şekilde ayakta kalır. O yüzden çalışmalarımızın çoğu dil üzerinde. Kademelerimiz başlangıç, birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü kademe olarak devam ediyor. Dördüncü kademe öğretmenlik kademesine kadar geliyorlar. Dördüncü kademede belgelerini alan öğrenciler Ari-Der’de öğretmen olabiliyor. Derslerimiz yaz ayında da devam etti. Öğretmenlik kademesinde olan kişilerin derslerini daha geniş çaplı ele alıyoruz. Sadece Kürt dilinde değil, edebiyat, pedagoji ve folklor alanında dersler veriyoruz” ifadelerini kullandı.
 
‘Gençler Kürtçe dilini sokakta da konuşmanın bilincine varıyorlar’
 
Êlih’te esnaflara gidildiğinde, Kürtçe bilmelerine rağmen onlarla Kürtçe konuşulduğu zaman bile Türkçe karşılık verildiğini belirten Şinda Ayazgün, “Yaklaşık 20 kişilik gruplar sınıflarımızda ders görüyorlar. Tabii bazen değişebiliyor; bazen dikkat ve alaka Kürt dili üzerinde fazla oluyor, bazen de bakıyorsun zayıf geçiyor. Ama genelde sınıflarımız boş olmuyor. Öğrencilerin çoğunun ilgisi dil üzerine oluyor. Gençler Kürtçeyi artık sadece evin içerisinde değil, sokaklarda da konuşmanın bilincine varıyorlar. Bir esnafa gittiğimiz zaman Kürt olduğunu biliyorsun, Kürtçe konuşuyorsun ama sana cevap verirken Türkçe cevap veriyor. Maalesef Batman’da bu sorunu çok yaşıyoruz. Tabii biliyoruz ki hem Kürtçe dili üzerinde hem de kültürü üzerinde bir baskı var, bunun için de bazı sorunlar yaşanıyor. Bir de dijital medya kültürü ortaya çıkmış durumda. Dil kendi ayaklarının üzerinde durursa sadece birkaç kişi ile değil, mesela sadece yazarlar ya da bir siyasetçi ile kalmamalı. Aslında dili yaşatan halktır. Halk kendi dili ile konuştuğunda; esnafla, çocuklarla ve dışarıda konuşulduğu zaman o dil daha güçlü oluyor. Yoksa onun dışında sadece sanatçıların, yazarların ve siyasetçilerin dili olarak kalıyor” diye aktardı.
 
‘Kendi dilini korumak aile içerisinden başlar’
 
Şinda Ayazgün, daha önceleri insanların aileleriyle Türkçe konuşmaya utandıklarını söyleyerek, “Kayyum atanmadan önce bir dönem belediyede kreşler açtık. O zamanlar bir şey dikkatimi çekmişti. Çocuklarını kreşe getiren aileler, ‘Biz Kürtçe bilmiyoruz, çocuklarımız öğrensin ki biz de onlar sayesinde öğrenelim’ bilinci ile getiriyorlardı. Artık anne ve babaların hayatlarında da Kürtçe kalmamış. Önceden güçlü bir kültürümüz vardı. Biz iki dilliliğe karşı değiliz. Türkçe, İngilizce ve Arapça öğretilmesin demiyoruz. Bütün dillerin de öğretilmesi gerekiyor. Hem insan için hem de yaşamı için aslında dil öğrenmek o insan için avantajdır. Önemli olan şudur ki çocuklar aile içerisinde kendi tabanını oluşturursa, bilinç altında Kürtçeyi inşa ederse, Türkçeyi ya da İngilizceyi öğrense de o kişi için bir sorun olmaz ve kendi ana dilini unutmaz. Ama çocukluğunda evde ana dilini öğrenmezse asimilasyona daha fazla açıktır. Onun için evde Kürtçe konuşmak çok önemli. Her şeyden önce ana dilini öğrenmeli, sonrasında diğer dilleri öğrenebilir” sözlerini kullandı.
 
 
‘Taş üstüne taş koymak isteyenler için buradayız’
 
Kürtçe öğrenmek isteyenler için her zaman, her yerde hazır olduklarını söyleyen Şinda Ayazgün, “Hem toplum için hem de ev için dil çok önemli, altyapı ve sütundur. Onun için de insanın ne kadar elinden geliyorsa konuşmayı, yazmayı ve okumayı Kürtçe yapın. Batmanlılar için Ari-Der büyük fırsat. Tabii başka şehirlerde de kurumlarımız var. Kürtçeyi öğrenmek isteyenler için online ve yüz yüze eğitimler için hazırız ve buradayız. Dil öğrenmek isteyen ve dil için taş üstüne bir taş koymak isteyen kişiler için hazırız. Devleti devlet yapan dildir. Tarihe de baktığımız zaman devlet kuran insanlar önce dille başlıyorlar. Onun için de dilimiz önemli. Dilimiz zaten zengin ama konuşarak dilimizi daha da zenginleştirelim” dedi.