‘27 Şubat çağrısının hayata geçmesi için her türlü çabanın içerisindeyiz’

  • 17:50 3 Şubat 2026
  • Siyaset
ANKARA - DEM Parti Eş Genel Başkanları, Rojava gündemiyle Gelecek Partisi Genel Merkezi ziyareti sonrası yapılan açıklamada, “27 Şubat'ta Sayın Abdullah Öcalan'ın gerçekleştirmiş olduğu Barış ve Demokratik Toplum Çağrısının arkasındayız. Hayata geçmesi için de her türlü çaba ve emek içinde olacağımızın altını bir kez daha çiziyoruz” dedi. 
 
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), Rojava gündem eksenli Meclis’te grubu bulunan siyasi partilerle ziyaretlerini sürdürüyor. Bugün DEM Parti Eş Genel Başkanları Tuncer Bakırhan ve Tülay Hatımoğulları, Grup Başkanvekilleri Sezai Temelli’den oluşan heyet, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ile 15.30’da görüştü. 
 
Her iki parti de görüşme sonrasında basın açıklaması yaptı.  
 
‘Mutabakatın hayata geçmesini umuyoruz’
 
Öncelikle söz alan Tülay Hatimoğulları, tüm partiler ile görüşerek hem Türkiye’deki hem de Suriye’deki süreci istişare ettiklerini belirtti. Görüşmede Rojava ziyaretlerini aktardıklarını belirten Tülay Hatimoğulları, “6 Ocak’ta Halep operasyonu gerçekleşti ve onun akabinde Suriye’de günlerce devam eden çatışmalar oldu. Şimdi son derece önemli bir mutabakata imza atılmış oldu. 30 Ocak Mutabakatı Şam ve SDG Yöneticileri arasında gerçekleşti. Önemli maddeler var bu mutabakatta. Karşılıklı, son derece önemli bir anlaşma gerçekleşmiş oldu. Bizler DEM Parti olarak Türkiye’deki birçok kesimin de bu konuda görüşünün öyle olduğunu biliyoruz. Bu mutabakatı olumlu bulduğumuzu ilk andan ifade ettik. Ve şu anda gerçekten en önemli beklentimiz bu mutabakatın hayata geçmesi, demokratik zeminde bir entegrasyon sürecinin Suriye’de hızlandırılmasıdır. Bu, sadece Kürt halkı için değil, o bölgede yani Suriye’de yaşayan Arapların, Türkmenlerin, Hıristiyanların, Alevilerin, Dürzilerin, herkes için son derece ön açıcı ve yapıcı bir rol oynamasını ümit ediyor ve umuyoruz” dedi. 
 
‘Türkiye olumlu rol oynamalıdır’
 
“Bugün atılması gereken elbette ki bazı somut adımlar, yapılması gereken somut işler var” diyen Tülay Hatimoğulları, “Türkiye'den olumlu yönde büyük bir beklenti var. Bugün bir aydır devam eden gerilim savaşın ve çatışmanın derinleşme, kalıcı bir Kürt-Arap savaşının derinleşme olasılığı bu anlaşmayla beraber bozulmuştur. Bunun devam etmesi ve kalıcı olması gerekiyor. Bu anlamıyla Türkiye'yi yönetenler başta hükümetin bu anlamıyla son derece önemli adımlar atması, destek sunması önemlidir. Bugün ne yazık ki şöyle bir algı artık oluştu. Bu bir aylık süreç içerisinde özellikle hükümet sözcülerinden doğru yapılan açıklamalar bir negatif etki yaratmıştı şu ana kadar. Bizim şimdi en büyük isteğimiz ve umudumuz bu negatif dilin ve algının artık bundan sonra değişmesi ve bu 30 Ocak mutabakatının hayata geçmesi için Türkiye'nin bu anlamıyla olumlu bir rol oynamasıdır” sözlerini kullandı. 
 
‘Mürşitpınar Kapısı’nın açılması acil ve hayati bir önem taşıyor’
 
Garantör ülkelerede rol düştüğünü söyleyen Tülay Hatimoğulları şöyle devam etti: 
 
“Birçok partiyle yaptığımız görüşmede ifade ettiğimiz üzere insani yardım koridorunun Türkiye'den doğru açılması. Mesela Türkiye sınırında şu anda Mürşitpınar tarafında çok sayıda tırın bekletildiğini hepimiz biliyoruz. Biz yine yetkililerle yaptığımız görüşmelerde olsun, partilerin Sayın Genel Başkanlarıyla yaptığımız görüşmede olsun, özellikle Mürşitpınar Sınır Kapısı'nın açılıp Kobani'ye insani yardımların ulaştırılmasının ne kadar elzem, acil ve hayati bir önem taşıdığını belirttik. 
 
Komisyon raporunun sürüncemede kalmasını doğru bulmuyoruz
 
Türkiye’de bir süreç yürüyor. Bu sürecin kalıcı bir barışla nihayetlenmesi hepimizin beklentisi ve ciddi anlamda umududur. Bugün elbette Suriye’deki gelişmeler bu sürecin ne kadar ilerleyip ilerlemeyeceğinin birçok kesim tarafından sorgulanmasına, konuşulmasına ve tartışılmasına sebebiyet verdi. 27 Şubat'ta Sayın Abdullah Öcalan'ın gerçekleştirmiş olduğu Barış ve Demokratik Toplum Çağrısının arkasındayız. Hayata geçmesi için de her türlü çaba ve emek içinde olacağımızın altını bir kez daha çiziyoruz. Ve buradan şunun altını bir kez daha çizip belirtmek isterim ki Suriye'deki sahanın nasıl şekilleneceğine bakarken orada bir beklenti içinde olup, komisyon çalışmalarının sürekli ertelenmesi, komisyonun raporunun sürekli bir sürünceme içinde kalmasını da doğru bulmuyoruz. Burada yapılması gereken, mevcut olan komisyonun artık bir an önce raporunu Türkiye kamuoyuyla paylaşması ve parlamentoya yasa yapım süreci açısından ihtisas komisyonlarının çalışabileceği bir taslak öneriyi bir an önce geliştirilmesi önemli.
 
Bize düşen görev Türkiye'nin iç barışını sağlamak 
 
Bugün bir yandan Suriye'de bir entegrasyon süreci gelişirken, öte yandan başta Kürt halkı olmak üzere bütün Türkiye'nin beklediği özel yasanın hayata geçmesinin, oluşturulması ve hayata geçmesinin önemi büyüktür. Bu konuda somut adımlar atılmalıdır ve komisyon Suriye'deki sahayı bekleyerek bir sürünceme içinden çıkması gerekiyor. Bugün şuna yürekten inanıyoruz. Türkiye'de biz barışı tesis ettikçe Suriye'ye;  Suriye'de barış tesis edildikçe bunun Türkiye'ye pozitif yansımaları olacağı aşikardır. Sınırın öte yanı ve bu yanı diye bir ayırımdan öte biz akrabayız, biz kardeşiz, soydaşlığımız var. Dolayısıyla bizlere düşen en önemli görev hem Türkiye'nin iç barışını sağlamak, hem Suriye'nin barışına katkı vermek gibi bir görev ve sorumluluğumuz var. 
 
Somut adımlar atılmalıdır 
 
Toplumsal barışı elbette hep beraber inşa edebiliriz. Bu anlamıyla yeter ki bazı somut adımlar atılsın. Hiçbir işi sürüncemeye bırakmayalım. Sahadaki gelişmelere bakarak ona göre taktik adımlar geliştirmekten öte Türkiye'nin en temel stratejisi Türkiye'de barış ve Suriye'de barış stratejisi olmalıdır. En temel barış, uzun yıllara dayalı tarihsel bir sorun olan Kürt sorununun Türkiye'de ve bölgede demokratik zeminde çözülmesi ve kardeşlik zemininde çözülmesi stratejisini geliştirmeye ihtiyacımız var. Bu çizgide kaldığımız sürece biz hem 30 Ocak Mutabakatı'nın sağlıklı bir şekilde ilerleyeceğine hem Türkiye'deki sürecin sağlıklı bir şekilde ilerleyeceğine dair inancımız sonsuzdur. Bu konuda bir kez daha belirtmeliyim ki artık sadece konuşan, sadece iyi niyet beyanında bulunan olmaktan öte özellikle iktidar bir icra makamı olarak somut adımlar atmalıdır.
 
Özel yasalar acilen çıkmalıdır
 
Somut adım olarak özetle söyleyecek olursak komisyonun raporunu bir an önce açıklaması, üzerinde çalışılacak yasaların tek tek belirlenmesi ve üzerine çalışılmaya başlanması, silahsızlanma sürecini hızlandıracak olan özel yasanın acilen çıkarılması ve aynı zamanda ısrarla altını çizdiğimiz, belirttiğimiz bir konu var ki bir yasa ihdası gerektirmeyen bazı somut adımların atılmasıdır. Onlar da nedir? Kayyımın geri çekilmesi ve kayyım atanmış bütün başkanları belediye eş başkanları ve belediye başkanlarının görevlerine iade edilmesi. Aynı şekilde AİHM kararının uygulanması. Hem değerli Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ ve Kobani davasındaki bütün tutukluların acilen serbest bırakılması, gezi tutuklusu olan Osman Kavala, Can Atalayların acil bir şekilde serbest bırakılmasıdır. Hasta mahpuslar meselesi. Bütün bunların hayata geçmesi toplumda büyük bir güven sağlayacaktır. Bu çizgiden devam edilmeli ve bu konuda somut adımlar atılmalıdır diye düşünüyoruz. Ben bir kez daha Sayın Davutoğlu'na bu güzel ağırlaması ve son derece verimli görüşmemiz ve istişaremiz için kendilerine çok teşekkür ediyorum.”