Aynı dili konuştukları coğrafyada yabancı hissediyorlar

  • 09:03 6 Mayıs 2024
  • Yaşam
 
Gülistan Gülmüş
 
AMED - Savaş mağduru Rojavalı ve Suriyeli kadınlar için bir yandan “Onlar yüzünden uyuz kaptık, nüfus çoğaldı ve ekonomik kriz geldi” diyenler, bir yandan da “Yarın bizim de savaş nedeniyle göç etmeyeceğimiz ne malum, onları anlıyorum” diyenler. Anlaşılsınlar ya da anlaşılmasınlar, mülteci kadınlar kendilerini güvende hissetmiyor.
 
Zengin kaynaklara sahip olmasıyla güç savaşlarının bitmediği Orta Doğu ülkelerinden biri olan Suriye’de 2011 yılında başlayan iç savaş nedeniyle binlerce insan yaşamını yitirdi, milyonlarcası ise göç yollarına düşerek mülteci oldu. Üzerinden 13 yılı aşkın bir süre geçmiş olmasına rağmen Suriyeli mülteciler yaşadıkları sorunların çözümülmesi bir yana, hala devletler arasında pazarlık konusu oluyor. Türkiye ve Kurdistan’da da resmi rakamlara göre 3 milyonun üzerinde Suriyeli olduğu belirtilse de gerçek rakamın bunun çok üstünde olduğu tahmin ediliyor. Diğer yandan savaş sürecinde olduğu gibi savaşın ardından en fazla etkilenen kesimi mülteci kadın ve çocukların oluşturduğunu söylemek mümkün.
 
Birçok şiddet türüne maruz kalıyorlar 
 
Kadınlar sığındıkları yerlerde yaşamlarını sürdürebilmek adına istemedikleri işlerde çalışırken hiç tanımadıkları kişilerle evlendirildi. Kadınlar bir savaştan kaçarken başka bir savaşa yakalandı. Özellikle Türkiye’de mülteci karşıtı söylemlerin gelişiminde psikolojik, fiziksel, cinsel, ekonomik ve daha birçok şiddet türüne maruz kalan mülteci kadınlar ve çocuklar, bunun sonucunda yaşamdan dışlanarak izole bir yaşam sürmeye mahkûm ediliyor.  
 
JINNEWS olarak Amed’de yaşayan Rojavalı ve Suriyeli kadınların yaşamlarını, onlara yaklaşımları gözlemledik. Özellikle Rezan (Bağlar) ilçesinde mülteci kadınların yoğun yaşadıkları semtlerde hem mülteci kadınlarla hem de Amedli kadınlarla sohbet ettik. 
 
Mülteci kadınlar, geldikleri günden bugüne yaşamlarının zor geçtiğini kaydediyor. Çok sayıda zorlukla sıralanacak olan yaşamlarını sürdüren kadınlar kendini neden güvende hissetmiyor?
 
Hem evde hem sokakta dışlanmayı yaşıyorlar
 
Mülteci kadınlar, burada kendilerini güvende hissetmemelerinin başlıca sebeplerini sayarken sık sık savaşın “sorumlusu” olmadıklarını vurguluyor. Konuştuğumuz neredeyse tüm mülteci kadınlar aynı sorunu yaşıyor. Kendileri ile herhangi bir konuda röportaj yapma tekliflerine, “Biz buralı değiliz, zaten kimse burada bizi istemiyor, o yüzden biz konuşmasak daha iyi olur” yanıtını veriyor. Kadınlar bir yandan dışarıda hemcinslerinin kendilerini anlamaması ile yüzleşirken bir yandan da erkeklerin cinsel, fiziksel ve sözlü saldırılarına maruz kalıyor. Tüm bunlarla beraber evlerinde babaları, erkek kardeşleri ve evli oldukları erkekler tarafından da yabancı bir ülkede oldukları bahane gösterilerek özgürlükleri kısıtlanıyor. Kadınlar sağlık hakkından faydalanamadıkları gibi eğitim alma, ekonomik özgürlüklerini sağlama konusunda da problem yaşıyor.
 
Mülteci kadınlar Kurdistan ve Türkiye kentlerinde karşılaştıkları tepkilere dair duygularını şu ifadelerle çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor:
 
* Biz burada hiç güvende değiliz.
 
* Biz buralı değiliz, bizden nefret ediyorlar.
 
* Eşim dışarda olduğumu bilirse beni öldürür
 
* Gözlerimize nefretle bakıyorlar.
 
* Her şeyin suçlusu olduğumuzu söylüyorlar.
 
* Ülkenize geri dönün diyorlar.
 
* 'Adam' olsaydınız kaçmazdınız.
 
* Topraklarınızı sattınız.
 
* Sizde hiç utanma yok mu?
 
* Burada çok fazla yoksulluk yaşıyoruz ve kimse ile iletişime giremiyoruz.
 
Mülteci karşıtı zihniyetin de desteğiyle mültecilerin kendilerini güvende hissetmemelerine neden olan ve görüşlerini paylaşan bazı yurttaşların söylemleri ise şöyle:
 
* Onlar yüzünden nüfus çoğaldı ve ekonomik kriz oluştu.
 
* Çok pintiler, her yer kokuyor.
 
* “Uyuz hastalığı getirdiler, herkes uyuz kaptı.
 
* Eski Diyarbakır’dan eser yok.
 
Ayrımcı ve ırkçı yaklaşımların yanında mülteci kadınlar ile dayanışma içerisinde olan kesim de oldukça büyük. Dayanışmanın önemine dikkat çeken ve görüşlerini paylaşan kimi yurttaşların söylemleri ise şu şekilde:
 
* Biz de yarın savaş içerisinde olabiliriz, onlarla dayanışma içerisinde olmalıyız.
 
* Onlar bizim kardeşimiz, onlara kötü davranılmasını hoş bulmuyorum.
 
* Onların burada olması beni rahatsız etmiyor, keyiften burada değiller.
 
* Kimse topraklarını bırakıp gelmek istemez.
 
* Onları kadınlar olarak en iyi bizim anlamamız lazım.
 
Hedef olan da mücadele veren de onlar…
 
Kurdistan kentlerinde yaşayan mülteci kadınların yaşadığı sorunlar ve yurttaşların onlara yaklaşımı bu şekildeyken, metropol kentlerinde mülteci karşıtı hareketler ile büyüyen nefret tabloyu daha vahim hale getiriyor. Mülteci kadınlar ülkelerine geri dönmek istediğini ancak bunun için savaşın bitmesi gerektiğini vurgularken, kadınlar dünyanın her yerinde olduğu gibi savaşın, göçün, ekonominin, sosyal yaşamın ve hayatın neredeyse her alanında en çok zorluk çeken kesimi oluşturuyor. Mülteci kadınlar, tüm bu sorunların başrolü olmakla beraber yaşam mücadelesinin de öncüsü oluyor.