Cumartesi Anneleri: Kayıplarımızın akıbetini açıklayın

  • 13:24 17 Cotmeh 2026
  • Güncel
İSTANBUL - Cumartesi Anneleri, eylemlerinin bin 125’inci haftasında Fehmi Tosun’un akıbetini sorarken, sorumluların yargılanması ve kayıpların akıbetinin açıklanması çağrısında bulundu.
 
Cumartesi Anneleri, gözaltında zorla kaybettirilen ve katledilen yakınlarının akıbetini sormak için İstanbul’un Beyoğlu ilçesinde bulunan Galatasaray Meydanı’nda bir araya gelerek eylemlerinin bin 125’incisini gerçekleştirdi. Bu haftaki eylemde, 31 yıl önce kaybedilen Fehmi Tosun’un akıbetine dikkat çekildi. Eyleme Cumartesi Anneleri’nin yanı sıra çok sayıda hak savunucusu katıldı. Eylemde katledilen ve kaybettirilenlerin fotoğrafları ile karanfiller taşındı.
 
Eylemde basın açıklamasını Cumartesi İnsanları’ndan İkbal Eren okudu.
 
Kayıp hikâyesi
 
Fehmi Tosun’un 35 yaşındayken, 19 Ekim 1995 sabahı yakın arkadaşı Hüseyin Aydemir ile birlikte Avcılar’daki evinden ayrıldığını hatırlatan İkbal Eren, aynı günün akşam saatlerinde sivil giyimli, silahlı ve telsizli üç kişinin Fehmi Tosun’u beyaz bir Renault araçla evinin önüne getirdiğini belirtti. Fehmi Tosun’un ailesini görünce “Beni öldürecekler” diye bağırdığını ve ailesi yanına koştuğu sırada zorla araca bindirilerek götürüldüğünü aktaran İkbal Eren, eşi Hanım Tosun’un karakola giderek kaçırılma olayını bildirdiğini ve aracın plakasını polislere verdiğini hatırlattı. Polislerin herhangi bir işlem yapmadığını kaydeden İkbal Eren, “Hanım Tosun ve İnsan Hakları Derneği, olayın aydınlatılması için tüm yasal yollara başvurdu. Ancak Fehmi Tosun’un gözaltına alındığı inkâr edildi” dedi.
 
AİHM kararına rağmen adım atılmadı
 
Ailenin iç hukuk yollarından sonuç alamaması üzerine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) başvurduğunu hatırlatan İkbal Eren, “2003 yılında sonuçlanan davada Türkiye hükümeti, soruşturmanın yetersiz kaldığını ve yaşam hakkını güvence altına alan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 2’nci maddesi bakımından ihlal bulunduğunu kabul etti. Benzer olayların önlenmesi için gerekli yasal düzenlemelerin yapılacağı yönünde taahhütte bulundu. Ancak bu kabul, etkin bir soruşturmayla ve sorumluların yargılanmasıyla tamamlanmadı. Fehmi Tosun’un akıbetini ortaya çıkarmak ve sorumluları belirlemek için gereken adımlar atılmadı” ifadelerini kullandı.
 
Başvurular sonuçsuz bırakıldı
 
Dosyanın zamanaşımı gerekçesiyle verilen takipsizlik kararıyla kapatıldığını, ailenin itirazlarının reddedildiğini ve Anayasa Mahkemesi’ne yapılan bireysel başvurudan da sonuç alınamadığını aktaran İkbal Eren, devletin yaşam hakkı ihlallerinde etkili soruşturma yürütme ve sorumluları yargılama yükümlülüğüne dikkat çekti. İkbal Eren, “Hükümetin bir yandan ihlali kabul edip diğer yandan soruşturma yükümlülüğünü yerine getirmemesi, ‘Tazminatı öderim, ihlale devam ederim’ anlayışını beslemektedir” dedi.
 
‘Adalet istemekten vazgeçmeyeceğiz’
 
Hükümete AİHM kararlarının gereğini yerine getirme çağrısında bulunan İkbal Eren, “Fehmi Tosun’un akıbeti açıklanmalı, kaybedilmesinden sorumlu olanların belirlenmesi ve yargılanması için zamanaşımı engeline sığınmadan hukukun gerektirdiği tüm adımlar atılmalıdır. Kaç yıl geçerse geçsin, Fehmi Tosun için, tüm kayıplarımız için adalet istemekten, devletin evrensel hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz” dedi.
 
Hanım Tosun: Kayıplarımızın akıbetini açıklayın
 
Daha sonra söz alan Fehmi Tosun’un eşi Hanım Tosun ise şunları söyledi: “Yıllardır bu meydanlarda sesleniyoruz. Bir kayıp yakını olarak şunu söylüyorum: Tekrar tekrar devlete sesleniyorum. Siz adaletten, yargıdan, hukuktan bahsetmeyin. Yeter artık, bıktık. Eğer gerçekten adaletten bahsediyorsanız Galatasaray’a bakın. Neden bu bariyerleri burada kurdunuz? Neden bariyerlerin önündeyiz? Biz burada adaletten bahsediyoruz. Biz hukuktan bahsediyoruz. Biz burada kimseye hakaret etmiyoruz. Biz gerçekleri konuşuyoruz. Biz kayıplarımızı istiyoruz. Ne oldu onlara? Nereye gömdünüz? Biz yüzlerce, binlerce kayıptan bahsediyoruz. Biz adalet istiyoruz. Kimseye hakaret etmiyoruz. Tekrar tekrar yetkililere sesleniyorum. O gizlenen dosyalar var; numaraları devletin arşivlerinde, Meclis’te duruyor. Bunu çok iyi biliyoruz. Eğer barıştan, adaletten bahsediyorsanız önce Cumartesi Anneleri’nden bahsedeceksiniz. Bir an önce bize bir mezar taşı göstermek zorundasınız. Arşivlerinizi açmak zorundasınız. Ondan sonra adaletten, barıştan bahsedin. Faillerin de yargılanmasını istiyoruz. Bir tane kayıp kalana kadar ve failleri yargı önüne çıkarana kadar biz meydanlarda sesimizi yükseltmeye devam edeceğiz.”
 
‘Fehmi Tosun dosyasında hakikat ortaya çıkarılsın’
 
Dosya avukatlarından Eren Keskin ise şu ifadeleri kullandı: “Fehmi Tosun, geleceği gören politik bir insandı. Adalet Bakanı, ‘Yeni delilleri araştırıyoruz’ diyor. Oysa Fehmi Tosun dosyası, kendi delillerini ortaya koyan bir dosya. Kaçırıldığı aracın plakası ortada. Aile, plakayı yıllarca yetkililere bildirdi ve bu delillerin kabul edilmesi için mücadele etti. Fail, kendi el yazısıyla verdiği dilekçede bu suçu işlediğini kabul etti. Buna rağmen dosyayı sorgulamayan savcılar, davayı açmayan hâkimler, işkenceyi belgelemeyen adli tıp ekipleri bu sistematik saldırının sorumlularıdır. Yeni bir süreç başladı. Devlet, kaçırılanların dosyasını araştırırken Kaşif Kozinoğlu’nun dosyasına gösterdiği ilgiyi Fehmi Tosun dosyasına da göstersin. Bu dosya da aynı ciddiyetle araştırılsın, hakikat ortaya çıkarılsın ve adalet sağlansın.”
 
Eylem, karanfillerin Galatasaray Meydanı’na bırakılmasıyla sona erdi.