DEM Parti Gençlik Meclisi: Baskı mekanizmalarına izin vermeyeceğiz

  • 13:20 18 Mayıs 2026
  • Güncel
İSTANBUL - DEM Parti Gençlik Meclisi, “Barışa Adım At” yürüyüşü sonrası gençlerin gözaltına alınması ve ifadeye çağrılmasına tepki göstererek, gençler üzerinde çoklu baskı mekanizmaları kurulmak istendiğini belirtti.
 
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Gençlik Meclisi, “Barış için adım at” yürüyüşü sonrası gözaltına alınan ve ifadeye çağrılan kişilere dair Beyoğlu’nda bulunan DEM Parti İstanbul İl binası önünde basın açıklaması düzenledi. Basın açıklamasına katılan çok sayıda kişinin yanı sıra DEM Parti İl Eşbaşkanları Arife Çınar ve Çınar Altan da katıldı. Açıklamada, “Civan Serî Natevînin bîjî berxwedana civanan” pankartı açılırken sık sık “Bîji Serok Apo”, “Bê Serok Jîyan Nabe” sloganları atıldı. Basın açıklamasını DEM Parti Gençlik Meclisi üyesi Saime Sema Çali okudu.
 
Burada ilk önce konuşan DEM Parti İstanbul İl Eşbaşkanı Arife Çınar, “Kürt Özgürlük Hareketi'nin somut adımlar attığını hepimiz gördük. Devlet tarafına baktığımızda, iktidara baktığımızda henüz somut adımlar atmadığını ifade ediyoruz. Bu süreçte açığa çıkan şu oldu: Bir müzakere var ise bu müzakerenin tarafları vardır. Ve bu taraflardan biri de Sayın Öcalan'dır. Bu topraklarda barış inşa edilecekse, bu topraklarda Kürt halkının ve halkların yasal statüsü tanınacaksa Sayın Öcalan'a yasal statünün verilmesi gerekiyor” dedi.
 
‘Ezberlerinizden vazgeçin’
 
Devamında konuşan DEM Parti Milletvekili Cengiz Çiçek, Kürt halkının taleplerine dönük saldırıları “tecrit politikaları” olarak nitelendirerek şunları paylaştı: “Sizleri mevcut yasalara, anayasaya, saygıya davet ediyoruz. İkinci çelişki alanı, sürecin başından beri MHP lideri Devlet Bahçeli’nin Sayın Öcalan'ı Meclis’e çağırmasıdır. Bir gerçeklikten yola çıkarak cümleler, çağrılar geliştirdi. Daha bugün bile Sayın Öcalan'ın rolüne dair bazı şeylerin altını net bir şekilde ifade etti. En üst düzeyde muhatap alınırken, en üst düzeyde demokratik siyasete gelin çağrısı yapıldı. Sizler Apo sloganından neden korkuyorsunuz? Siyaset kurumu en üst düzeyde risk alırken, en üst düzeyde çağrı yaparken, Sayın Öcalan'ın bu süreç içerisindeki tarihsel rolüne vurgu yaparken sizler genç yoldaşlarımızın Sayın Öcalan'la ilgili sloganlarından neden korkuyorsunuz? O zaman bu soru şudur: Yoksa siz süreç karşıtı mısınız? Süreçten rahatsızlık mı duyuyorsunuz? Nasıl bir yaklaşımdır bu? Bir kez daha bakın, komisyonda görev yapmış, Meclis komisyonunda görev yapmış birisi olarak da huzurlarınızda konuşuyorum. 
 
Sürecin önünde Kürtler engel değil. O sloganı atan gençler size tarihsel ve güncel bir hakikatin yolunu gösteriyor. Ve diyor ki, ‘Çözüm aklı, çözüm iradesi, çözüm zemini buradadır.’ 27 yıllık İmralı’daki mutlak tecrit bu ülkeye kaybettirdi, kazandırmadı. Bizler onurlu barışı savunan, bizler bu ülkede demokratik cumhuriyeti savunanlar olarak diyoruz ki, ‘Barış ve demokratik toplum süreci tek ayaklı olmaz.’ Ezberlerinizden vazgeçin.”
 
‘Yaşanan bu durumun sıradanlaşmasına asla müsaade etmeyeceğiz’
 
Ardından basın metnini okuyan Saime Sema Çali, toplumun özünün ve temel dinamik gücünün kadınlar ve gençler olduğunu söyledi. Egemenlerin gençleri, özellikle de genç kadınları hedef aldığını belirten Saime Sema Çali, özel savaş politikalarına işaret ederek, uyuşturucu, fuhuş, ajanlaştırma, çeteleştirme ve bireycileştirme politikalarıyla gençlerin geleceksizleştirilmeye çalışıldığını dile getirdi. Saime Sema Çali, “Özel savaşın zihinlere ve toplumsal bilince en açık saldırdığı alan, şüphesiz politikleşen ve öncüleşen gençlerin yaratmaya çalıştığı özgür gençlik kimliğidir. Tarihini, ulusal ve komünal değerlerini benimseyen ve bu değerler etrafında bir araya gelen gençleri kendisi için büyük tehdit gören egemen akıl, gençlerin örgütlülüğünün durdurulması ile şuur kaybı yaşamaktadır. Saldırılarını gün be gün yükselterek örgütlülüğü korku ile durdurabileceğini ummaktadır. Egemen aklın korkularının sonucu olan politikalar, son olarak 16 Mayıs'ta Kadıköy'de gerçekleştirilen ‘Barışa Adım At’ yürüyüşünün ardından kendini göstermiştir. Yürüyüşe katılan 30 genç hakkında ifadeye çağırma yönünde işlem başlatılmıştır. Bununla yetinmeyen akıl, tamamı erişkin olan bu 30 kişinin ailelerini de aramak suretiyle gençler üzerinde çoklu baskı mekanizmaları kurmayı tasarlamaktadır. Bir süredir birçok kentte yaşanan bu durumun sıradanlaşmasına asla müsaade etmeyeceğiz” şeklinde konuştu.
 
‘Dönem fırsatlarını değerlendirmeye çağırıyoruz’
 
Barış ve Demokratik Toplum Süreci'ni anımsatan Saime Sema Çali, sözlerini şöyle sürdürdü: “Sürecin baş müzakerecisi ve halklar önderi Öcalan'ın resmini de sözünü de sesini de taşıyıp çoğaltmak en meşru ve demokratik talep ve faaliyettir. ‘Barışa Adım At’ çağrısının yapıldığı mitingte, sürecin tıkatılmaya çalışıldığı nokta olan halklar önderi Öcalan'ın statüsünün sağlanması için tüm genç yoldaşlarımız iradeleriyle ve tercihleriyle halklar önderi Öcalan'ın posterinin önünde, yanında ve arkasında cesaretle yürümüştür. Halklar önderi Öcalan'ın Marmara Denizi'nin bir kıyısında İmralı'da baş müzakereci ilan edilip diğer kıyısı Kadıköy Rıhtım’da posterinin yasaklanmasının, devletin halklar önderi Öcalan'ın fikirlerinin toplumsallaşması korkusundan dolayı olduğunu biliyoruz. 4 Nisan etkinliğinde Kanarya’da, 1 Mayıs kutlamalarında Kadıköy’de ve ‘Barışa Adım At’ yürüyüşünde Rıhtım’da halklar önderi Öcalan'ın posterlerine saldıranlara, sloganlarına saldıranlara inat; halklar önderi Öcalan'ın resmini de ismini de sözünü de Türkiye halklarıyla buluşturmak için örgütlülüğümüzü gün be gün büyüteceğiz. Özel savaş politikalarının ulaştığı bu kontrolsüzlük haline en iyi cevabın Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin başarıya ulaştırılması olduğunu vurguluyor, tüm genç yoldaşlarımızı örgütlü mücadeleye katılarak yaratılan dönem fırsatlarını değerlendirmeye ve özgür gençlik kimliğine ulaşmaya çağırıyoruz” dedi.
 
Eylem, sık sık atılan “Bîji berxwedana ciwanan”, “Bîji Serok Apo”, “Bê Serok Jîyan Nabe” sloganlarının ardından son buldu.