Kuraklık, maliyetler ve görünmeyen emek
- 09:02 14 Mayıs 2026
- Emek/Ekonomi
Büşra Turan
ÎDIR - Tarım emekçisi Sakine Yalçın, artan maliyetler, kuraklık ve yetersiz destek politikalarının üreticileri derin bir çıkmaza sürüklediğini belirterek, tarımsal üretimde kadın emeğinin görünmez kılındığını söyledi.
Kürdistan ve Türkiye’de tarımsal üretimin en büyük emek gücünü oluşturan kadınlar, artan mazot, gübre ve tohum maliyetleri ile iklim krizinin yarattığı ekonomik yıkım karşısında üretimi sürdürmeye çalışıyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ve Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) güncel verileri, tarımda çalışan yaklaşık 2,5 milyon kadının yüzde 90’ından fazlasının “ücretsiz aile işçisi” statüsünde olduğunu ve sosyal güvenlik hakkından mahrum bırakıldığını ortaya koyuyor.
Îdir (Iğdır) gibi mikroklima alanlarında Tarımsal Girdi Maliyet Endeksi’nin (Tarım-GFE) yıllık yüzde 70’in üzerinde seyretmesi, sulama yetersizliği ve iklim krizinin etkileri üreticileri derin bir ekonomik çıkmazla karşı karşıya bırakıyor. Modern ekipmanlara erişemeyen kadın çiftçilerin hâlâ tırpan ve el sağımı gibi yöntemlerle çalışmak zorunda kalması ise kırsalda kadın emeğinin görünmez bırakıldığını bir kez daha gözler önüne seriyor.
Dünya Çiftçiler Günü dolayısıyla konuştuğumuz tarım emekçisi Sakine Yalçın, tarladan sofraya uzanan görünmez emeği ve üreticilerin yaşadığı sorunları anlattı.
Kırsal yaşamın zorlu koşullarında kadın emeğinin görünmezliğini ve tarımsal üretimdeki hayati rolünü dile getiren Sakine Yalçın, modern çağın imkânlarına rağmen kadınların hâlâ ilkel yöntemlerle mücadele etmek zorunda kaldığını vurguladı. Sakine Yalçın, “En basitinden koyunlar hâlâ elden sağılıyor, yaylalara gidiliyor. Bunlar kadın çiftçiler için büyük sorunlar. Tarlalarda çalışan çiftçilerimiz de var. Artık modern bir çağdayız, modern makineler ve ekipmanlarla devam ediliyor. Eskisi gibi değil, her şey orak ve tırpanlarla yapılmıyor. Ama yine de makinelerin giremediği bazı noktalarda mecburen kadınlar tırpanla çalışıyor, erkekler biçiyor, kadınlar ise arkasını topluyor. Teknolojinin gelişmesiyle bir tık daha iyi noktalarda olduğumuzu söyleyebiliriz. Her konuda kesinlikle kadın ön planda olmalı çünkü kadının emeği olmadan hiçbir şey yapılamaz. Bugün buğday ekiliyorsa onu pişiren kadındır. O ekmeği pişiren, sofraya getiren bir kadındır. Kadına vereceğimiz değer her konuda daha üst düzey olmalı. Bugün tarımda, hayvancılıkta, dışarıda, kafede, her yerde kadın daha ön planda olmalı; çünkü kadının hizmeti her şeyden daha önemli” dedi.
‘Çiftçiye destek iyileştirilmeli’
Sakine Yalçın, tarımsal üretimin iklim krizinden doğrudan etkilendiğini belirterek, bölgedeki verimli toprakların potansiyeline rağmen kuraklık ve don gibi faktörlerin üretimi ciddi anlamda sekteye uğrattığını vurguladı. Sakine Yalçın, “Buğday, özellikle arpa genellikle ilkbahara doğru ekiliyor. Verimli topraklara sahibiz ama yağışlar olmayınca, maalesef kuraklık olunca, kar yağmayıp sulama sıkıntısı yaşanınca ciddi anlamda ekin zarar görebiliyor. Kendim de çiftçiyim, kendim de arpa, buğday ekiyorum. Yağmur olmayınca ya da yeterince sulama olmayınca tamamen bitiyor, verim alamıyoruz. Verim alamadığımızda da yaptığımız bütün çabalarımız, ekinlerimiz boşa gidiyor. Kar-zarar hesabı yaptığımızda tamamen zararda kalıyoruz. Sulama birliği sayesinde birçok yerde sulama sistemleri gayet iyi gidiyor ama bazı dar köylerde biraz sıkıntılı olabiliyor. Bazı bölgelerimiz tuzlu toprak olduğu için o konularda verim alamıyoruz ama onun dışında verimli topraklardır. Verimi artırmak için en önemlisi sulama. Sıcak bir iklime sahip olduğumuz için ekinlerimizi önceden hasat ediyoruz. Burada arpa dışında domates, patlıcan, salatalık yetiştiriliyor. Iğdır’ın kayısısı çok meşhurdur, bu şekilde üretim yapılabiliyor. Çiftçinin her türlü gelirini etkiliyor; mesela bu sene biraz dondan dolayı kayısılarımız etkilendi. Burada bir nevi çiftçinin zararına oluyor. Devlet destekleri iyileştirilmeli” diye belirtti.
Kadın ve toprak
Toplumsal yapının inşasında ve üretim döngüsünde kadınların üstlendiği sarsılmaz rolün altını çizen Sakine Yalçın, kadının emeğini yaşamın her alanında bir varoluş mücadelesi olarak tanımlayarak, “Ben de bir çiftçiyim, annelerimizin, kadınların kıymetleri bilinmeli. Çünkü onlar sayesinde birçok şey gerçekleşiyor. En büyük güç kadınlardadır. Kadınların olmadığı bir yerde, bir dünya olamayacağını düşünüyorum. Kadın çiftçi olmazsa güzel bir dünyanın olabileceğine inanmıyorum. Kadın bence toprağın temel direğidir. Hani biz deriz ya ‘toprak ana’ diye; kadının önemi benim gözümde buğdayın bir başağı gibidir. O olmadan emek olmaz diye düşünüyorum” diye konuştu.







