Her türlü saldırıya karşı: Öz savunma

  • 09:03 16 Ağustos 2026
  • Güncel
Rojin Abay
 
İSTANBUL - Saldırılara karşı öz savunmanın önemini anlatan Didem Yılmaz, öz savunmanın yalnızca fiziksel saldırıya karşı değil, yaşamın her alanındaki erkek şiddetine karşı geliştirilen örgütlü mücadele olduğunu belirtti. Av. Sena Topuz ise kadınların öz savunma hakkının yargı tarafından  kapsamlı bir şeklilde ele alınmadığını belirtti. 
 
Kadınlara yönelik her türlü saldırı, katliam ve şiddet türleri artarken, öz savunmanın önemi de birkez daha öne çıkıyor. Şiddete karşı kadın örgütlerinin öz savunma çalışmaları ve kampanyaları da çeşitlik etkinliklerle sürüyor. Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Kadın Meclisi, “Öz savunma yaşatır” kampanyasının deklarasyonunu 17 Ocak’ta İstanbul Şişhane Meydanı’nda gerçekleştirdi. Kampanya kapsamında, şiddetin her türlüsüne karşı çalışmalar sürüyor.
 
HDK İstanbul İl Eşsözcü Didem Yılmaz ile Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği Avukatı Sena Topuz, öz savunmanın önemini anlatarak, erkek şiddetine karşı geliştirilen her dayanışma ve örgütlenme biçiminin öz savunmanın bir parçası olduğunu belirtti. 
 
'Öz savunma mücadeledir'
 
Öz savunmanın yalnızca fiziksel şiddete karşı koruma olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Didem Yılmaz, kadınların yaşamın her alanında maruz kaldıkları eşitsizlik ve şiddete karşı geliştirdikleri her türlü örgütlü mücadele öz savunmanın bir parçası olduğunu söyledi. Didem Yılmaz, "Ölümle, çocuğuyla tehdit edilmek, iradesi dışında cinselliğe zorlanmak ya da kadının çalışmasına engel olunarak banka hesaplarına el konulması birer şiddet biçimidir. Ne kadar çok şiddet türü varsa, o kadar çok öz savunma şekli vardır. Öz savunma, iş yerinde üstenci yaklaşımlara ve güvencesizliğe karşı sendikalaşmak; cinsel şiddete karşı 'Hayır' diyebilmek; ekonomik bağımsızlığı için direnerek kendi varlığını sürdürebilmektir" dedi.
 
Kitapçık 4 dilde
 
Kadınlarla doğrudan temas kurmak amacıyla Kürtçe, Türkçe, İngilizce ve Arapça olmak üzere 4 dilde kitapçık hazırladıklarını söyleyen Didem Yılmaz, kitapçığın içeriğinde şiddet türlerinin tanımlandığını ve çözüm yollarının da somutlaştırılarak yer aldığını belirtti. Didem Yılmaz, öz savunmanın sadece fiziksel olmadığını söyleyerek, "Bir komşusunun veya arkadaşının şiddet gördüğüne şahit olan bir kadının, 'Senin yanındayım, birlikte savcılığa gidebiliriz' demesi ya da partneri tarafından ısrarlı takibe uğrayan arkadaşına 'Bu bir sevgi biçimi değil, şiddettir' uyarısında bulunması da meşru birer öz savunma pratiğidir. Biz bu kampanya ile 'Yanındayım' sözünün bile bir savunma mekanizması olduğunu gösteriyoruz” diye belirtti. 
 
‘Yargı failleri koruyarak kadınları cezalandırıyor’
 
Mevcut hukuk sisteminin failleri koruyan cezasızlık politikalarını eleştiren Didem Yılmaz, faillerin "İyi hal" ve "Tahrik" indirimleriyle serbest bırakıldığını, ancak hayatta kalmak için öz savunma hakkını kullanan kadınların ağır cezalarla karşı karşıya kaldığını belirtti. Didem Yılmaz, "Hukuk, erkek egemen devlet tarafından kadını geriye çekmek için araçsallaştırılıyor. Ancak var olan yasalar bile adil uygulansa, öz savunmanın meşruiyeti açığa çıkacaktır. Biz 'Devlet ne der, hukuk ceza verir mi?' kaygısıyla hareket edersek yaşam alanlarımızı kaybederiz. Öz savunma yargı kararlarından bağımsız, meşru bir haktır" diye vurguladı.
 
'Demokratik toplumun inşası öz savunmayla mümkün'
 
Kampanyanın hedeflerinden birinin de demokratik bir toplum modelini inşa etmek olduğunu dile getiren Didem Yılmaz, kadının kendi koruyabildiğinde toplumun da dönüştürebileceğini ifade etti. Kampanya sürecinde sosyal medya videoları, yerellerde bildiri dağıtımı ve kadın örgütleriyle ortak ağlar üzerinden çalışmalarını büyüteceklerini belirten Didem Yılmaz, tüm kadınları öz güçlerine güvenmeye ve örgütlü mücadeleyi büyütme çağrısında bulundu.
 
Öz savunma hakkı 
 
Avukat Sena Topuz ise öz savunmanın hem ulusal hem de uluslararası hukukta tanınan temel bir hak olduğunu belirterek, kişinin kendisine ya da bir başkasına yönelen haksız saldırıyı, başka bir müdahale imkanının bulunmadığı durumda orantılı biçimde bertaraf etmesi anlamına geldiğini belirtti. Ancak uygulamada kadınların öz savunma hakkından eşit biçimde yararlanamadığını ifade eden Sena Topuz, bunun yargının meşru savunmaya ilişkin yorumundan kaynaklandığını söyledi. Sena Topuz, "Bir kadına öz savunma hakkı tanınıp tanınmaması uygulamada hakimin ona bu hakkı meşru görüp görmemesi ve nasıl yorumladığıyla ilgili oluyor. Eski yargı kararlarına baktığımızda dışarıdan gelen bir saldırıya karşı kadının kendisini korumasının meşru görüldüğü örnekler var. Ancak partnerinden ya da eşinden yönelen aile içi şiddet dosyalarında kadının sınırı aştığının düşünüldüğü, hatta öldürme kastıyla hareket ettiğinin varsayıldığı çok fazla örnek görüyoruz. Oysa kadının maruz kaldığı sistematik şiddet, fiziksel güç eşitsizliği, ekonomik dezavantajı ve devletin koruma yükümlülüğünü yerine getirmemesi de değerlendirilmek zorunda" dedi. 
 
Neden öz savunma 
 
Sena Topuz, "Biz şunu görüyoruz ki mevcut düzende kadınlar kendi yaşam hakları ve vücut bütünlükleri müdafaa edilmediğinde dışarıdan bu desteği çok zor alabiliyorlar. Bu nedenle tartışmayı önce 'Bir kadın hangi koşullarda öz savunma yapmak zorunda kalıyor?' sorusundan başlatmak gerekiyor” dedi. Devletin koruma mekanizmalarının etkili işletilmesi halinde kadınların öz savunma yapmak zorunda kalmayacağını vurgulayan Sena Topuz, "Ne zaman ki bir kadın kolluğa başvurduğunda bulunduğu tehlike gözetilerek etkin bir koruma mekanizması işletilir, işte o zaman gerçekten bir kadının öz savunma kullanmasına gerek kalmaz. Ama bugün kolluk gelmiyor, yargı geç işliyor ve cezasızlık üretiliyor. Düzenin her alanında bir çürümüşlükle karşı karşıyayız. Bu yüzden öz savunma birçok kadın için hayatta kalmanın tek yolu oluyor" ifadelerini kullandı. 
 
Ezgi Çeken dosyası
 
Sena Topuz öz savunma hakkını kullanan Ezgi Çeken dosyasına dikkat çekerek, "Sistematik şiddete maruz kaldığı ve hakkında uzaklaştırma kararı bulunmasına rağmen boşanma aşamasında olduğu fail Sezgin Çeken'in 2024 yılında  Ezgi Çeken’in evine gelerek saldırması sırasında Ezgi Çeken öz savunma hakkını kullandı. Sezgin Çeken yaşamını yitirirken, Öz savunmada bulunan Ezgi Çeken ise "eşe karşı kasten öldürme" suçlamasıyla yargılanmıştı. Mahkeme, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verdi. Haksız tahrik ve takdiri indirim uygulanmasıyla ceza 15 yıla düşürüldü. Yaklaşık iki yıldır tutuklu bulunan  Ezgi Çeken'in dosyası Yargıtayda devam ediyor" dedi. 
 
Sena Topuz, "Ezgi'nin o gün silah kullanması meşruydu. Onlarca kadının hayatta kalabilmek için yaptığı öz savunma meşrudur. Çünkü bunun karşısında artık kadın cinayetlerinin sistematik hale geldiği bir tablo var" diye konuştu.