Kadıköy mitingine çağrı: Taleplerimizi paylaşalım

  • 09:03 30 Ağustos 2025
  • Güncel
İSTANBUL - 1 Eylül Dünya Barış Günü’ne dair konuşan kadınlar, “Sayın Öcalan’ın görüşme koşullarının iyileştirilmesi ve özgür çalışma ortamının sağlanması yönündeki taleplerimizi 1 Eylül’de kamuoyuyla paylaşacağız” mesajını verdiler.
 
1 Eylül, İkinci Dünya Savaşı’nın başladığı ve milyonlarca insanın hayatını kaybettiği tarih olarak hafızalara kazındı. O günden bu yana, 1 Eylül “Dünya Barış Günü” olarak anılıyor ve savaşın yıkımına karşı barış ve özgürlük mücadelesinin simgesi haline geldi. 52 yıldır benzer acıları yaşayan Kürt halkı, özgürlük mücadelesinde yeni bir döneme girdi. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat’ta yaptığı “Barış ve Demokratik Toplum” çağrısı, ezilen halklar için yeni bir kapı araladı. Bu yıl 1 Eylül, barış sürecinin etkisiyle halklar tarafından daha güçlü bir umutla karşılanıyor. 
 
Kadınlar, “Bu çağrıyı sahipleniyoruz ve toplumun inşasında aktif rol almak istiyoruz” diyerek sürece katılım iradesini ortaya koyuyor.
 
‘Barış özgür yaşam zihniyetidir’
 
Savaşın, kadınlar için yıkım ve kırım anlamına geldiğini belirten Halkların Demokratik Kongresi (HDK) İstanbul İl Yürütmesi’nden Didem Yılmaz, savaşın toplumun hiçbir kesimine fayda getirmediğini vurguladı. Didem Yılmaz, “Barış sadece bir savaşın sona ermesi değil, özgür bir yaşam zihniyetidir. Barış, tek bir kesimi değil, tüm toplumu kapsar. Barışın değerini Diyarbakır’da, Hakkari’de olduğu kadar Edirne’de, İzmir’de, Manisa’da da hissetmeliyiz. Barış, toplumlar arasında saygı, sevgi ve birbirini önemseme bilincini geliştirmelidir. Sayın Öcalan’ın 27 Şubat çağrısı da bu yönüyle tüm toplumu, inançları kapsayan bir çağrıdır. Ancak özellikle kadınlar açısından doğru şekilde anlaşılması gerekir. Çünkü yeni bir toplum inşasında, demokratik bir barış düzeninin kurulmasında kadınlar merkezi bir rol üstlenmelidir. Bu nedenle biz kadınlar, 27 Şubat’ta yapılan çağrıyı sahiplendiğimizi ve toplumun inşasında aktif bir rol almak istediğimizi ifade ediyoruz” dedi.
 
Newroz ruhuyla mitinge çağrı
 
Empati kurmanın ve acılara ortak çözümler bulmanın yolu olarak barışı işaret eden Didem Yılmaz, yaşanan sorunların temelinde barışın sağlanamamasının yattığını belirtti. Bu yıl 1 Eylül'ü her zamankinden farklı bir ruhla karşıladıklarını belirterek şunları söyledi: “1 Eylül’ün, 8 Mart ve Newroz ruhuyla kutlanmasını istiyoruz. Bir asker annesinin barış talebiyle bir gerilla annesinin talebini birleştirip hep birlikte barış çağrısı yükseltmemiz gerekiyor. Bu yılki en önemli taleplerimizden biri, demokratik toplum çağrısına karşılık somut adımlar atılmasıdır. Sayın Öcalan’ın görüşme koşullarının değişmesi ve özgür çalışma koşullarının sağlanması taleplerimizi de 1 Eylül’de dile getireceğiz. Bu nedenle 31 Ağustos saat 15.00’te Kadıköy Rıhtım’da, ‘Demokratik Toplum İçin Barışa Ses Ver’ şiarıyla gerçekleştireceğimiz mitinge halklarımızı, inanç gruplarımızı; kadın, erkek, çocuk, genç ve yaşlı herkesi davet ediyoruz.” 
 
‘Barış halka anlatılmalı’
 
Dünya Barış Günü’nün kendisi için halkların özgürlüğünü ifade ettiğini söyleyen Tevgera Jınen Azad (TJA) aktivisti Aysel Özbey, barışın anlamı ve sonuçlarının halka anlatılması gerektiğini belirtti. Aysel  Özbey, “Barışın hâkim olduğu bir dünyada, kadınların katledilmediği, halkların haklarıyla, dilleri ve özgürlükleriyle birlikte yaşadığı bir yaşamı hayal ediyorum. 1 Eylül, yaşamayı ve yaşatmayı çağrıştırıyor. Bu nedenle barışın güzelliği, getireceği huzur ve savaşın yıkıcı sonuçları mutlaka halka anlatılmalı” sözlerini kullandı.
 
‘Bir halkın mücadelesine terör diyemezler’
 
Türkiye’nin kullandığı “Terörsüz Türkiye” söylemini kabul etmediğini belirten Aysel Özbey, bir halkın özgürlük mücadelesine “terör” denemeyeceğini vurgulayarak, “Kendi dili, kimliği ve özgürlüğü yasaklanan, katliamlara uğramış bir halkın mücadelesine terör demek doğru değildir. Sayın Öcalan barış için elini uzatmışken, bu eli havada bırakmamak gerekir. Terör söylemi, halkın barışa olan inancını zedeler. Dünyanın hiçbir yerinde, hak ve özgürlük mücadelesi veren bir halka ‘terörist’ denemez. Barış; bir yandan bu kavramı dillendirirken, diğer yandan tutsakları içeride tutarak veya yükümlülükleri yerine getirmeyerek sağlanamaz. Tüm partilerin önceliği barış süreci olmalıdır” ifadelerini kullandı. 
 
‘Bizim davamız barış davasıdır’
 
Barış Annesi Feleknaz Karabaş ise şunları söyledi: “Tüm Kürtlerin barış gününü kutluyorum. Barış ve kardeşlik istiyoruz. Biz annelerin davası, barış davasıdır. Önderliğimiz adım atmıştır, devlet de bu adıma karşılık vermelidir. Halkımız zindanlarda çürüyor, işkence görüyor, çocuklarımız her gün öldürülüyor. Bu devletin sorumluluğudur. Biz elimizi uzattık, o el havada kalmamalı. Barış için Ankara’ya giden annelerimiz, Kürtçe konuştukları için engellendi. Bu da ayrı bir sorun. Kendi dilimizle kendimizi ifade etmemiz gerekiyor. 1 Eylül’de, tüm halklar için barış talebimizi yineliyoruz. Çünkü barış her şeyden güzeldir.”