TJA: Yeniden inşa ile örgütlülüğümüzü büyüteceğiz

  • 09:04 1 Mart 2026
  • Güncel
Rabia Önver-Pelşin Çetinkaya
 
AMED - TJA aktivisti Ayşegül Ayaz, 8 Mart'ı Demokratik Toplum Süreci'nin etkisi altında karşıladıklarını belirterek, yeniden inşa ile örgütlülüklerini büyüteceklerini barış ve özgürlüğü hakim kılmayı hedeflediklerini söyledi. 
 
8 Mart Dünya Kadınlar Günü, kadınların eşitlik, özgürlük ve adalet mücadelesinin simge günü olarak dünyanın dört bir yanında karşılanırken, aynı zamanda erkek egemen sisteme, şiddete, sömürüye ve ayrımcılığa karşı yükselen itirazın da adı oluyor.  8 Mart deklarasyonunu Amed’de açıklayan Tevgera Jınen Azad (TJA), bu yıl “Direnişle özgürleşiyor, demokratik toplumu örüyoruz” şiarıyla alanlarda olacak. TJA deklarasyonun hemen ardından kentin tüm alanlarında çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. 
 
Tevgera Jinen Azad (TJA) aktivisti Ayşegül Ayaz, 8 Mart’a ilişkin konuştu.
 
TJA aktivisti Ayşegül Ayaz , 8 Mart’ı “Direnişle örgütleniyor, demokratik toplumu örüyoruz” şiarıyla karşıladıklarını belirterek, “Bu sene biliyorsunuz içinde bulunduğumuz atmosfer Rojava'daki saldırılar başta olmak üzere Ortadoğu'da Kürt halkının varlığına yönelik çok ciddi tehditlerin olduğu, Kürt halkının ve Kürt kadınlarının çok ciddi soykırım tehdidi ile karşı karşıya kaldığı ve bunun karşısında ulusal birlik ruhu başta olmak üzere bütün dünyada da aslında kadınların ve halkların direnişe geçtiği bir atmosferle karşılıyoruz. Bundan kaynaklı şiarımızı da direniş temasıyla örme kararı aldık" dedi. 
 
TJA Ne yapacak? 
 
8 Mart’ın kadınlar için sadece kutlama olmadığını dile getiren Ayşegül Ayaz, 8 Mart’ı kadınlar için inşa, komün ve örgütlenme alanı olarak ele aldıklarını söyledi. Ayşegül Ayaz, “Adım adım inşayla, adım adım komünle örgütlenerek her alanda örgütlülüğümüzü büyüteceğiz. Varlığımızı Ulusal kimliğimizi bir statüye kavuşturma, bununla birlikte demokratik ulus bilinciyle sistemi örme temelinde bu dönemin eylemlerini örgütleme kararı aldık. Bu anlamıyla bu senenin bütün eylem hattında kadına yönelik şiddetin ve kadın kırım sisteminin aslında ne olduğunun farkına varılması, buna karşı mücadele yol ve yöntemlerin kadınlar eliyle nasıl inşa edileceğinin, bunun öz savunmasının bilinç başta olmak üzere örgütleme ile nasıl gerçekleştirebileceğinin tartışmalarını yürüteceğimiz atölyeleri yoğunca yapma planlamaları aldık. Bu anlamıyla bütün kentlerde, Kürdistan'da ve Türkiye'nin bütün kentlerinde, ilçelerinde, köylerinde kadınlarla birebir buluşmayı, ev ziyaretleriyle, mahalle toplantılarıyla, köy toplantılarıyla öz savunmamızı örgütlenme bilinciyle ve eğitim bilinciyle gerçekleştirmeyi hedefliyoruz” dedi.
 
'Sayın Abdullah Öcalan özgür olmalı'
 
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın başlattığı Barış ve Demokratik Toplum Süreci'ne işaret eden Ayşegül Ayaz, "Bir sene boyunca kadınlar alanlardaydı. Barış ve Demokratik Toplum Manifestosu başta olmak üzere, sürecin kendisini anlama, inşa edilecek toplumsal sistemi bilince kavuşturma ve bu sistemi komünler aracılığıyla örme temelinde çok yoğun çalışmalarda ve eylemselliklerde bulundu. Geride bıraktığımız bir yıl bu anlamıyla çok yoğun ve dolu dolu bir yıldı. Biz önümüzdeki dönemi de sadece inşa ile değil, aslında inşa ile birlikte her yerde taleplerimizi yükseltebileceğimiz devlet sistemini de o anlamda çözüme çağıracak eylemselliklerde bulunacağız. Biz 2026 yılının Sayın Abdullah Öcalan'ın kesinlikle fiziki özgürlüğüne kavuştuğu, bu anlamıyla Barış ve Demokratik Toplum Süreci'nin mutlaka başarıya ulaştığı, bununla birlikte Rojava Kürdistan'ının bir statüye kavuşması gerektiği bir yıl olarak hedefliyoruz” ifadelerini kullandı.
 
‘Kürt kadınları dünyada bir ivme yakalandı'
 
Yapılan eylem ve etkinlikler ile birlikte sürecin gidişatını da belirleyeceğini ifade eden Ayşegül Ayaz, kadınların bu anlamda inanç ve mücadele kararlılığının yüksek olduğunu söyledi. Ayşegül Ayaz, “Biz deklarasyonumuzda da kimi temel başlıkları işledik. Bugün sadece Kürdistan ya da Orta Doğu coğrafyası açısından değil, dünya kadınlarının karşı karşıya olduğu çok ciddi bir kadın kırıma gerçekliği var. Bugün ortaya saçılan dosyalar, belki Epstein davalarıyla biraz daha magazinselleştirilmeye çalışılan, aslında belli boyutlarıyla da içi boşaltılmaya çalışılan bir sistem var ama biz bu tarz durumların aslında tarihten bugüne kadar bütün coğrafyalarda kadınların karşı karşıya kaldığı durumlar olduğunu biliyoruz. Bu yüzden bugün burada öreceğimiz direniş hattı sadece Kürdistan açısından değil. Kürt kadın özgürlük hareketi dünyada bir ivme yakalamış” dedi.
 
‘Özgürlüğü birlikte kazanalım’
 
Ayşegül Ayaz, Jineoloji öncülüğünde eğitsel ve bilinç anlamındaki faaliyetleriyle gerçekten dünya ön açan bir yerde bulunduğunu belirterek, “Nerede olursak olalım gerçekleştireceğimiz bütün eylemselliklerin sadece kendimiz için değil aslında kadın cinsinin özgürleşmesine dair çok ciddi bir itiraz, çıkış ve bir özgürlük adımı olduğunu iyi bilmek gerekiyor. Bu anlamıyla elbette ki çağrımız sadece Kürt kadınlarına değil demokratik ulus bilinciyle kendini var eden, demokratik ve eşit bir yaşamı savunan, özgür bir yaşamı savunan bütün kadınların özgürlük yolunun bu manifesto çerçevesinde örüleceğinin çok bilincindeyiz. Kendi çalışmalarımızı da sene boyunca sadece 8 Mart'ta değil, bu bilinçle ve bu kararlılıkla örmeye devam edeceğiz. Ben son olarak bütün kadınları bugünden başlamak üzere direniş alanlarına, atölyelere, eğitim alanlarına, kendi öz savunmasını, bilincini güçlendirecek bütün zeminlere davet ediyorum. Yanımızda birlikte yürüyelim, güçlenelim ve özgürlüğümüzü birlikte kazanalım” diye konuştu.